Yorum istiyorum~
Jungkook'u kendi evinde, şaşkınlık içerisinde bırakıp kaçalı bir hafta, 168 saat, 10,080 dakika, 604,800 saniye olmuştu.
Dakikaları hatta saniyeleri sayar duruma gelmiştim, onu orada o şekilde lafını bitirmesini beklemeden bırakmam ona nasıl hissettirmişti acaba?
Özür dilerim Jungkook, fakat bir şeylerden emin olana kadar bu şekilde devam etmeli.
Dudaklarımı büzerken saçlarımı kaşıdım.
Bu bir haftada sadece derslere girip aylak aylak ortalıkta dolaşıyordum. Düşüncelerim her an değişiyordu. Bazen Doğu Lisesine gidip Jungkook'u bulmamak için kendimi zor tutuyordum. Tamam iyice psikolojim bozuldu ve bu bozuk psikolojimi toparlayamıyordum.
Hoseok hyung ve Seokjin bu durumumu onaylamıyorlardı.
Tamam, zombi gbi dolaşıp sadece boşaltım sistemi ve yemek yeme ihtiyacını umursayan bir arkadaşa sahip olsaydım bende böyle tepki verirdim.
Tepsinin yanındaki çubukları elime aldım ve önümdeki rameni karıştırdım.
Yemekhane seslerle kaynıyordu ve bu bile başımı ağrıtmaya yetmişti.
Seokjin başını kaldırmaya ve nefes almaya tenezzül etmeden yemeğini yiyordu. Hoseok hyung bir yandan telefonuyla uğraşıp bir yandan az da olsa bir şeyleri ağzına sokuyordu.
Yoongi hyung ise... bir haftadır okula gelmemişti.
Ne mesaj attım ne de aradım onu, umurunda değilsem umurumda değilmiş gibi davranmaya çalışıyordum ama lanet olsun ki umurumdaydı.
Yoongi hyungu aklımdan çıkartmaya çalışarak bir şeylerden konu açıp sessiz ortamı biraz olsun bozmakla uğraştım.
"Seokjin şirket işleri nasıl gidiyor?" diye sordum suyumdan bir yudum alırken.
Omuzlarını silkerek sos bulaşan dudaklarını yaladı.
"Asistanım olmasa zaman geçecek gibi değil ama idare ediyorum işte."
Uzun zamandır sabah onu bırakan arabadan gözlerinden kalp fışkırarak iniyordu ve bu yüzden o asistanın kim olduğunu merak etmeye başlamıştım. Seokjin'e güzel hissettirdiği kesindi.
Onaylar bir mırıltı çıkardım ve yemeğime geri döndüm.
"Senin neyin var Tae?" Hoseok hyung sonunda elindeki telefonu masaya bıraktı ve bana dönerek konuştu. Asosyalliğin dibine vuran arkadaşlardık ve vu yüzüme vurunca tuhaf hissetmiştim.
"Neyim var benim, ben de bilmiyorum hyung." Omuzlarım düşmüştü ve iştahım kapanmıştı. Çubukları masaya bıraktım ve gözlerimi yere diktim.
"Aşık mı oldun Taehyung, ne bu haller?" Seokjin göz kırparak söyledi ve ardından sırıttı.
Aşık olmak?
Nefesim teklerken kalp atışlarım hızlandı ve sertçe yutkundum.
Aşık olmak...
Kelimeler defalarca kez beynimde dönüp duruken dudaklarımı dişledim.
Aman Tanrım yoksa günlerdir aradığım cevap bu muydu?
Ben lanet olası Jeon Jungkook'a aşık olmuş olabilir miydim?
Aman Tanrım ben Jungkook'a aşık mıyım?!
İkiside bana şaşkın gözlerle bakarken dudaklarımın arasından tek bir kelime oldu.
"Siktir.."
***
Jungkook
Şu sıralar yeni keşfettiğim yer olan depoya ilerlerken adımlarım temkinli ve sakindi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Still Alive | KookV
FanfictionNefes alışverişleri birbirine karışırken Taehyung yutkundu. Bu hareketiyle Jungkook'un gözleri adem elmasına kaymıştı. "Beni zorluyorsun..." × Jeon Jungkook & Kim Taehyung
