2. Bölüm

2.1K 222 135
                                    

Keyifli okumalar

🌸

Güzel bir çiçeği, güzel bir evi, güzel bir ağacı, güzel bir insanı kısaca güzel olan herşeyi herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle, mutluluğu zahmetiyle, insanı hatalarıyla kabul etmek gerekir. Hata olmadan insan, insan olur mu? Olmaz! Güzelliğe giden yollar dikenlidir. Bu yoldan geçmedikçe, ayağına fedakarlık, zahmet dikenleri batmadıkça yolun sonuna ulaşamazsın.

Dünya da böyledir. Hiçbir uğraş vermeden, çabalamadan kazanmak isteriz, başarmak isteriz. Bunu başarmak için ise hata üstüne hata, günah üstüne günaha gireriz. Bunun en acı yanı ise bu hatalar hayatımızda normalleşmiş şeylerdir. Aslında hata olduğunun farkında değiliz. Ey Ademoğlu! Kendine gel! Kendini bil!

Bugün sabah erkenden kalkmış önce namazımı eda etmiş sonra kendimi doğanın muhteşem kokusuna bırakmıştım. Tek katlı evimizin küçük şirin mi şirin bahçesinde sebze ekmiştik. Elime aldığım sepetle bahçeye koşmuş. Önce Allah'ın bize lutfettiği temiz havayı solumuş. Sonra da domates ve salatalık toplamaya başlamıştım.

Sebzeleri topladıktan sonra eve yönelmiştim. Kapının önünde tembellik yapan kedimiz yumuğu görmüştüm. Yüzümde bir gülümseme oluştu. Yanına gittim. Hafif eğilerek tüylerini okşadım.

"Seni tembel şey seni."

Ordan ayrılıp içeri girdim. Ellerimi yıkayıp annemle babama kahvaltı hazırlamaya başladım. Yarım saat süren kahvaltı maceram annemin mutfağa girmesiyle son buldu. Önce hazırladığım kahvaltıya baktı. Sonra da yüzünde gülümsemeyle bana... Yanıma yaklaştı. Sonra bana sarıldı. Omzumda ıslaklık hissettim. Sanırım ağlıyordu. Dayanamadım yüzünü kaldırdım. Kafamı iki yana sallayarak işaret diliyle

"Ağlama anne. Dayanamam."

Gözleri dolu dolu yüzüme baktı.

"Oy benim çitlembiğim. Büyümüşte anne babasına kahvaltı mı hazırlarmış."

Annemden sonra babamdan da aynı şevkat dolu sözlerden sonra kahvaltımı yaalmış sonra da okula gitmiştim. Lise son sınıf öğrencisiydim ve okulun sayılı tesettürlü öğrencilerindendim. Bu beni biraz dikkat çekici yapıyordu. Hiç istemesem de... Tabi dikkat çekici başka bir özelliğim de vardı. Konuşamıyorum.

Derse geç kalmıştım bu yüzden biraz hızlı hızlı yürüyordum. Önüme bakmadan yürürken birden birinin elini kolumda hissettim. Gözlerim açıldı. Elimle elini savuşturdum. Yüzüne bakmasın ama iç çektiğini duydum. Sonra da sesini.

" Dikkat et!"

Ürküp kaçacağımdan korkarmış gibi sessizce söylemişti. Yanaklarım kızararak yanından kaçtım. Arkamdan hafif gülme sesi gelmişti. Galiba beni komik buldu. Sınıfa girince yine herkesin ilgi odağı olmuştum. Herkes susmuş bana acıyan bakışlarını atmaya başlamıştı. Bu benim çok zoruma gidiyordu. Konuşmak bağırmak çağırmak istiyordum. Ben de sizin gibiyim. Ben de bir insanım demek istiyordum.

Günüm böyle rutin bir şekilde geçti. Eve gidip anneme yardım etmiştim. En sonunda yemeklerimizi yiyip. Namaz için odama yöneldim. Namazımı kıldıktan sonra yatağıma uzandım. Gözlerim açık bir şekilde öylece beklemeye başladım. Neyi bekliyordum. Sonra aklımda bugüne kadar hiç geçmeyen birşey geçti.

"Acaba bu gece de mesaj atar mı? Yoksa o da korkup herkes gibi kaçar mı?"

Daha Lafımı tamamlamadan telefonuma bildirim sesi geldi. Hemen elime alıp mesajı açtım.

Bilinmeyen numara: Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya bu hep böyle, böyle biter mi?

Aybüke: Çok güzel. Neden menekşe?

Bilinmeyen numara: Menekşelerin kokusu yoktur. Ama şair öyle imkansızı sevmiş ki aşkını, sevdasının imkansızlığını menekşe çiçeğinin olmayan kokusuna benzetmiş.

Aybüke: Çok acı bir hikaye.

Bilinmeyen numara:Evet tıpkı senin gibi Menekşe.

Aybüke: Anlamadım.

Ellerim titriyordu. Çok heyecanlanmıştım. Ellerimde telefon onun vereceği cevabı heyecanla bekliyordum. Gelen bildirim sesiyle hemen mesajı açtım.

Bilinmeyen numara: Şairin Menekşe çiçeginde olmayan kokuyu araması ne kadar imkansızsa, sen de benim için öyle imkansızsın sessiz kız.

🌸

Bölüm nasıldı?

Sen Dili Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin