29. BÖLÜM

168 16 29
                                    

Abimin yanına giderken gergindim. Stresli bir hafta geçirmiştim. Tanımadığım onlarca kişiyle görüşüp yardım toplamaya çalışmıştık. Nöbetlerle vakit kaybetmemek için senelik izin almıştım. Ama pek tatil gibi değildi tabiki. Bir grupla görüşüp diğerine gitmek için ışınlanmaktan yorulmuştum. Yanımdakiler için zor değildi ama ışınlanmak bir insanı kesinlikle yıpratıyordu.

Grup grup gezerken Chan Yeol da bize katılmış, Ma Ri de bir süre sonra öğrenince söylemediğim için bir ton azar çektikten sonra yanımızda gelmeye başlamıştı. Min Seok ve Jong Dae'nin telefon görüşmelerinden sonra bu isteğin sadece Baek'in büyüdüğü binadan olduğundan da emin olmuştuk.

Her şeye rağmen uğraşlarımız güzel sonuçlar vermişti. Şimdi yanımda beni koruyacak 50 kişi vardı. İşe yarayıp yaramayacağından hiç emin değildim ama denemekten zarar gelmezdi. Tabi yine de korkuyordum.

Şimdi ise önemli günden önce daha yeni tanıştığım abimle belki de son kez görüşmeye gidiyordum. Ağlamak üzereydim ama ona hiçbir şey çaktıramazdım. Kendimi tutmak zorundaydım.

Kapıyı çalıp derin bir nefes aldım ve yüzüme samimi olduğundan emin olduğum bir gülümseme yerleştirdim. Abimle her akşam buluşuyordum. Garipsemişti ama sorduğunda öz abimle yirmili yaşlarda tanışmanın böyle bir şey olduğunu söylemiştim. Yalan sayılmazdı.

"Hoşgeldin."

"Hoşbuldum. Seni kendimden bıktırdığıma emin olana kadar geleceğim."

"Gel bakalım."

"Hımm... çok güzel kokular geliyor."

"Senin için kurabiye yaptım. Fırından yeni çıkarmıştım."

"Elin de yetenekli yani."

"Tabiki."

Hafifçe koşarak mutfağa girdim ve hala tepside dizili duran kurabiyelerden birini aldım.

"Homm... çok gozol!"

"Yutup konuşsan daha iyi bence."

Gülümsedim ve ben yutarken o da bir tanesini aldı.

"Daha hiç bakmadım tadına. Umarım güzeldir."

"Güzel dedim ya."

Üzerimdeki montu ve çantayı çıkarıp sandalyelerden birine koydum ve bir tabak çıkarıp kurabiyeleri yerleştirdim. Sonra da beraber salona geçtik.

"Bugün neler yaptın?"

"Yine Baek Hyun'laydım. Gezdik."

"Tüm Kore'yi bitireceksiniz bu gidişle. Sonra yurtdışına herhalde?"

"Olabilir aslında."

Bunu gerçekten bir yere kapatılma ihtimalime karşı söylemiştim. Ölmeyecektim ama uzun süre burada olmayacaktım belki de. Yurt dışına gideceğimizi söyleyebilirdik bu durumda.

"İşin ne olacak?"

"Bilmiyorum. Senelik iznimin hepsini almadım. Onu kullanırım. Ya da istifa ederim, bana hastane mi kalmadı?"

"Sonra zorlanmayacaksan..."

"Sonrayı düşünmek istemiyorum artık. Şimdimle, bugünümle mutluyum."

"Mutluysan ben de mutluyum."

Gülümsedim.

"Sen neler yaptın?"

"Biri iş yerindeki bilgisayarımı hacklemeye çalışıyor. Onu bulmaya çalışıyorum."

"Sen yaparsın. Yetenekli bir yazılımcı olduğunu biliyorum."

SINIRSIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin