Fatih:
Buz ankası varlığı tartışılan bir canavardı. Normal ankalar daha önce nadirde olsa görülmüştü. Slime ve ejderha arasında bir güce sahip bu varlıklar basitçe önlerine geleni kül haline gelene kadar yakarak savaşıyordu ama buz ankaları öyle değildi. Bu canavarlar soğuk bir ateş yayıyor ve yaktıkları şeyleri hem donduruyor hemde çürütüyordu. Tabiki bu sadece bir defa görülen bir şey olduğu için masal kitaplarıyla kalmıştı.
Şimdi ise Astev'in bu güce sahip olduğu ortaya çıkmıştı. Tabiki Matsu bu dünyaya geldiğinden beri adam akıllı araştırma yapmak yerine her şeyi şuan uyuyan İkeze sorduğu için bunu bilmiyordu. Eğer İkez şuan uyanık olsaydı büyük ihtimal şöyle derdi:
"Bön bön bakacağına kaçsana geri zekalı kızıl küreni tam güç kullanabilene veya ona benzer bir güç elde edene kadar da ona bulaşma!"
Moki ise dünya konularına çok alakadar olmadığı için anka mevzusunu bilmiyordu ama Astevden gelen tehlikeyi hissetmişti
Astev elini öne uzattı ve buzdan dikenli bir top oluşturarak bunu Matsu'nun suratına fırlattı. Buz topunun hızı Matsu'nun görebileceği ama kaçamayacağı bir hızdaydı. Tam dikenli buz topu yüzüne çarpacağı sırada Matsu yana doğru eğilip kaçmaya çalıştı. Buna rağmen buz sol kulağının yarısını kopararak arkasındaki duvara çarptı , bu olay tıpkı küçük çocukların kışın mahalle maçı yapması ve o malum topun birinin kulağını sıyırmasına benziyordu.
*şıp şıp
Matsu'nun kulağından damlayan kan sesi o sessizliği bozan ilk şey oldu. Bu dünyaya geldiğinden beri aldığı ilk ciddi yaranın bu olduğunu ve acıyı da hesaba katarsak bir anlık duraksaması oldukça normaldi ama bu duraksama sırasında Astev ikinci çivili buz topunu çoktan Mokiye atmıştı.
Moki Matsuya kıyasla daha hazırlıklıydı ve bu saldırıyı bekliyordu. Çoktan etrafını beyaz bir şekilde parlayan bir bariyere sahipti. Bu bariyerin kaçınmasına biraz bile yetecek kadar zaman kazandırması lazımdı. Dikenli buz topu bariyere çarpmak üzereyken son anda patlayarak binlerce keskin buz parçasına dönüştü ve Moki'nin bariyerine çarptı. Bariyer parçalanırken sayısız buz parçasını durdurmuş olsada arkadan gelen buz parçaları vücuduna saplanmıştı.
"Güzel güzel en azından bir saldırıma dayanabiliyorsunuz ama bir dahaki sefere bu kadar kolay olm-"
Astev konuşurken Matsu tüm gücüyle ileri atıldı, envanterinden elementel kılıcını aldı ve onu ölüm aurası ile doldurdu. Bu kılıç dokunduğu her şeyi yok edecek olmasada zararlı olduğu kesindi. O sırada Matsu'nun kılıcı diğer elementlerde olduğu gibi şekil değiştirdi yapısı daha kemiksi oldu ,rastgele siyah ışıklar yaymaya başladı ve kabzasında ters bir kafatası belirdi. Matsu'nun sürpriz saldırısından kurtulabilecek kişiler bir elin parmaklarını geçmezdi ne yazıkki Astev bu kişilerden biriydi ama kurtulabilecek olsa bile bunu karşılayamazdı.
Astev hızlı bir şekilde geriye çekilerek Matsu'nun kılıcından kaçındı ve Matsu'nun envanteri gibi kendi kullandığı bir boyuttan buzdan bir kılıç çıkardı. Büyük ihtimalle alışkanlıktan buzdan kılıcını iki eliyle önünde tuttu ve savaş pozisyonu aldı. Matsu bu sırada hala vücudundan buz parçalarını çıkaran Moki'ye baktı ve bağırdı:
"Lan köle boş boş duracağına şuna dalsana"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Undead Crown
FantasyHayattan sıkılmış ve umudu kalmamış elli tane insan aynı anda dünyadan göçmeyi ister ve canı sıkılmış bir tanrı onların bu isteğini duyar "hepinize rastgele özel yetenekler bahışedildi şimdi siz işe yaramazlar bu yeni dünyada yaşayın ve beni eğlendi...
