Merdiven -1

117 18 1
                                        

Tamamen Jonghyun 'nun ağzından 🖤

—  Günaydın Bay Kim
—- Günaydın Bayan Bethany.
Başımı sallayıp  gülümseyerek Bayan Bethany 'ye veda ediyorum . Ardından asansöre binip beşinci kata basıyorum . İndiğimde karşımdaki odanın sahibinin gelip gelmediğine bakıyorum. Ama boşuna ... Kapı kapalıydı ve kapıyı çalmak için de herhangi bir bahanem yoktu . Bu yüzden sola dönüp koridorun sonundaki odama gidiyorum . Muayene saatine az bir zamanın kaldığını  fark edip eksik olan bir şeyler var mı diye kontrol ediyorum. Daha sonra her zaman yaptığım  gibi   gelen hastalarıma olabildiğince nazik bir şekilde davranarak muayene etmeye başlıyorum . Bugünlük ameliyathanede doğum olmadığı için diğer günlerden daha az yorularak dört saati tamamlıyorum . Laboratuvardaki ilk günümüz bugün olacaktı ama hala çocukları görememiştim bu yüzden öğlen arasının bitmesine daha kırk dakika varken çocukların bulunduğu odalara , yani sağ taraftaki koridorun en sonundaki odalar , gitmek için odamdan çıkıyorum . Bugün Winter'ı hiç görmediğimi , sesini bile duymadığımı fark ediyorum .Belki o da benim gibi çocuklara bakmak istemiştir ve ...
Hayır , hayır ! Benim istediğim karşılaşma böyle olmamalıydı . Gözlerim beni yanıltmıyorsa her zaman kapalı olan laboratuvarın açık kalan kapısından görebildiğim gür , kahverengi saçlar Winter'ındı . Ve başının arkasından sızan kırmızı sıvı ...
Öylece donup kaldığım birkaç saniyeden sonra koşarak yanına gidiyorum . Yüzüne baktığımda ten rengi neredeyse giydiği beyaz gömlekle aynı rengi almıştı . Winter'ı kucağıma alıp sedyeye yatırırken damla damla yere akan kanlar endişe seviyemi giderek artırıyor . Başını sanırım başı dönüp dengesini kaybettiğinde santrifüj cihazının oldukça yüksek olan kapağının köşesine çarpmış olmalı diye düşünüyorum . Akan kan miktarı pek fazla olmasada alanımın oldukça dışında olan bu duruma müdahale etmesi gereken elbetteki ben değilim . Bay Deering'in odasındaki büyük bir dikkatle incelediğim listeden hatırlayabildiğim kadarıyla Bayan Beatriz Travmatoloji uzmanıydı ve telefon numarası acil yardım kutusunun üzerinde yazılıydı . Evet bunu tekrar tekrar gördüğüme ancak bu kadar sevinebilirdim . Neden telefonumu yanıma almamıştım ki ? Belki Winter'ınki yanındadır diye önlüğünün cebine bakıyorum ve evet şükürler olsun ki telefonu cebindeydi . Beatriz 'in numarası büyük ihtimal kayıtlıydı ama tuş kilidi olduğu için acil aramalardan cam kutunun üzerindeki numarayı tuşluyorum .
—- Alo , Winter ?
— Beatriz dinle , ben Jonghyun ve Winter laboratuvarda benimle .Kafasını santrifüj makinesine çarpmış ve ne kadar zamandır olduğunu bilmediğim bir süredir baygın vaziyette .
—- Ne ?? Tamam , evet sakin ol lütfen ben hemen geliyorum .
Sesi en az benimki kadar telaşlanmış gibi gelen Beatriz gelene kadar gittikçe beyazlaşan Winter'a bakıyorum . Bayılmasının sebebi ne olabilir? Çok fazla sıvı kaybetmiş ve yeterince besin almadığı için mi ? Daha öğlen yemeğini yememiştik ve bu en olağan ihtimal gibi gözüküyor . Serumu takmak için iğneyi ve Nacı çözeltisini hazırladıktan sonra önlüğünü çıkarıp gömleğinin kolunu katlamaya çalışıyorum fakat kolu bir türlü yukarı doğru gereken kadar katlanmıyor . Yeterince zamanı çoktan kaybetmiştik bir de bununla daha fazla uğraşamazdım . Gömleğinin düğmelerini teker teker çözerken , kendi kendime yapman gereken buydu zaten diye telkin ediyorum . Kendi kendimi ,ilk defa yaptığın bir şey değildi neden bu kadar gerginsin diye sorgularken olabildiğinin en hızlı şekliyle serumu takıyorum . Neden bayıldığının tam tanısını koymak için kan almayı da ihmal etmiyorum . Derken Beatriz 'in kaygılı sesi odayı dolduruyor:
— Aah , Winter !!
Ben kan tahlilini santrifüj makinesinde gerçekleştirirken Beatriz Winter'ın yarasıyla ilgileniyor .
— Neyseki dikiş atacak kadar ciddi bir şekilde açılmamış . ( aniden gelen rahatlama hissiyatı) Pansumanı birkaç gün temizlenip değiştirilirse yeterli olur .
