! BU BÖLÜMDEKİ KAVRAMLARIN AÇIKLAMALARI 22. BÖLÜMDEDİR !
————————————————————————————
Anlatmaya kararlıydım devamını ama gücüm tükenmişti sanki ...
Dayanamayacak gibiydim , bir de karşımdaki gözlere daha fazla bakmaya katlanamıyorum ...
"Devam et , açıklaman gereken yerler var ama . Sen bir katil değilsin ."
İç sesim ...
—— Ne diyeceğimi bilemiyorum ...
Aa, yağmur yağmaya başladı .Evet Chicago yine yılın bu zamanlarında yapacağını yapmıştı* . Zaten yıl boyunca güneş yüzünü göstermezdi , şimdi de yağmur bardaktan boşalırcasına yağmaya başlamıştı . Bir de yetmiş dördüncü katta , balkondayken , yağmur kendini bir başka hissettiriyordu . Rüzgar da iyiden iyiye şiddetlenmişti , bir anda buz olmuştu hava .
Yağmur , rüzgar , yetmiş dördüncü kat ...
Bunların hepsi yetmezmiş gibi bir de devamını anlatmam gereken yarım kalmış bir hikaye , tam karşımda nasıl tepki vereceğini şaşıran Jonghyun.
Yükseklik korkum varken , nasıl bir gökdelenin son katına çıkmayı kabul etmiştim , kabul ettirilmiştim ?
Başım dönüyordu , midem bulanıyordu, yağmur yüzünden boydan boşa ıslanmıştım . Ama bitirmem gereken , açıklamam gereken , yarım kalmaması gereken bir hikaye vardı ;—O zamanlar çok tecrübesizdim. Benim araştırma yapmam için verilen üçüncü kattaki laboratuvarda çocukların kullanılacağını öğrendiğim zaman itiraz etmiştim ama benim itirazımı bırak reddedeni , dinleyen bile olmamıştı . Ben de mecburen kabul etmek zorunda kalmıştım . Daha sonra dediğim gibi kolyem artık bana zarar vermeye başlamıştı. Kontrol edemiyordum . Sadece çevremdekilerin değil benim de beyin dalgalarımı bozmaya başlamıştı . Vücut hemoostozime ciddi şekilde zarar vermişti . Bunu önleyebilmek için çocuklarla laboratuvarda çeşitli deneyler , gözlemler yapmaya başlamıştım . Öncelikle baştan söylemeliyim ki , deneylerde kullanmak için , o sinestezik çocuklar , hiç de iyi birer denek değillerdi .Araştırmalarda kullandığımız ilaçları , iğneleri iki kere düşünüp veriyorduk .
Hastaneye gelişimin ilk yılında bir anestezi uzmanı olan Doktor Jennie ile beraber çalışmaya başlamıştım . DUYGU KAPANI'NIN ortaya çıkışı tam olarak şöyle olmuştu :
Uyku başladığı anda iki çeşit uyku vardır , bilinç düzeyimiz bu iki düzey arasında değişir . NON- REM uykusu ve Paradoksal uyku olarak iki evre görülür . NON — REM uykusu beş evreden oluşur ; evre 0 , 1. Faz ,2.faz , 3. Ve 4. Faz olmak üzere . Ve hepsinde de beyin farklı frekans aralıklarında dalgalar yayar . Bunu ölçmek içinse birden fazla yöntem vardı . Duygu kapanı aslında 40 KANALLI DİJİTAL VİDEOLU EEG cihazıydı . Ve biz bunu üstünde değiştirip , geliştirdiğimiz özelliklerle Duygu Kapanı ismini vermiştik . Özellikle de teknik kısmıyla Taehyung ilgilenmişti .
