"Pekala, Kihyun bu evi kiraladığını söyledi ama beraber kalmak istemezsen alt katı da kiralayabiliriz. Gelirken oranın da boş olduğunu gördüm."
Changkyun geldikleri apartmanın en üst katındaki daireyi sanki kendi evi olacakmış gibi inceliyordu. Evi onların kiraladığını düşününce diğer herkes gibi lüks biryer olacağını düşünmüştü ama bu ev küçük, şirin ve kullanışlı bir eve benziyordu. Bu da Changkyun'un hoşuna gitmişti. Jooheon ne kadar çok parası olduğunu sürekli göstermeye çalışmıyordu.
Beraber kalmaya gelince de.. İki farklı odada kalacaklardı zaten. Bir sorun olmazdı ya.
"Sorun olmaz.. Shownular gelince de onlarla kalırım."
"Yani birkaç gün benimlesin." Changkyun başını sallarken hissettiği saçma heyecanı gidermeye çalıştı.
Bütün yolculuk boyunca uyumuştu ama uyandığında Jooheon'un da ondan farksız olduğunu, hatta daha derin bir uykuda olduğunu görmüştü. Aynı zamanda, Kyun uyandığı anda Jooheon'u omzunda bulmuştu.
Buna o kadar uzun süre sırıtmıştı ki Jooheon uyandığında neler olduğunu anlayamamıştı. Kyun da açıklamayınca haklı olarak biraz sinirlenmişti.
Neyse ki eve vardıklarında Jooheon'un siniri hafiflemiş ve heyecana dönüşmüştü.
"Aç mısın? Yemek yiyelim." Jooheon Changkyun'un üzerine yine fazla titriyor ve onun rahat olmasını sağlamak istiyordu.
Konferans bir hafta sonraydı. Yaklaşık iki gün sonra arkadaşları da gelecekti ve bu da yalnız geçirecekleri iki günlerinin olduğunu gösteriyordu. Jooheon'un bu tatili güzel geçirmek istediği çok belliydi ama Kyun etrafa yabancı bakışlar atarken zorlanıyordu.
"Açım ama eşyalarımı da yerleştirmek istiyorum.. Yemeği dışardan mı söylesek?"
"Dışarı çıkarız akşam, sen yerleştir eşyalarını."
Kyun başını sallayarak anladığını belli etti ve odasına ilerledi. Koridorun sonundaki odayı kendine seçmişti hemen. Odaya girer girmez kendini yatağa attı ve uzunca düşündü.
Jooheonla koskoca iki gün boyunca ne yapabilirlerdi?
Beraber yemek yiyecekleri, sohbet edecekleri o kadar fazla zaman vardı ki istemsizce kalbinin hızlandığını, avuç içlerinin terlediğini hissetti. İlk başta bu adamdan nefret etse de hep derinde kalan sempatisi artıyordu Kyun'un. Bu iyiydi, çünkü o fark etmese de Jooheon ona olması gerekenden çok daha ilgili davranıyordu.
Changkyun birden çalmaya başlayan telefonunu çantasından çıkarmaya çalıştı. Arayanın Hoseok olduğunu görünce biraz kafası karışsa da, telefonu hızla açtı.
"Selam Kyun! Eve geldiniz mi merak etmiştim."
"Evet, evet geldik. Eşyalarımızı yerleştiriyorduk." Changkyun kıkırdayarak ayağa kalktı ve dolabını açtı.
Zaten çok fazla birşey getirmemişti. Hızlı hızlı yerleştirmeye başlarken Hoseok'un söylediklerini dinlemeye çalışıyordu.
"Jooheon'a ulaşamadım da, ona haber verebilir misin? Herkesin biletini tamamladık. Bir de.. üç tane özel konuğu olacak bu konferansta. Haberi olsun. Onların biletlerini de tamamladım. Birkaç güne ordayız, mutlu olun!"
Changkyun teşekkürlerini sıraladıktan sonra telefonu kapatmış ve bavulunu yerleştirmeye devam etmişti.
Tam gitmeden önce Hyungwon ve Minhyuk ona özel günlerde giydikleri kıyafetlerden vermiş ve nasıl giyineceği konusunda birkaç şey söylemişlerdi. Bu kıyafetleri yerleştirirken sırıtmasına engel olamıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cold like ice •° Jookyun
Fanfic"Gözlerini kapat ve bu geceye sahip olalım." *Texting
