Nefes nefese kalmıştım. Sonunda kiraladığım evimdeydim. Bir villa satın almıştım desem yalan olur ama bahçesi olan küçük, iki katlı şirin bir evi kiralamıştım. Param fazlasıyla vardı. Hepsini başıma bela almamak için banka kartına yatırmıştım. Artık evdeydim ama evin içinde hiç birşey yoktu. Yani sadece salonda bir kanepe ve bir de sandalye vardı. Alışveriş yapmalıydım. Valizimi evde bırakıp çarşıya gittim. Bir mobilyacıya girip bir tane yatak beğendim. Dolap, kitaplık vesayre eve ne gerekiyorsa aldım. Evin adresini verdim. Akşamüstü getireceklerini söylediler. Adamla anlaşıp caddeye geri döndüm. İşlek biryerdi ve hareket etmek zorlaşmaya başlamıştı. Sonunda kendimi bir markete atabilmiştim.
Market alışverişim sırasında etrafa bakmaktan market arabasını sert biryere çarptım. Evet gerçekten sertti. Karşımda siyah saçlı bembeyaz tenli benden 5-6 cm uzun deri ceketli bir çocuk vardı. İtiraf ediyorum çok yakışıklı...
Çarptığımda "Yavaşşş!" Diye bağırdı. Sonra "Bana çarptın, önüne baksana!" Dediğinde sinirlendim. Bende cevap verdim "Hadi ya sana mı çarptım? Bende sığıra çarptım sanmıştım. O beyin sana ağır gelmiyo mu yaa?"
Böyle söyleyince sinirlendi ama bende sinirliydim. Beklemediğim biranda o da market arabasını bana itti. Pislik canım acıdı. "Yaaağğhhh!!" Diye bağırdığımda herkes bana bakmaya başladı. "Yağ değil yoğurt." Dedi alayla ve sonra kasa gidip elindeki içkiyi geçirdikten sonra bana göz kırpıp marketten çıktı.
Sonunda evime gelmiştim. Eşyalarımda gelmişti, herşeyimi yerleştirdikten sonra temizliği yarına bıraktım. Getirdiğim kıyafetlerin içinden rahat olması için siyah kapşonlu bir sweat giydim zaten sıcak olduğu için altıma bir şey giymemiştim. Odadan çıkarken çıplak ayağımda ki, siyah ojeyi farkettim. Aslında temizlerdim ama bugün fazlasıyla yorulmuştum. Aşağıya inip marketten aldığım gazozu açtım. Televizyonun başına geçtim. Televizyonum büyüktü bugün almıştım ve diğer mobilyalarımda gerçekten lükstü. Param hala çok fazlaydı ve bu yüzden hiç kaygıya düşmeden bütün bunları satın almıştım.
Korku filmi izliyordum. Korkuyormuydum? Ahh tabikisinde hayır. Gazozumu yudumluyordum ki birden elektrikler kesildi. İşte şimdi çok korkuyordum. Hemen kendimi dışarı attım. Benim karanlık fobim vardı buna dayanamazdım. Ayağımda ki ev terlikleriyle sokağa koştum. Elimdeki anahtarları ses olsunda korkmayayım diye çıngır çıngır sallıyordum. Sokak sessizdi ama ben korkuyordum. Aklıma yan komşu geldi. Gidip kapısını çaldım.
Karşıma marketteki çocuk çıktı. Hemen "Senin ne işin var burda? Beni mi takip ediyorsun?. Kızım bak belamısın gece gece giyinmişsin zaten kısacık. Ne istiyorsun?!" Diye bağırarak söylenmeye başladı. Ben nefes nefese korkudan hızla konuştum "B-bak şimdi sırası değil yan tarafta oturuyorum ve elektriklerim kesildi. L-lütfen b-benim ka-karanlık fobim var. Eve gidemiyorum elektrikler gelene kadar evinde kalsam olmaz mı? Hıı.." diye sordum. Korkudan bu pisliğe yalvarmak zorunda kalmıştım. Offf. Sıkıntıyla nefes verdi. "Off!! bak kızım defol git benimle kafa bulma!" Deyip kapıyı kapatıyordu ki elimle kapıyı tuttum yine nefes nefese "B-bak sadece elektriklerim gelene kadar lütfen bak. Anlasana korkuyorum işte." Diyebildim. Sıkıntıyla nefes verip 'geç' anlamında kafasıyla işaret yaptı. Hemen sevinçle gülümseyerek içeri girdim. "Teşekkür ederim." Dedim. Oysa kafasını sallayıp içeri gitti.
Olduğum yerde dikilip evimi süzdüğümü görünce "Eee gelmiyor musun?" Diye sordu. Bende hızla ve korkuyla başımı sallayarak onu takip ettim. Evi baya lükstü ve zengin olduğu her yerinden belli oluyordu. Yukarı çıkıyordu. Beni bir yatak odasına getirdi. Sanırım onun odasıydı.
"Uyu istersen." yatağı işaret etmişti. Ya uyurken bana bir şey yaparsa... Hemen "Eee yok ben hiç uyumayayım hem zaten birazdan giderim. Hem elektriklerde gelmiş olur. Rahatsızlık vermeyeyim." Dedim. O da bana yaklaşarak "Haklısın uyursan sana sahip olurum çünkü." Dedi. Çok korkmuştum hemen kapıya koştum açıp çıkacaktım ki kapıyı kapattı beni kendisine çevirdi. Korkuyla nefes alıyordum. Ağlamaya başladım. O da "Şşş korkma. Sadece alay ediyordum. Tamam uyuma ama korkma da tamam mı?" Dedi. Hızla başımı aşağı yukarı salladım gözyaşlarımı sildi. Beni nazikçe odanın içerisine itti ve kapıdan çıkıyordu hemen "Şeyy seninle gelsem olmaz mı? B-burda t-tek kalamam." Dedim. Anlayışla gülümseyerek olumlu anlamda başını salladı. Onu takip ettim koridorun karanlık tarafına gidiyordu. Yaa şakamı bu fobim olduğu söylemiştim. Aklına gelmiş olacak ki arkasını döndü ve elimi tuttu. "Korkma. Biraz karanlıktır ama ben yanındayım. Tamam mı?" Dedi. Başımı salladım ve içeri girdik.
İçeride hafif bir kırmızı ışık vardı. Tahminimce bir çalışma odasıydı. Odada bir piyano, çalışması için bir masa ve siyah deri bir kanepe vardı. Güzel bir odaydı ama çok geriliyordum. Piyano'yu görünce "Çalıyor musun?" Diye sordum. Kafasını olumlu anlamda salladı. Sonra "Sen?" Diye sordu. Bende gururla "Evet. Çocukluğumdan beri.." dedim. Aklıma ailem geldi, acaba bıraktığım notu bulmuşlar mıdır?" Sıkıntıyla nefes verdim.
Bana "Adın ne?" Diye sordu. Daldığım için ne dediğini duyamamıştım. "Hı?" Diye şaşkınca yüzüne karşılık verdim. Sonra alayla "Diyorum ki insanlar sana ne ile sesleniyorlar? " dedi. Bende alayı sürdürmek için "İsmimle sesleniyorlar dedim." Alayla bende gülüyordum. Hafif kızmıştı. "Tamam tamam kızma hemen. Adım, Chaeyoung. Senin?" Diye sordum. O da "Yoongi." Diye karşılık verdi. Sonra "Min Yoongi." Diye ekledi.
"Memnun oldum Min Yoongi.." dedim. "Memnun oldum Chaeyoung." Dedi.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.