AURORA BOREALİS-YUKON

87 18 1
                                    

Bu bölümdeki yıldızlı kelimeleri gelecek bölümde  ayrıntılı olarak açıklayacağım , bu bölüm fazlasıyla uzun oldu çünkü tam 4474 kelime !

Hayatımda kendimi hiç bu kadar suçlu ve huzursuz hissettiğimi hatırlamıyordum . Benim yaptığım şey kelimenin tam anlamıyla ' hırsızlık'tı . Tamamen , su götürmez  bir gerçek olarak  asansöre binerken yaptığım şey çalmaktı . Hem de aslında görünmeyen , saydam olan bir şeyi . Ardındansa hırsızlığın ikinci boyutu başlamıştı . Yani aslında sadece başlangıcın başlangıcında kalmıştı . Tam hissettiğim duyguları ona da yansıtmak ,onu tüm gerçekliğiyle gerçekten hissetmek isterken  Winter tam saniyesinde elini çekmişti . Sonuç olarak asansör yirminci kata çıkarken ellerimde olan şeyler : Winter'ın eldiveni , pişmanlık ve huzursuzluktu .

   Şimdi benim açıkladığım hikaye ve içeceklerimiz bitmişti . Ortaya çöken sessizlik içinde vicdanımın ses volümü gittikçe artıyordu . Cebime attığım eldivene her dokunuşumda bu şimdi alman gereken en son şeydi diye düşünüyorum. Dahası eldivenin sahibinin de yokluğundan haberdar olduğundan emindim . Winter gözlerini hiç ayırmadan bana bakıyordu . Daha sonra eldivensiz elini masanın üzerine koydu ;
—— Cesaretin beni şaşırttı . Daha önce eldivenleri fark edip de alan birisi olmamıştı . Üstelik , daha sonrasında da başarılı sayılabilecek  ikna etme denemeleri...
Elimi bu kadar fazla tutmandan belliydi , ama artık eldivenin sahibine geri verilmesi gerekiyor .( tüm bunları söylerken aslında o kadar sinirliydi ki ...) Yoksa sonuçları hiç kimse için iyi olmaz .
—— Winter , benim elini tutarkenki amacım hiçbir zaman seni ikna etkilemek , ikna etmek değildi . Ama bu eldivenler sentetik deriden yapılmışlar ve ben senin elini tutarken ellerini kolayca terletmişlerdi . Sanıyorum alışveriş merkezi kalabalık olduğu için elimi bırakmak istemedin ama asansöre binerken kimsenin gözüne batmadan   elimi bırakabilirdin . Ama benim elim üstte olduğu için sen elini çeksende ben tam olarak bırakmadıkça elimi bırakamazdın . Senin artık elimi bırakmak istediğini anladığımda , asansöre binerken , bütün kalbimle senin  bana biraz daha iyi davranmanı istiyordum aslında bunu epey uzun bir süredir istiyordum ama o anda epeyce artmıştı . Daha sonra sen benim biraz daha önüme geçtin , sırtını döndün . Bu yüzden elimi çekerken eldivenin de elime geldi . Eldivenin çıkarken de parmaklarım bileğine değdi , eldivenin ya da ceketinin kapatamadığı . Daha sonrasında da önünü dönmedin bu yüzden o anlarda fark edemedin . Ama hissettiklerimi biraz olsun sana yansıtmıştım . Az önce anlattığım şeyleri dinlerkenki bakışların ve diğer istediğim şeyleri kabul etmenin sebebi sanıyorum ki buydu . ( cebimdeki eldiveni alıyorum , Winter'ın sandalyesinin solunda , eldivenini uzatıyorum )
—— Bu eldiveni benim dışında çıkaran ilk kişisin . Benim kararlarımı ve hislerimi değiştirip ,  yönlendirebilen ilk kişisin . Bu kadar geç farketmem de ayrıca inanılmazdı . Sanırım daha fazla söyleyebileceğim bir şey yok .( sinirleri hala yatışmamıştı üstüne bir de şaşkınlık eklenmişti . Uzattığım eldiveni , eldiven  takılı olan eliyle , hızlıca almıştı . Aslında cezamı çektiğim için içim rahatlamış gibiydi ya da ben en azından cezamı çektiğimi düşünüyordum .)
————————————————————————————

    Ben tekrardan karşıdaki sandalyeye döndükten sonra , nasıl özür dilesem diye düşünürken , çok önceden bitmiş olan çay ve kahve  bardaklarını almaya  nihayet garson gelebilmişti . Garson bardakları alıp , yeni siparişleri sorarken cep telefonuma bakıyordum . Saat 18:50 'ydi ve hem annem babamdan hem de ablamdan ayrı ayrı neden hala evde olmadığımı soran üç  ayrı mesaj vardı . Hepsine kısaca akşam yemeğini dışarda yiyeceğimi yazıp ısrarla ne istediğimi soran garsona dönüyorum ;
—— Akşam yemeği için ne alırdınız efendim ?
—— Pansotti* , ama ıspanaklı değil peynirli olanından .
—— Elbette , yaklaşık on beş dakika içinde siparişleriniz hazır olurlar .

WİNTER'S WONDERLANDHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin