Lacertilia gözleri ağlamaktan şişmiş bir şekilde bir hastane yatağının başında oturuyordu.
"Onun için yapabileceğiniz hiç bir şey yok mu doktor ?"
Dedi ve sandalyenin biraz arkasında bulunan doktora baktı.
"Üzgünüm ama hasar seviyesi çok yüksek vücudunun pek çok yerinde ciddi kırıklar var . Büyüyle bile elimizden bir şey gelmez."
Lacertilia iki elini ağzına götürüp ağlamaya başladı
"Olamaz"
Yatakta alçılar içinde yatan Matarama bu hüzünlü sahneyi görünce ağzını açıp konuşmaya başladı:
"Ulan şu aptal taş için endişelendiğinin yarısı kadar benim için endişelenmedin!"
Lia ağlamayı kesip pis pis Mataramaya baktı.
"Sensin aptal taş cıvık vampir. Canıtın kadar iyi bir evcil taş bulamazsın bir kere ama şimdi....ama şimdi o bütün bu kırıklarla beraber senin gibi cıvık bir vampir ile aynı odada kalmak zorunda!!"
Matarama sitemkâr bir ifadeyle devam ettiÇ
"Bu kırıkların sorumlusu kim sence hem benim hemde Canıtın'nın vücudundakileri diyorum?"
Lia'nın o güzel yüzü düştü, mükemmel buz mavisi gözlerinde sabah çiğleri gibi damlacıklar belirdi ve tekrar ağlamaya başladı.
Lacertilia'nın kişiliğini açıklamak çok da zor değil aslında. Tam anlamıyla bir çocuk sayılabilir kötü olduğunu düşündüğü şeylere tahammül edemeyin , ilginç ve eğlenceli şeyleri seven, basit şeylere bile çok bağlanabilen , aşırı hevesli ve babasını çok seven çalışkan küçük bir çocuk. Bu yüzden de "Evcil" taşın üzerinde kırıklar oluşmasına çok üzülmüştü , sadece biraz sert oynamıştı neden bu kadar çok kırık oluşmalıydı ki ?
......................
Canıtın için uygun bir cenaze töreni yapıldıktan sonra Lacertilia hala mutsuzdu bu yüzden Fortipi onun neşelenmesi için dondurma almaya götürüyordu. Pek belli etmese de Lia ile oda arkadaşı olduğu için okulda kimse ona bulaşmaya cesaret edemiyor hatta yağ çekmek için sıraya bile giriyorlardı. Dondurma tezgahının önünde bulunan o uzun sıra Liayı görünce anında dağıldı
"İki top kelaklı dondurma lütfen."
Lia ve Fortipi dondurmalarını almış ve okulun içindeki bahçelerden birinde bir bankta oturmaya karar vermişlerdi. Dondurma ile Lia biraz daha iyi gözükmesine rağmen hala üzgün olduğu belli oluyordu evcil bir taşın ölümünün acısı kelaklı dondurma ile bile tam düzelmiyordu.
Lia tam gidecekken bir ses duydu:
"A-affedersiniz m-meleğin so-soyuna sahip olan k-kişi siz misiniz acaba ?"
Konuşan kişinin sesi kısık olmasına rağmen anlaşılan bir konuşmaydı. Konuşan kişi her ne kadar kendini küçültmeye çalışıp utangaç bir pozisyonda dursa da uzun bir boya sahip olduğu belliydi , tabiki kendi yaşına göre, güzel sarı saçları vardı ve kahverengi gözleri ile uyumlu normal bir yüze sahipti. Biraz sivri ve uzun kulaklara sahipti elf kulakları gibi değil daha çok iblis veya succubus kulakları gibiydi ve görüntüsünü tamamlıyordu. Üstündeki kızıla çalan sarı ve kırmızı tonlarının hakim olduğu elbise ve bileklerindeki zincirli demir bilezikler ile (kelepçe gibi ama birbirine bağlı değil) asil bir havası da vardı.
"Evet benim"
Lia kollarını göğsünün önünde çapraz şekilde bağlayarak her zamanki öz güveni ile dedi. Karşındaki bir asil veya başka bir şeyse ne olmuş yani o kimseye karşı olduğu kişi dışında davranmayacaktı.
Sarı saçlı utangaç kız bunu duyunca gözleri parladı ve şöyle söyledi:
"B-b-ben Lu-luna b-benimle arenaya ge-ge-gelir misin ?"
Luna kelimeleri oldukça çekingen bir şekilde söylemesine ve hatta kekelemesine rağmen yüzünde kararlı bir ifade vardı .Sanki Lia kabul etmese onu zorla kollarından tutup arenaya fırlatacak gibiydi.
Lia bu ilginç kız ile karşılaştığında üzgünlüğünü ve Canıtın'ı unuttu şuan aklında ki tek şey karşısında duran ve açıkça ona meydan okuyan bu kızdı ama yinede emin olmak için gülümseyerek sordu:
"Bana meydan okuyorsun değil mi ?"
Luna birşey demedi ama başını yukarı aşağı sallayarak onayladı.
Lia derinden gelen bir kahkaha attı bu bir ilkti tamam daha önce birileriyle dövüşmüştü hatta çoğunun pestilini bile çıkarmıştı hatta Matarama gibi ona meydan okuyanlar bile vardı ama kimse bu kadar utangaç olduğu halde ona meydan okumamıştı .Bu kız cidden çok değişikti hatta onun seveceği yeni bir arkadaşı olabilecek kadar değişik.
"Tamam o zaman hazırlanmam için bana kısa bir süre, yarım saat ver, daha sonra arenada buluşuruz tamam mı ?"
Luna gene başıyla sessizce onayladı
D.n:Yazar eline sağlık dışında 8 yorum istiyor
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Undead Crown
FantasyHayattan sıkılmış ve umudu kalmamış elli tane insan aynı anda dünyadan göçmeyi ister ve canı sıkılmış bir tanrı onların bu isteğini duyar "hepinize rastgele özel yetenekler bahışedildi şimdi siz işe yaramazlar bu yeni dünyada yaşayın ve beni eğlendi...
