Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
ÜÇ YIL SONRA 25 şubat 10:00
Yavuz elindeki papatya buketini Bahar'ın mezarına bırakıp, mezar taşını öptü. Ardından gerileyip mezar taşının tam karşısına oturdu ve derin bir iç çekerek gülümsedi.
"İyi ki doğdun, sevgilim. İyi ki doğdun, ömrümün Bahar'ı. Sensiz üçüncü yılı doldurdum artık. Kokun hâlâ burnumda. Dudaklarının tadını unutmadım. Kalbimde hâlâ bir tek sen varsın. Başka birini almayı düşünmüyorum zaten. Her zerrem sen, sen, sen... Gözlerimi kapattığımda da, açtığımda da sen varsın.. Mekanın cennet olsun, birtanem. Seni seviyorum.." diye eli ile karlı toprağı okşadı Yavuz.
"Yavuz amcaaaa! Gidiyoy muyuz?" dedi küçük Beren.
"Gidiyoruz, kızıl kafa.." diye Yavuz kıkırdayarak eli ile kıza gel işaresi yaptı.
Daha diplomalarını aldıktan iki ay sonra Aziz ve Merve hızlı davranarak evlenmişlerdi. Başlarda ciddi bir ilişki gibi görünmese de, zamanla aşkı tatmışlardı. Artık birbirilerine bağlanmış ve bu bağlılığı evlilikle taçlandırmışlardı. Kısa bir süre sonra ise ikisinin aşk meyvesi olan Beren doğmuştu.
Tabii ki çetenin bir tek Aziz ve Merve'si evli değildi. Aynı zamanda Eylem ve Fethi de geçen sene evlenmişlerdi. Ateş ve Nazlı ise tuhaf bir şekilde evlilik erken demişti. Normalde onların evlenmesini beklerken, Eylem ve Fethi'nin evlenmesi oldukça tuhaftı. Tabii ki bu sırada Nazlı ve Ateş boş durmamış, nişanlanarak aralarındaki aşkı taçlandırmıştı..
Beren annesi gibi turuncu saçlara, babası gibi küçük, kahverengi gözlere sahipti. Bir de bembeyaz, kar gibi bir teni vardı. Tabii Nazlı'nın nazını, Eylem'in katır inadını almıştı. Bu yüzden Merve adeta onunla uğraşırken sürünüyordu. Çünkü daha üç yaşında olmasına rağmen oldukça yaramaz bir çocuktu Beren..
Yavuz eğilip Beren'i kucağına aldı ve boynundaki atkıyı iyice düzelterek üşümemesini sağladı. Bugün Aziz nöbette, Merve ise toplantı da olacağı için Beren'i kreşten Yavuz almıştı.
"Amca, buyaya neden geldik?" dedi Beren.
"Çünkü burda benim sevdiğim kadın yaşıyor.." dedi Yavuz buruk bir tebessümle.
"Toprağın altında mı?"
"Hayır, cenette. Cennete giriş iznim olmadığı için çiçekleri buraya getiriyorum ve biz gidince melekler onu alıp, cennete götürüyor.." dedi Yavuz Beren'nin yanağına küçük bir buse kondurarak.
"Anladım. Adı ne sevdiğin kadının?" dedi Beren gülümseyerek.
"Bahar.."
Beren avucunu dudaklarına bastırıp geri çekti ve ortaya çıkan küçük "pıt" sesinden, Yavuz onun avucuna öpücük kondurduğunu anladı. O minnak avucuna kondurduğu öpücüğü, Bahar'ın mezarına doğru hedefleyip üfledi ve sanki öpücük Bahar'a gidiyormuş gibi gülümsedi.