DRAGON EMBRYO

49 7 3
                                    

Her zaman e - posta kutumun dolu olmasına alışkındım . Genellikle asla yerine ulaşamamış intihar mektupları , çeşitli yardım çağrıları ya da ergen problemleri bunların başında geliyordu . Akşam eve gittiğimde yapabildiğim tek şey bu mesajlara cevap vermek ve destek alması gerekenlere uygun randevuları ayarlamaktı . Bunu yaparken aslında her şeyin ne kadar hassas olduğunu tekrar tekrar anlıyordum . İnsan ölüm ile yaşam arasındaki çizgide - çoğu zaman fark etmese de - gidip geliyordu . Doğru zamanda çekilip çıkarılması gereken pek çok insan vardı dünyada .

Ama bugünkü mailler hepsinden çok daha farklıydı . Hepsi daha içeriği hakkında hiçbir açıklamada bulunulmamış bir projenin peşindeydi . Bu dünyada ne çok aptal vardı !

               
                                 ❄️❄️❄️

   Öğlen arasının olmasına çok az bir vakit vardı . Bugünkü hastalar sadece hayatın koşuşturmacasından yorulmuş insanlardı . Bu yüzden olması gereken saatten daha erken bitmişti bugünkü hasta kontrolü .
  Ben de bugünkü tenhalıktan gayet memnun bir şekilde soluğu laboratuvarda almıştım .
   Jonghyun bugün biyokimya laboratuvarındaydı . Eminim biraz kendini kaptırmasından dolayı daha gelmesi bir saati bulurdu . Bense  şimdi proje için olan videolara göz atacaktım .Videolar üç boyutlu olsa - en azından salonda olacaklar için - daha mı etkileyi olur mu yoksa sadece baş mı ağrıtır ?  İkimiz de kararsız kalmıştık . Bu yüzden videoları tekrardan iki versiyonunu da izleyecektim .

                                    

Ben tam bilgisayarı açıp dosyaların şifresini yazmaya başlarken laboratuvarın kilidi de yavaşça dönmeye başlamıştı . Jonghyun bu kadar erken mi gelmişti ?
Şaşırarak :
—— Jonghyun ??

Ama gelenin o olmadığını anladığımda her şey için çok geçti .

                              ❄️❄️❄️
Zaten fazla büyük olmayan laboratuvarın bilgisayar masası kapı eşiğinin hemen solundaydı . Ben bilgisayar masasında oturuyorken yüzünü görmeye bile fırsat bulamadığım birisi beni sert bir şekilde yere oturtup boğazıma şimdiye kadar sadece tıp kitaplarında resmini gördüğüm bir bıçağı dayamıştı : Mikrotek çentikli bıçak.

 Ben bilgisayar masasında oturuyorken yüzünü görmeye bile fırsat bulamadığım birisi beni sert bir şekilde yere oturtup boğazıma şimdiye kadar sadece tıp kitaplarında resmini gördüğüm bir bıçağı dayamıştı  : Mikrotek çentikli bıçak

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Bu bıçağın kullanımı tüm dünyada yasaklanmıştı . Çünkü denebilirdi ki ölüm garantiliydi . Kesiği genellikle dikiş tutmazdı . Kesiğin derinliği çok az olmadığı sürece en iyi ihtimalle kişi derin bir bıçak iziyle yaşardı .
Bıçağı tutan kişinin ne kadar güçlü , istese beni bıçaksız bir şekilde bile öldürebileceğinden emindim . Tehditler ne zaman başlayacaktı merak ediyordum . Evet şu an ölüm korkusundan köpek gibi titremem gerekiyordu ama ben , eğer biri gelip kurtarmazsa , tek kurtuluş planımı uygulamaya başlamıştım .
Belki de bu yaşama arzusunu bana parmağımda atan Jonghyun 'nun kalbi vermişti .

WİNTER'S WONDERLANDHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin