—- Seni seviyorum , Jonghyun.
——Beni sevdiğine dair kanıt gösterir misin ?
—-Kanıt inancı öldürür . Eğer kanıt gösterirsem seni sevdiğimi bilirsin ama ben seni sevdiğimi bilmeni değil ; seni sevdiğime inanamanı istiyorum .
——Neden ?
—- Çünkü bilmek beyinle inanmak kalple yapılan işlerdir .
—— Peki neden beni sevdiğini ben de seni severken söylemedin Winter ? Geç kaldın .
❄️❄️❄️
03.11.2017 / Çarşamba /06:35
Hayatımda gördüğüm en korkunç rüyadan uyanalı beş dakika oldu . O cümle kafamın içinde yankılanıp duruyordu : Seni seviyorum ...
Neden ve nasıl böyle bir rüya gördüğümü bilmiyordum ama en kötüsü olduğundan emindim . Titriyerek ve ağlayarak seni seviyorum diyordum karşılığı buz gibi bir cümle oluyordu , Jonghyun...
Dün o kadar yoğun bir şekilde kadın parfümü kokmuştu ki ! Normalde benim öyle kokmam gerekirken Jonghyun öyle kokuyordu .
Bir de artık bıkmış ve sinirli olan tavırları ...
Sanırım soğutmaya çalışma çabalarım meyvelerini vermeye başlamıştı .
Ama şimdiki sorun şuydu bu beni mutlu etmiyordu !
❄️❄️❄️
Arabamı otoparka park ettikten sonra diğer arabalara da şöyle bir göz atıyorum . Evet Jonghyun 'nun arabasını görmüştüm ama kapısını hala yaptırmamıştı .
Dün odamdaki cam kırıkları temizlenirken içimde kocaman bir boşluk oluşmuştu . O parfüm benim aldığım son hediye bile olabilirdi ! Bütün bunların beni iyi hissettirmesi gerekiyordu ama sandığım gibi olmamıştı . İyi hissetmiyordum , canım hiçbir şey yapmak istemiyordu ama hâlâ da affedebilmiş değildim . Jonghyun'la aramızda olan her şeyi tekrar hatırladıkça sinirleniyordum . Ama bu sefer özne değişmişti ona değil kendime sinirliydim ben . Her şeyimi böyle paylaşmamalıydım !
Güne en yorgun ve isteksiz başladığım sabahlardan birisiydi . Tek bir "Günaydın " bile duymadan psikiyatri polikliniğine çıkmıştım . Odam , tek bir çiçeğin bile artık bırakılmadığı odam ...
❄️❄️❄️
Sabah üst kattaki yatakhanede hasta kontrolünü bitirdikten sonra aşağı merdivenlerden iniyordum . Jonghyun merdivenlerin ucunda bir kadınla konuşuyordu , daha doğrusu birbirlerine bakarak gülüyorlardı . Kadını zaten tanımıyordum , otuzlu yaşlarda hastanede çalışmadığı belli olan birisiydi . Neden burda olduğunu bilmiyordum . Ama Jonghyun'nun bu taraftaki merdivenlerde olması çok saçmaydı .
Çünkü kadın doğum polikliniğinin yatakhanesi sağ taraftaki merdivenlerden çıkılıyordu . Psikiyatri polikliniğininki sol taraftaki merdivenlerdendi , yani bizim şu an olduğumuz yer . Jonghyun'nun bu saatlerde burda olmaması gerekiyordu , Psikiyatri polikliniğinde ne işi olduğunu merak etmiştim .
Tamamen dalmışım , yaklaşık 1-2 dakikadır merdiven basamaklarının ortasında öylece durmuş aşağıya bakıyordum , Jonghyun'na bakıyordum ! Oda bana birkaç saniyeliğine bakmıştı , daha sonrasında fark etmiştim . Beni kendime getirmişti ama keşke öyle imalı imalı bakmasaydı ...
❄️❄️❄️
Gerçekten bazen bir mıknatısa dönüştüğümü düşünüyordum . Hastalarımın içindeki bütün olumsuz düşünceleri ve kaygıları içine çeken bir mıknatıs . Ama daha sonrasında hepsi bende kalıyordu , birikiyordu .
Muayene saati bittikten sonra sadece bedenimin hastanede olduğunu düşünüyordum . Bu zamanlarda hastane daha da yoğun olmaya başlamıştı . Bir de başhekim olmanın verdiği sorumluluklar altında kalmış gibi hissediyordum . Üstümdeki sorumlulukları benimle paylaşmak isteyen birisi yoktu elbette ki , hiç olmamıştı .
Jonghyun hayatıma birden bire girivermişti. Bu hastaneden tam da ayrılma fırsatı yakaladığımda bu fırsat Jonghyun sayesinde yok olmuştu . Tam her şeyi ayarladığımda , bütün planlarımı yaptığımda —- Kanada'ya geri dönmek gibi —- kocaman bir sürprizle karşılaşmıştım . Asla çabucak kabullenebilen bir yapım yoktu benim . Bu benim hesaplarıma göre OLASILIKSIZ'dı.