EEG , Elektroense Falografi , beynimiz çok düşük şiddette sürekli elektrik akımı üretir ve dalgaları düzenli bir şekilde yayar , EEG bu dalgaları bilgisayar ortamında kaydedilmesi işlemidir . Beynin faliyetleri sırasında kendiliğinden oluşan sürekli ritmik elektriksel potansiyelleri ile aktivasyon yöntemleriyle uyarılmış durumda iken biraz daha farklı oluşan elektriksel potansiyellerin değişiminin kaydedilmesiydi. Evet Duygu Kapanı bir bilgisayar , sedye ve Elekrokardiyografi makinesinin kalp ritimlerini ölçerken kullandığı elektrodlara sahipti . Biz bunları saçlı derinin Parietal- oksipital bölgesine yerleştiriyorduk . Elektrokardiyografi cihazı kalp ritimleri ekrana dalgalar halinde yansıtıyordu , EEG cihazısıysa beyin dalgalarını bilgisayar ekranına dalgalar halinde yansıtıyordu . Genel mantık Ve çalışma mekanizmaları benzese de bizim EEG cihazımız diğerlerinden önemli bir farkla ayrılıyordu . Diğer cihazlar sadece beyin dalgalarının uykunun beş fazının yer aldığı NON— REM evresini ölçebiliyordu . Ve bu evrelerde , Evre0 tam olarak uyku hali kabul edilmediği için herhangi bir dalga boyu anlaşılamıyordu , Faz1 'de yoğun olarak Beta dalgaları ölçülebiliyordu . Beta dalgaları frekansı en yüksek dalgaydı Ve uyku evreleri ilerledikçe frekans bir noktaya kadar sürekli azalmaktaydı . Ardından Faz2 'de Alfa dalgaları ölçülebilir düzeydeydi . Ayrıca zaman zaman K Kompleksleri adı verilen dalgalar uyku derinleşip 3. Faza geçerken gözleniyordu . Ardından 3. Faza geçtiğimizde Teta dalgaları gözlemleniyordu . Teta dalgaları duyguların aslında en gözlemlendiği fazdı fakat biz daha ileriye gitmek ve saydığım dalgaların hepsinin beraber olduğu evreyi bulmak istiyorduk . Her geçen gün yeni bir gözlemde bulunuyor ve dalga boylarını detaylı bir şekilde sınıflandırıp gözlenme aralıklarını belirliyorduk .
4. Faza gelindiğinde artık Delta dalgalarını gözlemleyebiliyorduk fakat frekans aralıkları oldukça kritik bir düzeydeydi . 1- 4 Hz. aralığındaydı ve bu değerler komadaki hastalarda gözlenen Hz. aralığıyla birebir aynıydı . Uyku gittikçe derinleşiyordu. Ne yazık ki klasik EEG cihazları uyku evrelerinden ikincisi olan Paradoksal uykuyu ölçemiyordu . Fakat bizim üstünde yaptığımız eklemeler ve Jennie ile birlikte geliştirdiğimiz özel bir sıvı sayesinde Paradoks uykusunu gözlemleyebilecektik . Ama geliştirdiğimiz bu özel sıvı yani : Paradoks Sarısı Ve Kırmızısı her şeyi mahvetti .
Laboratuvarda seninle çalışmaya başladığımız ilk gün uyguladığım sarı renkli enjektörü hatırlıyorsundur . Maalesef şunu söylemeliyim ki çocukların ve bebeklerin EEG'si çekilirken uyutulmaları zorunludur . Aa , ailelerinin beyinleri yıkanıp hastaneyle bitişik olan yurtta yaşayan çocuklara karşı kendimi hala çok fazla suçlu hissediyorum .
Evet uyutulmaları gerekiyordu fakat ameliyatlardaki gibi uygulanan bir anestezi ile değil.
Bizim istediğimiz uykunun beş evresinden sırasıyla geçip Paradoksal evre dediğimiz evrede sabit kalmasıydı ki biz istediğimiz her şeyi bütün ayrıntılarıyla gözlemleyelim . Seninle olan gözlemlerimizde Paradoksal evreye hiç geçmedik , hep Faz3 de çalıştık . Çünkü diğer evreler çok tehlikeliydi , bunu yaşayarak öğrenmiştim .
Paradoks evresi , birçok özelliğiyle diğer evrelerden ayrılırdı . Dört fazın dalgalarının hepsi aynı anda gözlemlenebilmekteydi aynı zamanda çok ilginç bir şekilde uyanıkken kaydedilebilen testere dişlerine benzeyen dalgalar da bu evrede gözlemlenmekteydi . İşte tam bu yüzden hem uyanıkken gözlemlenebilen hem de uyurken gözlenen dalgalar gözlemlendiği için bu evreye Paradoks evresi adı verilmişti .Rüyaların yüzde seksen - doksanı bu dönemde görülüyordu bu yüzden bu evreye ' Rüya Dönemi' de deniliyordu .
Jennie ve ben uykunun tam bu evrede sabitlenmesi için iki çeşit sıvı geliştirdik . Çünkü uyurken bu evreler asla aynı sürelerle periyodik olarak sırasıyla ilerlemiyordu , bazen birkaç evre atlıyordu ya da gözlemleyebileceğimizden daha hızlı bir şekilde geçiş oluyordu oysaki biz bütün ipleri ellerimize almak istiyorduk . Bu yüzden satılan uyku haplarından çok daha etkili ve evreleri bizim istediğimiz sürede sonlanıp Paradoks evresinde durduracak daha sonra da bizim istediğimiz zaman uyanmasını sağlıyacak uyku kontrol sıvıları geliştirdik . İki çeşit sıvı vardı ve birbirine tersinir şekilde çalışıyorlardı , tıpkı enzimler gibi . Başlangıçta Paradoks Sarısı çocukları istediğimiz uyku evrelerinden geçirip Paradoks evresinde tutuyordu daha sonra biz gözlemlerimizi tamamlayınca da Paradoks Kırmızı her şeyi normal seyirine koyuyordu . Bu iki sıvı gerçekten mucize gibiydi ama mucizeler felaketlere sebep olan asıl şeylerdir .
Bu iki sıvıyla altı ay kadar çalıştık . Ve sinesteziye sahip kişileri diğerlerinden ayıran önemli noktaları , beyin dalgalarını ve sinesteziye sahip kişilerin karşısındaki kişilerin duygularını nasıl etkilediği üzerinde detaylı çalışmalarla bulunduk ,ki zaten seninle de hale bu konular üzerinde çalışıyoruz .Evet hala beş senedir tamamlanamamış hipotezler var çünkü Jennie hastaneden beş yıl önce atıldı .
Sebebiyse, Paradoks Sarısı ve Kırmızısı benim fikirimdi ama asıl bunları üreten kişi Jennie'ydi . Ve bu sıvılar çok çabuk bozuluyorlardı . Özel saklama kaplarında bile sadece bir saat bozulmadan durabilirlerdi ve eğer bozulmuş sıvı enjekte edilirse denek asla uyanamazdı .
İşte Jonghyun, o gün Jennie ile birlikte yine laboratuvarda çalışacaktık . Jennie sıvıları getirmişti . Ben yine her zamanki gibi hiçbir sıkıntı çıkmayacağını düşünerek sarı olanı enjekte ettim . Pek bir sıkıntı gözlenmiyordu , yine her zamanki gibi evreler arasında periyodik geçişler yaşandı , biz ölçümlerimizi yaptık . Ama asıl istediğimiz Paradoks evresine geçiş yapmıyordu ve beyin dalgaları komadaki hastalarınkinden bile daha düşüktü , 1 Hz . 'İn altına düşmüştü . Ne yapacağımızı bilememiştik , ilk defa böyle bir durumla karşılaşmıştık . İlk önce benim aklıma Paradoks sarısını az verdiğimiz geldi . Bu yüzden ben biraz daha enjekte ettim , bardağı taşıran son nokta bu olmuştu aslında . Çünkü ben enjekte ettikten sonra bilgisayar ekranı karardı , artık tek bir dalga tepesi bile yoktu . Sedyede yatan masum meleğin katili ben olmuştum , beyin ölümü gerçekleşmişti .
Jennie'nin hazırladığı solüsyon bir saatten fazla beklemişti , hesaplayabildiğimiz kadarıyla yapılma ve enjekte edilme süreleri arasında 70 dakika vardı . Her şey bu on dakika yüzünden mahvoldu . Beyin ölümünün gerçekleştiğini anladığımız an , çocuk cerrahı olan Bay James'i çağırdık . Ama çok iyi biliyorduk ki artık yapacak pek bir şey kalmamıştı . Bay James gelmeden kısa bir süre önce , biz bitkisel hayatta kalmasını sağlamaya çalışırken kalbi de durdu .
Doktorlar belki de en çok ölüm gören insanlardır ama bu tamamen sapasağlam birisinin öldürmekten başka bir şey değildi .
Bay James geldiğinde , yaptığımız her şeyi anlattık . Daha sonra kullandığımız Paradoks Sarısını laboratuvarda teste gönderdik . Ve sonuç olarak kullanılan sıvı dört saat önce çoktan bozulmuştu . Yani Jennie sıvıyı laboratuvara getirmeden hemen önce . Sadece on dakika ...
Belki kimse çocukların bakılıp , büyütüldüğü yurttan birisinin eksildiğini anlamadı ama ben rüyalarımda hep o eksilen kişiyi fark ediyordum . Hayatımda hiç bu kadar büyük bir günahı omuzlamamıştım , ayrıca benim cezam bir gün değil hergün veriliyordu .
James , ölen çocuğu kimse fark etmeden morga kaldırdı . Ardından yapılan test sonuçlarından Jennie'nin bozuk olan sıvıları getirdiği ortaya çıkınca bütün suçu Jennie'nin üzerine attı Bay James . Bundan önce yaptığımız bütün her şeyi anlatmıştım . Teorikteki her şeyin bana ait olduğunu , Jennie'nin sadece uygulamaya geçirmede yardım ettiğini defalarca kez anlattım . Fakat sonuç olarak sadece Jennie'nin hastanedeki görevine son verildi . Daha sonra olayın gerçekleştiği laboratuvarda artık tek başımaydım . Jennie'nin cezası başka bir hastanede çalışmak zorunda kalmasıydı , benim cezamsa bir ömür boyu çalıştığım heryerde bu vicdan azabıyla yaşamaktı .