Korkunç geçen son yirmi dakikadaki aldığım en güzel haber içimi rahatlatırken gözlerim yeniden Winter'a kayıyor . Gömleğini çıkardığımdan beri hep taktığı kolyesi her zamankinden de fazla dikkatimi çekiyor . Gerçekten özel bir anlamı olduğu ya da özel bir amaca hizmet ettiğini anlamak pek de güç olmuyor . Normalinden üç dört kat daha hızlı sonuç veren santrifüj makinesinenden sonuçların çıktığını işaret eden sesi duyduğum gibi bilgisayardan sonuçların çıktısını alıyorum .
—- İnanamıyorum ! Kanındaki demir yalnızca 1,25 mi ? Ve d vitamini seviyesi de 5 !
— Daha önce bayılmadığına şaşırmak gerekir . Bir an önce demir ve d vitamini takviyesi yapmalıyız .
—- Eğer bayılmamış olsaydı canı daha fazla yanardı sanırım . Demir iğneleri oldukça zordur .
—- Sanırım haklısın . Ama önümüzdeki on gün boyunca o acıyı yaşayacak . Demiri o kadar düşmüş ki ...
Bir yandan Beatriz 'i dinlerken bir yandan da demir iğnesini serumun içine enjekte ediyorum . Gözlerim yeniden anlamını o çok merak ettiğim kolyeye takılıyor . Masmavi deniz dalgaları ...
—- Neden hala uyanmadı ?
—- Serumun etkisini göstermesi için biraz daha beklesek olmaz mı ?
Sanki yıllar geçmiş gibi gelen bir on dakikanın ardından dünyanın en güzel gözlerini yeniden görmeye başlıyorum :
— Winter , Winter ...
Olayları en özet haliyle anlatmaya çalışırken renginin giderek düzeldiğini görmek beni yeniden kendime getiriyor .
—-Herhangi bir sorun gözükmüyor Winter . Kendine lütfen daha fazla dikkat et .
Beatriz Winter'ı öpüp çıktıktan hemen sonra sanki anlaşmışlar gibi James odaya geliyor . Yine anlamlandıramadığımız şekilde bizim hakkımızda verdiği kararlardan birini daha söylüyor . Yemeğe gitmeliymişiz . Hemde hemen gitmeliymişiz . Evet , sanırım Winter 'ın bir şeyler yemesi gerekliydi ama hastaneye yemek söyleyemez miydik ? Daha düşündüklerimi söyleyemeden , Winter'ın yaptığı itirazlara da kulak asmadan geldiği gibi gidiyor . Kısacık sessizlik anından sonra :
—- Sanırım sana çoktan bir öğlen yemeği borcum vardı . ( sonunda gamzelerini gösterecek kadar gülümseyerek )
Gülümseyişine aynı şekilde karşılık verdikten sonra üstündeki ceketi çıkarıp gömleğini giyebilmesi için arkamı dönüyorum .
—-Hazır mısın ??
—Hayır değilim . Eğer şimdi hemen gitmeliysek henüz bitmemiş olan serumumu birilerinin çıkartması gerekiyor .
—- Aa, çok özür dilerim . Tamamen unutmuşum .
Hemen yanına gidip iğneyi sabitlemek için kullanılan bantları çıkartıyorum daha sonra iğneyi çıkartırken :
—- Biraz acıyabilir lütfen ...
—- Aah , uzmanlığı nasıl kazandın sen ? ( bu cümleleri neredeyse kahkaha atarak söylüyor )
—- ( aynen karşılık vererekten ) Kopya çekerekten .
—-Peki , sanırım bu kadar acımasının sebebini daha iyi anlayabiliyorum .
Biraz daha güldükten sonra Winter 'ın gömleğini giymesiyle laboratuvardan çıkıyoruz . Ama hala gücünü tam olarak toparlayamadığı için hafif sendeleyerek yürüyor . Neyseki aşağıya asansörle ineceğiz .
—- Neden hala hiçbirisi gelmiyor ?
—- Sanırım bu saatlerde her zaman olduğu gibi aynı anda pek çok ameliyat yapılıyor . Daha fazla beklemeyelim . En az on beş dakika sonra tekrardan kullanıma açılabilirler. Merdivenleri kullanalım .
Benim merdivenlerle herhangi bir sorunum yoktu ama Winter için aynı şeyi söyleyemeyeceğim .Nerededeyse bir dakikadır merdivenlerin önündeyiz ama daha inme girişiminde bile bulunamadık . Merdivenlerden aşağı bakarken kendini pek iyi hissetmediğini anladığımda aklıma gelen ilk şeyi yapıyorum .
—- Bugün ikinci kez kollarımdasın.
— Evet bilsen o kadar mutluyum ki (!)
—- Tahmin edebiliyorum bebeğim .
Hastanenin giriş katına yaklaştıkça üzerimize dikilen göz sayısıda giderek artıyor .
— Yarın döndüğümüzde neler duyacağımızı hayal dahi edemiyorum
—- Eğer bir şeyler duyarsan Bay James'in fikriydi dersin
— Buna cidden inanacaklarını düşünüyor musun ?
—- Yalan değil ki ama !
— Sadece neye inanmak isterlerse ona inanacaklar .

