Jong In'le buluşmadan önce kütüphaneye uğramaya karar verip yurttan çıktım ve otobüs durağına gittim. Binmem gereken otobüs geldiğinde içinin %90'ının boş olması beni rahatlatmıştı.
Kütüphaneye beş dakika uzaklıktaki durakta inip yürümeye başladım. Kapıyı açıp girdiğimde hissettiğim sıcaklık ve sessizlik beni rahatlatmıştı. Almayı planladığım kitapları aramaya koyuldum. Beşini de bulduğumda işlemleri halletmek için sıraya girdim -ki zaten bir kişi vardı önümde.
Önümdeki kızıl saçlı çocuk kütüphaneye kayıt işlemi yaptırdığı için işi uzun sürecek gibiydi. Saate baktım. Biraz geç kalabilirdim. Fakat dikkatimi çeken şey önümdeki çocuğun sesinin tanıdık gelmesiydi. Ama kızıl saçlı kimseyi tanımıyordum.
"Hanımefendi sizin işlemlerinizi buradan alalım."
Yan tarafa yeni gelen kadın bana seslenince daldığım düşüncelerden çıkıp gülümseyerek yan tarafa geçtim.
"Bu kitapları alacağım."
"Üyelik kartınız lütfen."
Kitapları ve kartı verip beklerken kızıl çocuğa baktım. O sırada o da bana döndüğünde şok olmuştum. Bu defterimdeki çocuktu. Ayrıca... dün gece fotoğrafımı çeken kişiydi.
"Ah... merhaba."
O da beni tanımıştı anlaşılan. Hafifçe başımı eğerek selamladım.
"Demek siz de buraya üyesiniz."
Hafifçe başımı salladım.
"Bir şeyler içmek ister misiniz?"
"Gerek yok. Teşekkür ederim."
"İşlemleriniz tamamdır. İyi günler."
Kadının uzattığı kitap dolu poşeti ve kartımı alarak çıktım kütüphaneden. Jong In'le ayarladığımız saat çoktan geçmişti. Neyseki kafe yakındı ama istediğim kitapları bulmak neden bu kadar zor olmuştu ki?
Karşıya geçmek için yol kenarında durdum. Benden başka kimse yoktu. Gideceğim kafe tam karşımda duruyordu. Yeşil yandığında Jong In'i görecek olmanın heyecanıyla hızla yürümeye başladım. Fakat bir fren sesi kulaklarıma dolup siyah bir araba bana çarpmak üzereyken sadece donakalmıştım.
●●●
Hızlı hızlı nefes alıyor, hızla uzaklaşan arabaya bakıyordum. Nasıl kurtulmuştum? Ne zaman kurtulmuştum?
"İyi misin?"
"JU SOOO!!!"
Önce bana soru soran ve kolumu tutan kızıla sonra da adımı haykıran ve karşıda yeşil ışığın yanmasını bekleyen Jong In'e baktım.
"İyi misin, dedim!"
Başımı sallamıştım ama hiçbir şeyi algılayamıyordum.
"Hey! Kendine gel. Yaşıyorsun. Bir yerin yaralandı mı?"
İki yana salladım başımı. Bu sırada Jong In koşarak gelip sarıldı bana.
"Yüreğim ağzıma geldi! Biraz dikkatli olamaz mısın?!"
"Ben... nasıl kurtuldum?"
Jong In geri çekildi ve kızıl çocuğa baktı.
"O seni kurtardı."
"Ama... nasıl? Araba dibimdeydi..."
"Tek düşündüğüm seni kenara çekmekti."
"Teşekkür ederim..."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SINIRSIZ
Teen FictionÇizdiklerimi hatırlayamıyor, yanlış görüyor ve en kötüsü bir adama doğru çekiliyordum. Daha neler döndüğünü anlayamadan mümkün olamayacak şeyler olmuş, sınır denilen şey yürürlülükten çıkmıştı hayatımda. Beni çepeçevre sarmalayan, aşk denilen bir du...