Ama bir çoçuğun hayatına mal olan çalışmalar sonuçsuz kalmamıştı . Ben artık duygularımı nasıl kontrol edeceğimi biliyordum . Beni yıkan o gün , aslında beni ben yapan gün olmuştu .
O gün EEG cihazının ekranının simsiyah gözükmesi bana bir fikir vermişti . Eğer hiç beyin dalgam olmazsa ya da en azından öyleymiş gibi gözükürse ne kolye beni etkileyebilirdi ya da bir başkası beni etkileyebilirdi . Beyin dalgalarımı elbetteki yok edemezdim fakat onları yokmuş gibi gösterebilirdim ya da sürekli aynıymış izlenimi uyandırabilirdim . Yani Paradoks sıvılarının uyanıkken çalışanlarına ihtiyacım vardı . Hiçbir şey birbirine girmeyecek , sürekli aynı duyguda kalıyormuşum gibi gözükecekti . Fakat bunu ben yapamazdım , hele ki son yaşanılanlardan sonra , fikirlerimi James'e söyledim . Yardıma ihtiyacım vardı , mecbur kalmasam söylemezdim asla. James beni kırmadı ve anestezi uzmanları , endokrinoloji uzmanları Ve nörologlardan oluşan bir ekip kurdu . Daha sonrasında ben istediğim herşeyi fikir aşamasında anlattım , Jennie'nin bıraktığı Paradoks sıvıları üzerinden yepyeni bir ilaç geliştirdik . Adı Paratiourasildi . Ve beyin dalgalarımı sanki sürekli belirli bir aralıkta duruyormuş , sanki sürekli aynı duygu durumundaymışım gibi gözükmesine yarıyordu . Aslında bir çeşit şaşırtmacaydı bu . Beyin dalgalarını görünmez , hissedilmez , duyulmaz , koklanmaz kılıyordu . Duygularımı benim gibi sinesteziklerin değiştirip , etkilemesini önlüyordu . Bu yüzden beni ya hiç hissedemiyordun ya da sanki hep aynı duygu durumundaymışım sanıyordun . Sadece fiziksel temas olduğu zaman gerçekten duygularımı duyabilirsin .
İlacı iki güne bir alıyordum Ve hiçbir ters etki gözlemlenmemişti . Daha sonra altı kişilik doktor ekipi dağıldı ve James üçüncü kattaki laboratuvarı kapattı . Hala o doktorlara minnettarlığımı dile getiririm . Onlar sayesinde daha normal bir şekilde yaşabiliyor , yaptığım işlere daha kolay odaklanabiliyordum. Kullandığım ilaç sayısı artmıştı ama buna değiyordu.
Daha sonra Jonghyun, bu sene laboratuvar sen gelmeden bir ay önce tekrar açıldı . James çalışmaları bir sonuca ulaştırmamı istedi . Ben buna karşı büyük bir isteksizlik duyuyordum , o laboratuvardaki her şey bana o günü hatırlatıyordu . O sarı şırıngayı ...
Bunları James'e defalarca söyledim , bir ay sonra ben tam hastaneden ayrılmayı düşünürken başhekim seçildim . Odam Ve laboratuvar çocukların kaldığı yurda geçiş yapılabilen beşinci kata taşındı . Sonra sen gelmiştin , tam hastaneden ayrılacakken beni olduğum yere bağlayan kişi .Anlatmıştım işte ,sonunda yağmurdan sırılsıklam olsak da anlatmıştım . Artık Jonghyun'nun nasıl tepki vereceğini bilmiyordum , yasadışı olan her şeyi anlatmıştım sonu nasıl bitecekti bilmiyorum.
—— Jonghyun, bir şey daha vardı aslında. Benim akrofobim** var !
Midem çok fazla bulanmaya başladı .————————————————————————————
Akrofobi : yükseklik korkusu .

ŞİMDİ OKUDUĞUN
WİNTER'S WONDERLAND
Ficção CientíficaÖzgür iradenin sınırlarının sorgulandığı Massey, tanrı parçacığının gizeminin çözüldüğü CERN , yanlış bir kararının nelere mal olduğunu gösteren Cenevre , 23 yıl sonra adaletin fısıltılarının yeniden duyulmaya başlandığı Pyongyang . "Hayatımın kontr...