Herkes oturmuş sessizce kahvaltı yiyorduk. Herkes dediğime bakmayın. Jimin hyung hâlâ yoktu. Tae hyung ise iştahsızca yiyordu.
Hayır yani Yoongi ile sevgili olduğuma bile sevinemiyordumki.
İç çektim ve son lokmamı yiyip masadan kalkıp lavaboya gittim. Lavaboda Jimin hyunga yazdım.
Ben Saçlarımı keseceğim. Her nerdeysen sende benimle geliyorsun. İtiraz yok.
Minie Neden kesiyorsun?
Ben Ensemi rahatsız ediyor
Minie Çıkmadan ara beni. Ayrıca ben bizim evdeyim aptal Başka nerede olacağım?
Ben Seni seviyorum
Minie Bende seni seviyorum Koo
Lavabodan çıktığımda Yoongi'yi kapının önünde görmüştüm. Gülümseyip kollarını belime sarıp beni kendine çekti.
Fısıldadı. "Konuşamadık bile."
Güldüm ve alt dudağımı ısırdım. "Ne konuşacaksın?"
Boynuma bir öpücük bıraktı. "Belki anlamışsındır ancak yine de seni sevdiğimi söyleyecektim."
Dudağına bir buse kondurdum. "Bende seni seviyorum ancak şuan hazırlanmam gerek. Jimin hyung ile beraber saçımı kestirmeye gideceğim."
"Seni hiç kısa saçlı görmedim. Merakla bekliyor olacağım. Eminim çok güzel olacaksın."
~♥~
Kuaföre gelmiştik. Saçımı kestirmiştim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Ben çok beğenmiştim, sevimli olmuştu.
Kuaförden çıktıktan sonra kafeye gelmiştik.
Kahvemden yudum aldım. "Neden böyle yapıyorsun hyung?"
İfadesizce konuştu. "Bu işe karışma."
Mızmızlandım. "Hyung Yoongi ile sevgili oldum ancak sizin yüzünüzden buna bile doğru düzgün sevinemedim. "
İç çekti. "Jungkook, ben ona karşı bir şey hissetmiyorum. Ayrıca sevgili olduğunuza sevindim. Umarım seni üzmez."
Offladım. "Ben o evde kalmak zorundayım, hyunglar hâlâ Hoseok'un bir şey yapabileceğini söyledi. Ancak sen gidersen tek başıma ne yapacağım? Tae hyung ve Yoongi'nin hep işleri oluyor."
Homurdandı. "Bak Jungkook, onunla seviştim. Ayrıca hiçbir şey olmamış gibi evinde durumam. Hem ben sarhoşken benden faydalanamaz. Anlıyor musun? Ben sürtük değilim. "
Tekrardan offladım. "Sana zaten sürtük diyen yok. Ben şahsen sizin denemenizin gerektiğini düşünüyorum. Tae hyung iyi birisi ayrıca seni çok seviyor. Tıpkı benim Yoongi'yi sevdiğim gibi."
Arkasına yaslandı. "Sana bu işe karışma dedim. Ayrıca bu konuyu konuşacaksak ben gideceğim."
Ayaklandım. "Bu kadar inatçı olduğunu bilmiyordum hyung."
O da ayaklandı. "Herneyse. Mesajlaşırız. "
Sarıldık. O benim gelmediğimi fark edince sordu. "Neden gelmiyorsun? Seni arabayla bırakayım."
Güldüm. "Yoongi'yi arayacağım. Biraz onunla zaman geçirmek istiyorum."
"Pekâlâ. "
Tam o sırada beni arayınca sırıtmıştım.
Bilerekten hemen açmamıştım, 3. Çalışta açtım.
"Efendim?"
"Nerdesin?"
"Tek başıma kafede oturuyorum. Neden sordun?"
"Neden tek başına? Jimin?"
"Jimin hyung gitti. Ama istersen sen gelebilirsin."
"Çok isterim. Bana konum atmalısın."
Gülümsedim. "Seni bekliyorum."
Ona konumu atmıştım. Bir süre sonra gelmişti. Masaya -yani yanıma- göz alıcı bir şekilde geliyordu. Siyah uzun paltosu, siyah kot pantolonu ve giydiği gömlekle bile çok yakışıklıydı.
Yanıma oturduğu zaman onu hâlâ süzüyordum. "Yakışmış mı?"
Güldü. "Herzamanki gibi güzelsin." Garsonu eliyle çağırmıştı ve kahve sipariş etmişti. "Jimin ile ne konuştunuz?"
Offladım. "İnatçının teki. Hayır yani, bence Tae hyungtan hoşlanıyor. Ancak başına dert almamak için onunla beraber olmuyor olabilir."
Hmmladı. "Taehyung ise kahvaltıdan sonrasından beri odasından çıkmadı."