Parkura vardığımızda gözlerime inanamadım. Engeller, hareketli hedefler ile burada tam bir eğitim ortamı yapılmıştı. Gözlerim fal taşı gibi açık parkuru incelerken Oliver beni parkurun ortasına götürdü ve beni orada bırakıp küçük bir odaya girdi. Mikrofondan konuşmaya başladı.
“Savaş başlıyor Amy. Kırmızı bayraklı kulübede rehine var ve onu kurtarman gerek. Karşına ne çıkar ise öldür yoksa sen ölürsün. Oyun başlasın.” dedi ve bir siren sesi duyuldu. Ne yani ben bir savaşın içinde miydim şimdi. Tüm bunlar da ne demek oluyordu diye düşünürken bana doğru devasa bir adam koşmaya başladı. Elinde balta tutuyordu. Zihnimi hemen topladım ve oku yaya yerleştirdim. Hiç tereddüt etmeden oku bıraktım. Ok adama saplandı ve adam yere düştü. Bu benim ilk kurbanımdı. Düşünmeme fırsat kalmadan iki kişi daha üstüme doğru koşmaya başladılar. Hemen bir kayanın arkasına saklandım ve okları hızlı bir şekilde yaya yerleştirip iki kişiyi daha vurdum. Şu anda acıma duygusuna yer yoktu. Bu düşünceler aklıma nereden geliyordu bilmiyordum fakat beni çok güçlü hissettiriyorlardı. Birden aklıma Oliver’ın dediği rehine geldi. Saklandığım kayanın arkasından gözlerimle etrafı taradım. Kulübeyi bulmuştum ama kahretmesin ki bana olabilecek en uzak yerdeydi. Etrafı kolaçan ettim. Görünürde hiçbir şey yoktu ama aklıma enkazların arkalarına gizlenebilecekleri geldi. Sağ tarafımda ve beş metre ötemde bir okçunu ağaçta saklandığını fark ettim. Yayını germişti, anlaşılan benim çıkmamı bekliyordu. Ona istediğini verecektim ama benim de elim su toplamıyordu. Üç metre ilerimde bir kaya daha vardı. Saklanmak için idealdi. Etrafıma baktım, görünürde bir şey yoktu. Ağaçtaki okçuyu vurduğum gibi o kaya saklanmak için iyi bir yer haline gelecekti. Oku yaya yerleştirdim ve yayı gerdim. İçimde bir enerji birikmişti. Nefes alıp vermem yavaşladı tüm konsantrasyonum adama odaklanmıştı. Ayağa kalktım ve oku bıraktım. Ok adama saplandı ve adam yere düştü. Yerimden kalktım ve var gücüm ile ilerideki kayaya koştum. İleriden beş tane yaratık bana doğru geliyordu. İnsanlar bitmişti ve şimdi sıra canavarlara mı gelmişti? Tanrım sen yardımcım ol. Yaratıklardan iki tanesi önden koşuyordu onları vurduktan sonra işim daha kolaylaşacaktı. Hemen okları yerleştirip beşini de sırayla vurdum. Artık rehineyi kurtarmanın vakti gelmişti. Etrafı kolaçan ettikten sonra koşmaya başladım. Tam kulübeye yaklaşmıştım ki karşıma bir insan çıktı. Elinde kılıç vardı. Bu hiç adil değildi ama bir savaş ne zaman adil olmuştu ki? O an keşke silah seçseydim diye düşündüm ama gözüme öldürdüğüm beş canavardan birinin elindeki kılıcı takıldı. Çevik bir hamle ile kılıcı yerden kaptım. Nasıl kullanacağımı bilmiyordum. Kendimi tam bir beceriksiz gibi hissediyordum ama o sırada aklıma bir strateji geldi. Bir kaç kılıç darbesi vurup uzaklaşabilir ve yeterli uzaklığa geldiğimde okumu fırlatabilirdim. Kılıcı elimde sıkıca tuttum. Bir kaç darbe vurdum ve uzaklaşıp okumu fırlattım bu da ölmüştü. Vücutlarının bu kadar güçsüz olması beni şaşırtmıştı. Kulübenin kapısını açmayı denedim ama kapı kilitliydi. Aklıma filmlerdeki ayakla kapıyı kırıp yapılan havalı girişler geldi. Biraz geri çekildim ve kapıya tekme attım. Tanrım ayağım! Benim neyime ki havalı giriş. Kapıya bir çizik bile olmamıştı ama benim ayağım kırılmış gibiydi. Dayanmaya çalıştım ve yerden bir taş alıp cama fırlattım. Cam kırıldı ve camdan içeri girdim. Tam içeri girerken ayağımı biri tuttu. Az önce incittiğim ayağımı yakalamıştı. Bir iki kere ayağıma bıçak batırdı zaten acıyan ayağımı şimdi hissedemez olmuştum. Adama tekme attım ve oklardan birini elime alıp fazla düşünemeden adamın gözlerine batırdım. Son kez tekme atınca adam acı içinde yere düştü ve kafasını taşa çarptı. Bu kadar psikopat olduğumu bilmiyordum ama sonuçta bu bir savaştı. Tökezleyerek rehinenin yanına gittim. Bu küçük bir kızdı. Hemen ellerini ve ayaklarını çözdüm ve dışarı çıkardım. Siren sesi çaldı ve savaş sona erdi. Bacağımdan bir düzine vampiri doyuracak kadar kan çıkıyordu. Oliver ve Isaac gülerek yanıma geldiler. Oliver;
“Güzel işti Amy. Tahmin ettiğimden daha hızlı öğreniyorsun. Okları gözlere batırman iyi bir hareketti.” dedi ve küçük bir gülcük attı.
“Sevindim.” diyebildim ve birden etraf kararmaya başladı.
Bölümü okuduğunuz için teşekkür ederim :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Monster Hunter
Fantasia"Zamanım tükeniyor. Peşimdeki adam çok hızlı, Tanrım yardım et!" Amy sıradan bir şekilde hayatını yaşarken bir anda olaylar tersine döner. Tanıştığı insanlar, yaşadığı çevre, ailesi ve geçmişi. Bir anda hepsi değişir ve Amy gerçeklerle baş başa kalı...
