3. Bölüm - Beni eş olarak görmemiş -

6.4K 552 402
                                        

Bilincim yavaş yavaş kendine gelirken hızlı olmayacak bir şekilde gözlerimi açmaya başladım. Bulanık görüşüm ardında beni inceleyen bir yüz vardı. Gözlerimi tekrar kapatıp yeniden açarak önümde ki bulanıklığın geçmesini bekledim.

Endişeli gözlerle yüzümü inceleyen Baekhyun görüş alanıma girdiğinde uzandığım yataktan kalkmaya çalıştım. Eve gitmek ve yalnız kalmak istiyordum.

"Ne oldu bana?"

"Bayılmışsın hyung. Bugün kahvaltı bile yapmadın değil mi?"

"Eve gitmek istiyorum."

Kalkmak için harekete geçtiğim an elleriyle omuzlarıma bastırıp tekrardan uzanmamı sağlamıştı. O kadar halsizdim ki karşı çıkacak gücü dahi bulamamıştım kendimde.

"Hiçbir yere gidemezsin! Önce yemek yiyeceksin sonra da seninle güzelce konuşacağız, tamam mı?" Çaresizce kafamı sallayıp sırtımı yatak başlığına yaslamıştım. Birilerine karşı gelemeyecek kadar yorgun hissediyordum.

Yatağın yanındaki mavi sehpanın üzerinde duran ince tepsiyi alıp bacaklarımın üstüne bırakmıştı. Dumanı tüten yulaf lapasından bir kaşık alıp üfleyerek soğutmaya çalışmıştı. Bir kaç üflemeden sonra kaşığı dudaklarıma sürtüp ağzımı açmamı beklemişti. Yoğun lapanın boğazımdan akıp gitmesine izin verip hafifçe gözlerimi yummuştum.

"Size yük oluyorum." sessizce mırıldandım. Artık ağzımı açıp konuşacak kadar bile güç bulamıyordum kendimde. Çaresiz, yalnız, tükenmiş ve bitkin hissetmek, çok zordu. Bütün bu zorluklara sebep olan şeyin ise en çok sevdiğin olması... bunun verdiği acıyı açıklayacak yeterli bir tanım henüz bulamıyordum.

"Saçmalama lütfen."

"Chanyeol'u yordum şu an seni de yoruyorum. Zorluk çıkarmaktan başka bir işe yaramıyorum."

Umutsuzca kafamı eğip gözlerimi sımsıkı kapatmıştım. Ağzıma zorla sokulan kaşıktan sonra boğazımdan akan sıcak sıvı ile zorlukla yutkundum. Zaten yeterince acı çekiyordum bir de üstüne boğaz ağrım çıkmıştı!

"Yandım Baekhyun!"

"O kadar sinirimi bozuyorsun ki kaşığı üflemeyi unuttum!" Bacaklarımın üstünde duran tepsiye dikkat ederek koşar adımlarla pencere kenarında bulunan çalışma masasına ilerledi. Soğuk su ile doldurduğu bardağı dökmemeye dikkat ederek bana getirirken, yanan boğazımın acısından dolayı dolan gözlerimi kırpıştırıp ellerimi çırparak ağzımı havalandırmaya çalışıyordum. Sonunda Baekhyun'un dudaklarıma dayadığı bardağı yıllarca su içmeyen bir bedevi gibi hızlıca yudumlamıştım.

"Geçti mi hyung? Yoksa yanmaya devam mı ediyor?" Ağzımı açıp içine bakmaya çalışan Baekhun'u ittirip ellerimi savunmak için önüme uzattım.

"İyiyim iyi, geçti şimdi."

"Affedersin hyung, cidden isteyerek olmadı." Bardağın dibinde kalan son su damlalarını da içip bardağı Baekhyun'a uzatıp saçlarını okşamakla yetindim. Cevap vermeme gerek yoktu, isteyerek yapmadığını biliyordum.

"Chanyeol bana bir şey söyledi, doğru mu?" Tekrardan doldurduğu kaşığı dudaklarına götürüp üflemeye başlarken soru sormayı da ihmal etmemişti. Kafamı sallayıp tekrar cevap vermeden uzattığı kaşığı kabul ettim.

"Bunun senin için ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorsun değil mi?" Kafamı salladım yine. Zaten ölmek istiyordum, bilmem lehime idi.

"Benim buna izin vereceğimi düşündün mü?" Gözlerimi devirdim. Başkalarının ne düşündüğünü önemsemiyordum.

MissingBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin