Çimlerle dolu bahçede dikilmiş karşımdaki görkemli binaya bakıyordum. Burası benim yıllarca hayalini kurduğum üniversiteydi. Gelmek için can attığım, yıllarca çalıştığım Paris'in en ünlü üniversitesiydi. Cyber Üniversitesi...
Üç ay boyunca Yoongi ile hiç konuşmadım. Birkaç kez karşılaştık ama hiç konuşmadan yanından uzaklaşmıştım. Kendime bir Cafe'de iş bulmuştum. Dükkanın sahibi nazik bir teyzeydi. Yaşlıydı ve ton tondu. Her okul çıkışı cafeye gidecek orada işleri halledip eve geri dönecektim. İki aydır orada çalışıyordum. Parasından da memnundum. Önümdeki tek hedefim bu okuldaki Hukuk fakültesinden mezun olmaktı.
Okulun giriş sesini duyunca bütün kalabalık yavaşça ve ağır başlılıkla okulun giriş kapısına yönelmişti. Medeniyeti çok sevmiştim. Bende kapıya yöneldim...
Uzunca bir kalabalıktan sonra bölümümü ve sınıfımı bulmuştum. Büyük kocaman ve görkemli bir sınıftı. Sayamadığım kadar büyük, geniş ve kat kat sıralar vardı. Benim boyumun 3 katı büyüklüğünde bir tahta vardı. Hangi babayiğit yetişip yazı yazacaktı ki bu sıraya.. bir an kendimi Harry Poter sanmıştım. Burası da benim Hogwarts'ımdı. Tahtanın önünde uzunca bir merdiven vardı. Öğretmen için bir kürsü ve kürsünün üzerinde bir mikrofon vardı. Duvarlarda koca koca pencereler vardı ve inanılmaz güneş alıyordu.
Rastgele bir sıraya yerleştim. Not almak için bilgisayarımı çıkarırken yanıma biri oturdu. Gözleri çekikti ve sezgilerimde yanılmıyorsam Koreliydi. Korece "Merhaba." Dediğimde o da sevinçle Korece "Merhaba." Diye karşılık verdi. Sıraya yerleşirken "Chanyeol." Dedi. Bende "Chaeyoung." Diye karşılık verdim.
(Hikayede Chanyeol ile Yoongi aynı boyda bilginize... Asddfg.)
Bütün gün hocalar makine gibi konuştu, bizde bilgisayarlarımıza not aldık. Chanyeol gerçekten samimi ve komik biriydi. Bütün gün onunla çok güzel geçmişti. Şimdi öğlen olmuştu ve bizim dersimiz kalmamıştı. Çıkışta Chanyeol gideceğim yere kadar bana eşlik edebileceğini söyledi. Bende kabul ettim. Güneşli hava da fazla kalabalık olmayan ama yine de insanların çok olduğu bir caddede yürüyorduk.
Cafenin önüne geldiğimizde Chanyeol şaşırarak suratıma baktı "Burada mı çalışıyorsun Chae?" Diye sordu. Gülümseyerek başımı olumlu anlamda salladım. "Ciddi misin?" Diye tekrar sorunca "Evet Chanyeol. Evet." Dedim sabır dileyerek. Birden zıpladı. "Burası benim annemin kafesi." Dedi mutlulukla..
Şaşırarak "Ciddi misin?" Dediğimde kafasını heyecanla salladı. Cafenin üzerindeki bir daireyi gösterip "Annemle burada yaşıyoruz." Dedi. Elimi tutup beni cafenin içerisine çekti. Annesi bizi görünce hem sevindi, hem şaşırdı.
Chanyeol sevinçle "Anne, bu arkadaşım Chae aynı bölümü okuyoruz ve sıra arkadaşım." Dedi. Aslında sıralar kocaman olduğu için yaklaşık yirmi kişiyle sıra arkadaşıydım. Bunu söylemesi biraz saçmaydı ama birşey demedim, yine de mutlu olmuştum.
Annesi Bayan Park Yeon Joo, bizi şefkatle karşılamıştı. Cafede henüz müşteri olmadığı için birlikte bir masaya oturup kahve içiyorduk. Ben tanışma faslını bitirip Chanyeol'a "İki aydır burada çalışıyordum. Nasıl oldu da seni görmedim?" Diye sordum. Annesi kahkaha attı ve "Benim oğlum biraz yaramazdır. Yazın eve geç gelir. Kuzeni Baekhyun ile sürekli başlarını derde sokarlar." Dedi ve yine gülmeye başladı. Chanyeol bozulmuş bir şekilde "Ya anneee beni arkadaşıma rezil ediyorsun." Dedi. Bayan Yeon Joo oğlunun kafasını okşayıp "Haylaz oğlum benim." Dedi şefkatle. Onların bu haline kıskanmıştım. Benim ailem çok sorumsuzdu ve benimle hiç ilgilenmezlerdi. Yine onların bu hallerine tatlılıkla gülümsedim.
Bugün cafeye fazla kişi gelmemişti. Akşam olmuştu. Bayan Yeon Joo yanıma geldi ve saçlarımı okşadı. "Bugünlük bu kadar yeterli kızım. Artık evine gidebilirsin." Dedi. Chanyeol o sırada masalardan birine oturmuş telefonla oynuyordu. Kafasını oyundan kaldırıp yanımıza geldi. "Geç oldu Chae, seni ben bırakabilirim." Dedi. Başımı gülümseyerek olumlu anlamda salladım. "Çantamı alıp, geliyorum." Dedim ve tezgahın arkasına koştum.
Çantamı alıp geldiğimde Chanyeol ve annesi birşeyler fısıldıyorlardı. Ben gelince sustular. Chanyeol girmem için kolunu işaret edince onu kıramadım. Koluna girdim ve Bayan Yeon Joo'ya el salladım. O da bana el salladı ve Chanyeol ile beraber cafeden ayrıldık.
Evimin önüne geldiğimizde gözlerim Yoongi'nin evine kaymıştı. Çalışma odasının, boydan pencersinin karşısında kahvesini yudumluyordu. Bizi böyle görünce sinirle beni süzdü sonra pencerenin önünden ayrıldı. Bende kolumu Chanyeol'un kolundan çıkarıp gülümseyerek "Burası." Diyerek evimi gösterdim. O da gülümsedi. "Teşekkür ederim." Dedim nazikçe. Başıyla beni onaylayınca bahçe kapısını aralayıp bahçeme giriş yaptım. Bahçe kapısını kapatırken göz göze geldik. "Görüşürüz, Chaeyoung." Dedi. "Görüşürüz, Chanyeol." Dedim.
Olaylara Chanyeol'uda eklediğime göre coşuyor muyuz gençler?(Asdfhg)...
Oy vermeyi unutmayın...
Çileklerim benim, oy veren ve destek olan herkese teşekkür ediyorum. Seviliyorsunuz.💘
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.