21. BÖLÜM

190 17 21
                                    

"Baek?"

"Hm?"

"Çok dalgınsın. Bir sorun mu var?"

"Hayır. Her şey yolunda."

"Emin misin?"

"Evet, iyiyim. Merak etmene gerek yok."

"Baek benden bir şey sakladığının farkındayım. Gece beraber tuttuğumuz nöbetten sonra bu sabah ortadan kayboldun ve telefonun da kapalıydı. Evime gelen adamlardan dolayı bir sorun olduğunu anlayabilecek yaştayım."

"Biliyorum. Bunları bildiğinin farkındayım ama... bana biraz zaman ver. Sana anlattığım şeylerin bir kısmını yanlış biliyormuşum... Ayrıca yeni şeyler de öğrendim. Kafam çok karışık. Bana biraz izin ver."

"O zaman ben gidiyorum Baek. Karşımda oturup beni dinlemeden bunları düşüneceksen üzgünüm ama bununla baş edebilecek gücüm yok. Ne anlatıyorsun ne dinliyorsun ne de düşünmeyi bırakıyorsun."

Çantamı ve ceketimi alıp masadan kalktım ve hızla çıktım kafeden. Geçen ilk taksiye binip eve gittim. Girer girmez odama yönelip pijamalarımı giydim. Makyajımı temizleyip saçlarımı öylesine topladım. Tam mutfağa geçecekken gözüme ilişmişti mavi gül. Yavaşça ilerledim. Bir süre düşündükten sonra elime aldım. Elime alır almaz tüm odayı kızıl kokusu kaplamıştı. Diğer elim boynumdaki kolyeye gitmişti. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra gülü geri bıraktım. Fakat koku gitmiyordu. Kaşlarımı çatmış sebebini düşünürken belime bir çift kol sarılmıştı.

"Özür dilerim. Amacım seni görmezden gelmek değildi."

"Önemli değil. Ama evime ışınlanmaya alışma lütfen. En kötü halimdeyim şuan."

Ayrılıp beni kendine çevirdi ve gülümseyerek süzdü.

"Neyin varmış?"

"Jong In tarafından hediye edilmiş ayıcıklı pijama takımım, dağınık bir topuz, makyajı silindiği için göz altları belli olan bir yüz."

"Gayet güzel."

"Yalancı."

"Ciddiyim. Doğal halin, doğallık güzeldir."

(Yazarınız Baek Hyun'a kendisini yansıtmakta şuan hehe)

Gülümsedim.

"Bu ayıcıklı pijamaları senin almayacağın belliydi zaten. Ya kızlardır ya da Jong In'dir demiştim içimden."

"Ne kadar da beni tanıyan bir sevgili."

"Tabiki bebeğim, ne sandın?"

Göz kırptı ve elini belime koyup minik bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Bu kızıl, neden bu kadar güzeldi? Bu kızıl, neden bu kadar kızıldı?

"Baek?"

"Hm?"

"Acaba beni önceden gözüne kestirdin de o yüzden mi saçlarını kızıla boyadın?"

"Neden?"

"Kızıl en sevdiğim renklerden biridir. Hem de bayağı severim."

"Vay canına. Yarın saçlarımı boyatmayı düşünüyordum."

"HAYIR!"

Korkmuştu.

"Pardon. Bağırmak istememiştim ama saçların böyle çok güzel."

"Ama benim bir rutinim vardır. Her sene doğum günümde kendime saç boyası hediye ederim."

"Bir dakika bir dakika! Ben senin doğum gününü neden bir gün önce öğreniyorum?!"

SINIRSIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin