Eve gelip yattım. Olaysız, dertsiz tam 1 hafta geçti. Asıl olaylar bundan sonra başlayacakmışta benim haberim yokmuş yıllar sonra anlatıyoruz işte.
O gün, yani yangın olayından sonraki hafta bilgisayarda araştırma yapıyordum. Dünyadaki yer altı mezarlarıyla ilgili. Paristeki en çok hoşuma giden şimdilik. Bir daha ki yaz gezeceğim, emreyide götürmem gerek ödlek herif kimbilir nasıl korkar hayali bile eğlenceli diye düşünüyordum ki... Zil çaldı aaah! emre. Telefonu kapattık yine huzur yok be kardeşim, yok kurtuluş yok niye uğraşıyorum ki.Yardımcılarımızdan nalan abla kapıyı acmaya gidiyordu ki, ben bakarım dedim.
Açtımm... Tabiki emre
-Hoşgeldin kardesim. Nittin?
-Ben iyiyimde sen hayırdır telefonda kapalı.
-Oglum kafamı dinlemek istiyorum yok birsey.
-Vaay o zaman ben gideyim nihat, kafanı dinle sen.
-Off saçmalama ne lan bu kız gibi tripler hey Allahım ya! Git hadi yürü git.
Birden degisen yüzü ve tepkisiyle, gülerek sorma kardeşim ipek 7/24 böyle çok kötü dedi.
-Kötü mü berbatmış lan.. Ama müstahak sana :)
-Ya bu kızlar ne karmaşık yaratıklar arkadaş ya! İpekle ilişkimdeki dengem, yeminle türkiye ekonomisinden, (istanbul borsası ) imkb den bile daha dengesiz.
-O kadar vahim mi durum la dedim gülerek :)
-Öyle kardesim canım sıkıldı. Hadi kalk bi dısarı çıkalım bizim can, cafe açacak burda. mekana takılmaya gidicez kafamız dagılsın.
-İyi çıkalım kardesim hadi o zaman...
Follow me reis dedi emre. Ana ingilicce mi ögrendin la sen... :))) dalga geçtim. arabamla emreyi takip ettim çok yavaş kullanıyordu sıkılmıştım.
Mekana geldik. içeri girdim, girmeyeydim iyiydi.
Aslının ne işi var burda emreeee diye kükresemde içimden, ona seni öldürmek istiyorum der gibi bakmakla yetindim. Çünkü hem aslının hem ipeğin gözleri üzerimizdeydi. Hani tripliydi bu mala, bu kız. Ulan emre, 3 gün katıksız odunu hakettin gene...
Masaya dogru ilerledik emreyle.
Emre: hayatım hoşgeldiniz
İpek: hosbulduk tatlım, naber nihat nasılsın görüsmeyeli.
İyi sizden naber dedim soguk bir tonda, oturdum.
Aslı elinde siyah bir poşet tutuyordu. Oturdu kucagına yerlestirdi. Sen nasılsın aslı diye sordum. Gülümsedi, ah gamzesi varmış dudağının kenarında... Cok güzeldi gülüsü. İyiyim tesekkür ederim sen dedi. Bende iyiyim sagol dedim. Ne kadar resmiydik işte buydu istediğim :) ic sesim nah bu diyordu ama duymazdan geldim zira bu kıza gülümsemem bile derinime ihanet olmuyor muydu?
İpek: emree hayatim cilekli nargile istiyorum beeen..
Emre: tamam canim ben söyleyeyim dedi.
İpek: ya emre gelsene sana bir sey söyleyecegim dedi kalktı.
Ben gideyim işim vardı zaten dedim.
İpek : yok yok otur, cok kısa ya hemen gelicez dedi ve emrenin kolundan cekerek uzaklaştırdı.
Yine aslı hanımla yalnizdık, aman ne şahane. Partida olanları hatırlayınca cenem kasıldı kendime sinirimden.
Aslı: nihat bu senin deyip poşeti bana uzattı, ceketin dedi.
A unutmusum ben sagol dedim.
Aslı: sana bir tesekkür borcum var. Beni o aksam kurtardığın için. Cok teşekkür ederim dedi.
Önemi yok! Yapmam gerekeni yaptım, zaten benim yüzumden kaldın orda. Sanırım sana bir özür borcum var, O gece olanlar için üzgünüm. Ben pek kendimde değildim dedim.
Asli: sorun degil. Kendini suclama senin yüzünden değil hem ruh halini nasıl hissettiğini anlıyorum dedi.
Neyi anlıyordu Allah aşkına, bunu yaşamayan anlayamazdı ki. Böyle düşünürken. Sagol dedim sadece.
Aslı: şey nihat telefonunu alabilir miyim? İstanbula geldiginizde haberlesiriz, hem sizin kalacağınız ev, ipekle benim evimede cok yakın aynı site icinde dedi.
Hiç istemesemde telefonunu elime alip numarami yazdim ve geri uzattim.
Gün ışığında sade haliyle, masmavi gözleri ve sarı saçlarıyla gerçekten çok güzel görünüyordu... Oturmasını kalkmasını bilen ve az konusan hoş bir kızdı. İc sesim bu şekilde son hızla saçmalarken...
Emre ve ipek nargileler ile geldiler. 4 tane orta boy nargile. Emre ve ben naneli, ipek ve asli cilekli.
