Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
-1-
Bahar dudakları arasından kayan dudaklarla derin bir nefes aldı. Ne kadardır birbirilerinde kaybolduğunu bilmiyordu ama aklı daha yeni yeni başına gelmeye başlamıştı. Alnı adamın yağmur yüzünden ıslanan alnı ile birleşti biraz sonra. Usul usul adamın ensesine doladığı kolunu çekip, burnunu adamın burnuna sürttü.
Ne olduğunu birlmiyordu ikisi de. Yavuz'da en az Bahar kadar şaşkındı. Yapmayacağı bir şeyi yapmıştı. İstemsizce olmuştu belki ama pişman değildi. Yine olsa, yine öperdi onun şeker tadındaki dudaklarını.
Bahar, bu anın Efsun ve Arda yüzünden olduğunu biliyordu. Yavuz istemsizce öpüşmüştü belki ama, Bahar da karşılık vermişti ona.
Dayanamadı Bahar. İlk öpücüğü gitmişti. Yine ve yeniden o Arda denilen herif yüzünden mahvolmuştu her şey. Senelerini kendine zehir ettiği yetmiyormuş gibi, bir de kendi için felsefe edindiği tek şeylerden birini kaybetmişti.
Hıçkırıkları yükseldi. Artık canından can kopuyormuş gibi hıçkırmaya başladığında, Yavuz korkarak geri çekildi.
Yağmur hala aynı şiddetle yağıyordu. Kapkaranlık gecede, onları aydınlatan sokak lambalarının loş ışıkları ve yıldızlar vardı. Bahar ağlıyordu. Yine ve yeniden. Hem de o herif için.
Yavuz’un öfke yüzünden boynundaki ve kollarındaki damarlar iyice belirginleşti.
"Ağlama!" dedi bağırarak.
Bahar elleri ile yüzünü kapatıp hâlâ hüngür hüngür ağlamaya devam ederken, Yavuz öfkeyle kızın kollarından tutup onu hırpalayarak,
O an Bahar onun elleri arasından kurtulup birkaç adım geriledi. Adamın sesinden, gözlerindeki öfkeden ürkmüştü. Vücudu tir tir titriyordu. Kafası hafif yana doğru çevirdi. Efsun ve Arda'nın orda olmayışı ile rahatladı.
"Bana bağırma.." dedi yeniden Yavuz'a bakarak. Bu sefer hıçkırmıyordu ama göz yaşları usul usul minik gözlerinden çenesine doğru süzülüyordu.
"Bahar.."
"Söz vermiştin bana.. Bağırmayacaktın.." dedi Bahar. Küçük bir kız çocuğu gibi dudaklarını bükmüş, öylece titriyordu.
Yavuz kızın bu çaresiz ifadesi ile ne yapacağını bilemedi. Tek bir çaresi vardı. Kızın yüzünü güldürmesi gerekiyordu. Zaten darmadağın olmuştu tüm hayatı. Bu yüzden ağlaması yeterince normaldi. Fakat Yavuz da ona verdiği değer yüzünden böyle olmuştu. Ona dokunmaya kıyamazken, Arda'nın onun gibi eşsiz bir varlığı terk edişi, kalbini param parça ediyordu.