Bir kere James altı ay boyunca yeni birisini aramıştı . Benim umutlarım da altı ay boyunca sürekli artmıştı ama sonunda her şey tepetaklak olmuştu .
Bir kere öncelikle kadın doğum doktorunun kadın olması gerekiyordu . En başında bütün kurallar çiğnenmişti . Bütün dünyadaki sinesteziklerin %80'i kadındır . Hastanede Jonghyun gelmeden önce sadece iki tane erkek sinestezik doktor vardı . Ayrıca bana yardımcı olabilmesi için genetik hakkında da epeyce bilgiye sahip olmalıydı ki Jonghyun aynı zamanda genetik mühendisiydi . Bu da neredeyse imkansız gibi gözüken bir şeydi . Anladığım kadarıyla genetik mühendisliğini de ikinci öğretim olarak ,akşam , okumuştu . Temporal lobun verdiği muhteşem hafıza ...
Çoğu kişi için Fransız aksanı , bronz bir ten , renkli gözler , gamze ya da uzun kirpikler çekicidir ama benim için bunların hiçbirisi çekici değildi . Ben yüksek zekayı ve hafızayı çekici bulanlardandım yani Sapyoseksüeldim .Birisinden etkilenmek için zekasının hangi yönde ve ne kadar olduğuna dair a'dan z'ye inceleme yapmalıydım .
❄️❄️❄️
Bugün bir değişiklik yapıp yemekhaneye erken gidecektim . Keşke hastane Chicago'nun kuzeybatısının en ücra köşesinde olmasaydı da herkes öğlen arasında rahatça dışarda yemek yiyebilseydi ya da dışarı çıkabilseydi . Ama maalesef ki hastanede çalışan herkes yemekhaneden yemek zorundaydı .
Poliklinikten çıktıktan sonra asansöre binmek yerine merdivenlerden inmeye karar veriyorum . Belki biraz daha kafam dağılırdı (!). Asansörün hemen yanında Jonghyun ve sabah gördüğüm kadın yine karşılıklı gülüyorlardı . Jonghyun bugün çok tuhaf davranıyordu , görünüyordu .Daha önce hiç gözlük takmamıştı ama bugün kahverengi , çok değişik bir gözlük takmıştı ( medya ) .
Göz göze gelmeden önce gayet neşeli gözüküyordu ama bana baktığı zaman , yine ikinci kez , gözlerinin içinde gördüğüm bambaşka duygular ve renkler vardı ...
Birkaç saniye sonra mecburen yanlarından geçip hızlıca aşağı inmeye başlamıştım . Hiçkimseye bakmadan aşağı doğru koşarcasına iniyordum .
❄️❄️❄️
Yemekhanenin olduğu eksi birinci kata olanca hızımla inmiştim . Yemekhanenin hemen yanında asansörler vardı . Dijital ekranlarından gördüğüm kadarıyla yemekhaneye gelmesine bir kat kalmıştı , hatta daha da az ...
Daha sonra hızlıca yemekhanenin kapısından içeri girmiştim . Yemekhane hiç istemediğim bir şekilde dopdoluydu . Neyseki sıra fazla olmuyordu . Yemek almam için önümde sadece iki kişi vardı . Çok az bir zaman sonra arkadan , asansörden inen kişilerin , kalabalığı içeri girmişti . Çıkan seslerden anlayabiliyordum . Tam zamanında inmişim ...
❄️❄️❄️
Almam gereken yemeklerin birisi hariç hepsini almıştım , arkama sağıma soluma hiç bakmıyordum . Zaten sol tarafımdaki kişilerle aramda anlayamadığım kadar fazla bir boşluk vardı . Benim de işime gelmişti , kafamı çevirip bakmamıştım .
Tam son yemeği tepsime koyarken sol tarafımdaki sebebi belirsiz boşluk tamamen doldurulmuştu . Jonghyun, ben tam arkamı dönmüş gidecekken sol kulağıma olabildiğince yaklaşmıştı . Nefesi kulağımı huylandırmıştı
.
—— Kıskandın mı Winter ?
Bana aşıksın ...
Kulaklarım doğru mu duyuyordu yoksa sabahki kabusum devam mı ediyordu ? Bu , bu olasılıksızdı ...
Bütün bunları duyar duymaz ellerimdeki tepsi bile bana çok ağır gelmeye başlamıştı . Kayıp gitmişti bile ...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
WİNTER'S WONDERLAND
Science FictionÖzgür iradenin sınırlarının sorgulandığı Massey, tanrı parçacığının gizeminin çözüldüğü CERN , yanlış bir kararının nelere mal olduğunu gösteren Cenevre , 23 yıl sonra adaletin fısıltılarının yeniden duyulmaya başlandığı Pyongyang . "Hayatımın kontr...