Aslıda iciyordu bu hosuma gitmemisti, amaan banane elin kızından.
Sohbet muhabbet nargileleri tüttürürken. Ayarsız, dengesiz birden, burdan at binmeye çiftlige gidelim mi kızlar dedi. Tabiki bunu diyen kim emreee ömrümü yidin, yidin.
İpek süper olur askımmm derken, aslı ben gelmesem dedi.
Aferin kız gelme, gelme bende gitmem sen yoluna ben yoluma ne güzel hayat oh emresiz dedim. Tabi içimden.
İpek : aaa kuzummmm olmaaaz sensiz gitmem dedi.
Ya bu ipek valla mal! ağza bak ağza, su konusma biçimine bak.
Emre: hepimiz gidelim işte bozmancalık yok dedi.
Tam güzel itiraz cümlelerime başlayacaktım ki.... Aslı benden önce davrandı. Ya seyy aslında ben atlardan korkuyorumda ipekte biliyor aslında bunu dedi iğneleyici bir tonda.
Atlara çok düşkün olan ben sasirmıstım. Neden korkuyorsun ki dedim.
ben 7 yaşındayken babam at çiftligine götürmüstü beni. En uysalını istiyorum kızıma dedi. Bindim babamla birlikte biraz dolaştık sakince, sonra babam indi. Bende çok sevmiştim inmek istemiyordum, birden huysuzlandı hayvan ve sırtından attı beni
O gün o kadar korktum ki bir dahada binemedim iste dedi.
Emre: gülerek :))) eee baba sözü dinlemezsen aslıcımmm dedi. :) ya bi sacmalama bunun icin korkulur mu gel seni atlarla barıştırsın nihat, dilinden iyi anlar atların dedi.
Bu emre benim elimde kalacak, du bakalım ne zaman.
Asli: tamam gidelim binmem izlerim dedi.
Bana hic sorulmuyordu zaten bakalım ben istiyor muydum? Su kızlar gitsin alcam ifadesini emrenin. He tabi emrenin dilini anlıyorum ben atlar ne ki dedim.
İpek salak salak suratima bakarken, asli anlamıs yine gamzesini çıkarmıstı dudağının kenarında :) gülüşünü yesinler of ne diyorum lan ben.
İç sesimle kavgayı bırakıp, hadi gidelim o zaman dedim...
Cıktik, ipek emrenin yanina bindi, aslida arka tarafa yöneldi kapıya uzanıyordu ki...
Aslicım arka kapilarda problem var, sen nihatla gel istersen dedi.
Asli: bakayım deyip kapıya uzandı açılmadı. Emre problemi buldum kapının içerden kilidi manuel oturtulmus sanırım ondan acılmıyor dedi.
Emre tabiri caizse g.t olmuştu. Aaa öylemi olmus hiç farketmedim dedi actı kapıyı.
At ciftligine vardık biraz dolasıp atlari sevdik. Aslı yaklaşmadi pek. İpek ve emre bindiler, kendi aralarında gülüşüyorlardı.
Bende binecekken vazgectim. Aslıya seslendim.
Aslı! Gelsene dedim.
Aslı :Allahım kalbimin sesi dışardan duyuluyor mu acaba? Diye düşünürken geliyorum dedim.
Yanıma gelmisti, aslı bak bu kasırga benim atım bakma ismine cok sakindir dedim bir adım geri cekildi.
Kormana gerek yok dokun, sev hadi onu sevildigini hisseder istemezsen yürümez bile dedim. Uzatti elini yaklastırdı yüzüne korkarak hızla geri çekti elini.
Ve olduğu yerdede geri geri gitmeye başladi. Tam düşecekti ki elini tutup kendime cektim ve gögsüme çarpti. yüzüyle yüzüm arasında 2 cm ya var ya yoktu, dudaklarınin arasindan sıcak nefesi dudaklarıma çarpıyordu. Nefesi çilek kokuyordu. Ve deli gibi atan kalbini hissetmiştim. Neden bu kadar hızlı atıyor ki? Korktugu için mi, başka birsey mi? Benim kalbim mi yoksa lan bu hissettigim. Yok daha neler olamaz öyle sey, mühürledim ben kalbimi. Bir daha sevemem ve ayrıca bıt bıt öten iç sesim, Ne yapayim yani düsse üstü basi rezil olacakti. Tutmasaydımda düşsemiydi kız. Ayrılmiyorduda şaşkındı, geri çekildim bıraktım ates topu elini. Düsecektin ben o yüzden dedim.
Asli : vicdansızın oglu ne güzel cektin beni kendine be! Kalbimi duydu mu acaba boğalar tepiniyordu orda...
Sagol, düşsem hic iyi olmazdı dedi gülümsemeye çalısarak.
Eli,ne kadar da sıcaktı. kıpkırmızı olmuş yanaklarıda. Bembeyaz teninde, kırmızı yanaklar. kahretsin çok hoş görünüyordu gavurun kızı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAKLI KALAN
General FictionBen Derin'i kaybedeli 821 gün oldu. ...Kaybettik! O an taş kesilmiştim. Nasıl denir, acının nefes alan haliydim! ### Adamın gözlerinden firar ediyordu gözyaşları yavaş yavaş, Derin! sen? Hikayemi okurken kaybetmenin acısına ve aşkın en güzel halin...