Biz böyle konuşurken çoktan otoparka gelmiştik . Winter büyük bir memnuniyetle kucağımdan inerek garajın girişine park ettiği arabasının kapılarını açıyor .
—- Sen , sürmeyi düşünmüyorsun değil mi ?
— Hayır , düşünmüyorum . Anahtarları zaten sana verecektim . ( ardından anahtarları üzerime fırlatıyor)
Arabayı garajdan çıkarırken ;
—-Nereye gideceğimiz hakkında bir fikrin var mı ?
— Hayır ,ama öğlen yemekleri için açık büfe en iyisidir .( hala tam kendine gelemeyen bir edayla başını sallıyor )

Uzun ve sessiz bir yolculuktan sonra ablamla hep gittiğimiz açık büfe restoranda varıyoruz : Smeraldi's

Uzun ve sessiz bir yolculuktan sonra ablamla hep gittiğimiz açık büfe restoranda varıyoruz : Smeraldi's

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

— Çok sevdiğim bir yerdir . Sende beğeneceksin .
İçerisinin hafif loş ışığı içerisinde en sonunda oturduğumuz masanın bir ucunda Winter'ın sade ve sayıca az olan yemek tercihleri diğer ucundaysa böyle yapacağını bildiğim için her şeyden çifter çifter aldığım yemekler .
—- Ne kadar fazla yemen gerektiğini biliyorsun değil mi ? Önündeki salatalarla doyamazsın!
—- Evet her şeyden iki tane alman ne kadar da düşüncelice .
— Buraya neden geldiğimizi unutma ! Hadi ama biraz daha fazla yiyebilirsin . Şu an nasıl hissettiğini anlayabiliyorum . Masadaki hemen her şeyden miden bulanıyor .
—- Senden bulanmıyor ama ...
Gece yarısı yazdığım bölümle herkese sevgiler 🖤

WİNTER'S WONDERLANDBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin