1. Bölüm

2.7K 233 125
                                    

Keyifli okumalar

🌸

Sabah yine huzurun sesiyle uyanmıştım. EZAN sesi... Benim  için bu dünyadaki bütün müziklere bedeldi. Gözlerimi ağır ağır açtım. Her sabah yaptığım gibi dinlemeye başladım. Insanlar nasıl bu kadar güzel ve özel olan bu ezgiden mahrum olurlar. Bir tek ben mi böyle hissediyorum. Sorun bende mi anlayamıyorum.

Ben de hocayala birlikte fısıldamaya başladım. Ya da ben fısıldadığımı sandım.

ALLAHU EKBER(Allah büyük)
ALLAHU EKBER (Allah Büyük)

ALLLAH BÜYÜK

Ezan bitince yavaşça dogruldum. Etrafıma baktım küçük odamın içi çok karanlıktı. Karanlıktan korkarım hem de çok. Elime telefonumu aldım. Işığını açıp etrafa tuttum.

Ayağa kalkarak odada ilerledim. Duvara tutunarak en sonunda kapının kenarında duran düğmeye bastım. Ohh! Çok şükür en sonunda açabilmiştim. Pencereye doğru ilerledim. Perdeyi çekerek dışarıyı izledim.

Gökyüzü  yine bütün karaları toplamış başına bize kızgınlığını belli ediyordu. Kalkın diyor, neden uyuyorsunuz, ben uyumadım. Zikir ediyorum. Siz neden uyuyorsunuz. Tekrar KALKIN diyor. Allah'ın emrini yerine getirin. NAMAZ kılın diyor.

Ama kalkmıyoruz. Uykunun, dünyanın fani zevklerine kapılıp gidiyoruz. Pencereyi açtım Allah'ın bize sunduğu nimetten nasibimi aldım. Tertemiz, berrak bir hava...

Arkamı dönerek kapıya ilerledim. Kolu tutarak kapıyı açtım. Dışarı çıkınca karşı odanın kapısının da açıldığını hissettim. Babam karşı da durmuş gülerek bana bakıyordu. Bense sadece bakıyorum. Yine ruhsuz yine suratsız.

"Namaza mı kalkmış benim huysuzum"

Bana sevgiyle, şefkatle bakıyordu. Başımı aşağı yukarı salladım. O da gururla bana baktı.

"Aferin benim kızıma. Allah'a bize verdiği nimetler için şükretmek gerekiyor. Haydi gidelim abdest alalım. Sonra baba kız namaza duralım."

Sonradan annemin de bize katılmasıyla hep birlikte tek katlı evimizin salonunda namaz kılmıştık. Cemaat yapmıştık. Bunun güzelliğini yalnız bunu yapanlar bilir.

O gün namazdan sonra kahvaltı yapmış sonradan okuluma gelmiştim. Yine hiç kimsenin yüzüne bakmadan, hiçkimseyle konuşmadan günüm geçmişti. Akşam eve gelince yemek yememiş namazımı kılıp direkt uyumak istemiştim ama uyuyamamıştım.

Yatağımda uzanıp düşünürken birden çok yalnız olduğumu farkettim. Aklıma gelen fikri kafamdan atmak için kafamı iki yana salladım. Ama atamadım. Çok yanlış birşey biliyorum ama hayatımda ilk bir yanlışı yapmaya bu kadar istekliyim.

Telefonu aldım elime gelişigüzel yazdığım numaralara mesaj attım. Birkaç numaraya yazınca aslında çok eğlenceli değilmiş. Ama bugün sınıfta ki kızlar konuşurken duymuştum. Çok eğlenceli diyorlardı.

Oflayarak telefonu yatağa bıraktım. Birkaç saniye tavanla bakıştım. Bildirim sesiyle kendime geldim. Telefonu açıp bakınca kaşlarım kalktı. Çünkü böyle birşey beklemiyordum.

Bilinmeyen numara: Neden bu kadar güz korkuyorsun. Etrafında ucu bucağı görünmeyen boşluklar...

Aybüke: Bilmiyorum. Bir boşluktayım sanki. İsmim yok, cismim yok. Ne düşünebiliyorum ne de sabit durabiliyorum. Öylece düşüyorum sanki... Amaçsızca boş bir sekilde...

Bilinmeyen numara:  Benseni tutarım. Ne düşmene izin veririm ne de boşlukta savrulmana.

Aybüke: Tutar mısın beni gerçekten?

Bilinmeyen numara: TUTARIM. Yeter ki izin ver. Elinde olurum ayakların da olurum. SESİN DE olurum. Yeter ki izin ver.

Aybüke: kimsin peki? Adın ne?

Bilinmeyen numara: Yakında çok yakında...

Sen Dili Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin