Bir gün süren uçak yolculuğu sonunda gözlerimi Amerika' da açtım. Güneş daha yeni doğuyordu. Bu yolculuk beni pek yormamıştı. Jet den indik ve havalanına geçtik. Yolculuk Maya' yı yormuşa benziyordu ayrıca jet lag yemiştik bu gece uyku zor olucaktı. Uçaktan inip terminale geçtik. Terminalde siyah takım elbiseli bir adam bizi karşıladı ve bize siyah limuzine kadar eşlik etti. Bu limuzin gittiğımiz yerle ilgili ip uclarini yeterince veriyordu. Şaşağlı bir hayata giriş yaptığımızı gösteren küçük bir ipucuydu.Yol boyunca arabanın içini ölüm sessizliği hakimdi.
Bir saati sonunda dev, demir siyah renkli bir kapının önündeydik. Burası şehirin dışındaki doldukça büyük bir araziydi. Kapı yavaş ve sessizce açıldı demir ses bile çıkartmamıştı. Siyah limuzinle arazinin içine girdik. Heryer ağaçlıktı ama ağaçların arasındaki taştan yollar açıkca fark ediliyordu. Bir süre arazinin içinde yol aldıktan sonra oldukça gösterişli bir malikanenin önüne geldik. Burası bir saray yavrusuydu. Camdan dışarı bakarken siyah etekli ve beyaz gomlekli bir kaç kadın maliknenin içinden çıkıp arabaya doğru geldi. Hepsi sarışın olan bu kadınlar sarışın olduğu kadar telaşlı da gorunuyordu.
Ben hayret içinde camdan dışarı bakarken birisi kapımı açtı. Bu birisi bizi havaalanında karşılayan genç adamdı. Ben ağır hareketlerle ayağ kalkarken bay ve bayan Adams aravadan indi ve eve doğru yürümeye başladılar. Maya ve ben de onları takip ettik.
Zenginlerin ve lüks içindeki bir ailenin yetimhaneden aldıkları zavallı yetimler rolünü büyük bir profosyonellikle oynayarak eve girdik.
Eve girdiğimiz de bizi bembeyaz dev bir hol ve yine sarışın aynı kılıktaki kadınlar karşıladı.
Bayan Adams: Beni takip edin kızlar.
dedi. Maya'da ben de itatkar bir şekilde Bayan Adams'ı takip ederek merdivenleri tırmandık.
Saf beyaz mermer merdivenleri çıkıp.Siyah beyaz karolu zemien çıktık. Burdaki herşey fazlasıyla asil, zarif ve moderndi. Bu katı da geçtik ve ceviz parkelerin olduğu 3. kata çıktık. Kahverengi duvarlar ve altınrengi çerçeveli portrelerle bezeli koridoru geçtik ve koridorun sonundaki özel işlemeli kapının önüne geldik. Bayan Adams üzeri yılan, örümcek ve kertenkele işlemeleriye bezeli ahşap kapıyı açtı ve içiri girdi ve masanın arkasına geçip oturdu. Bize de oturmamızı işaret etti. İkimiz de sandalyelere oturduk. Arkada muhteşem bir göl manzarası vardı ayrıca odadaki herşey özel yapım gibi görünüyordu. Odayı inceledikten sonra Bayan Adams' a döndüm. Bayan Adams, Maya ve beni birazcık inceledikten sonra konuşmaya başladı.
"Kızlar burda olmanın bağzı kuralları var. Ayrıca burda olmanızın bir nedeni var."
dedi ve biraz geriye çekilip masadaki bir çekmeceyi anahtarla açıp iki tane kağıt ve birer altın renkli dolma kalem çıkarttı. Çıkartıklarını masaya bıraktıktan sonra konuşmasına devam etti.
"Bunları okuyun ve yarın imzalanmış bir şekilde bana getirin. Eğer koşulları uygunsuz bulursanız geri dönmekte özgürsünüz. Şimdi çıkabilirsiniz Mia ve Tina sizi bu gece kalacağınız odalarınıza kadar eşlik edicek."
dedi. Hipnotize olmuş gibi kağıt ve kalemi alıp odadan çıktım. Dışarda sarışın iki kız bizi bekliyordu. Mia bana yardımcı olacağını ve onu takip etmemi söyledi. Birlikte aşağıya indik.
+ Efendim bu gece burada kalıcaksınız. Banyo koridorun solunda 3. kapı.
- Bana Lara diyebilirsin. Teşekkür ederim.dedim. Hiç bir şey demeden odadan çıktı. Oda bembeyazdı tüm katların belirli bir konsepti olduğunu düşündüm. Burda lüks içinde yaşamayı gerçekten istiyordum. Sözleşme oldğunu tahmin ettiğim kağadı alıp evirip çevirdikten sonra yatağa bıraktım ve komidinin üzerinde duran boy havlularından birini alıp banyoya gittim.
Banyodan sonra gevşemiş ve mayışmıştım. Odaya gittiğimde üzerime giyecek hiç birşeyim olmadığı kafama dank etti. Mia' yı nasıl bulabilirdim acaba. Diye düşündüm. Etrafda dolandım ve sonunda başucumdaki küçük çanı fark ettim. Gümüş çanı elime alıp salladım ve bir dakika bile geçmeden kapı çaldı.
"Girin"
diye seslendim. Mia gelmişti.
"Şey temiz ilk çamaşırına ve kıyafete ihtiyacım var"
dedi. Mia yine hiçbirşey söylemeden başucundaki çekmeceyi açıp odadan çıktım. Çekmeceye yaklaştım ve içine baktım. İçinde siyah temiz bir ilk çamaşır takımı siyah şort ve kısa kollu bordo bir buluz vardı. Hızlıca giyindim ve saçımı kurutup topuz yaptım. Bu sefer de acıkmıştım. Yine elime gümüş çanı aldım ve çaldım. Yine bir dakika geçmeden Mia odamdaydı.
+Acıktım.
-İsterseniz size birşeyler hazırlayabilirim.
+Yok gerek yok. Mutfak nerde ?
-Aşağıda efendim.
+Sağol.dedim ve odadan çıkıp aşağıya indim. Saf beyaz mermerden hole çıkmıştım. İki tarafta da cam kapılar vardı. İlk sol taraftakini açtım dev bir salona çıkıyordu. Ardından diğer tarafı açtım orası da yemek salonuydu. Bu sefer şansımı soğ tarafta denedim ve açtığım ilk kapıda mutfağı buldum. İçerde bir sürü sarışın kadın vardı ve bana oldukça ters ve yadırgayan bakışlarla bakıyordu.
"Merhaba. Şey dondurma var mı ?"
diye sordum. Sesim ve edam küçük bir çocuk gibi olmasa da soru ağzıma çok çocuksu gelmişti. Herkes ölesiye susarken sonunda aralarından bir kadın çıktı.
"Merhaba efendim hoşgeldiniz ben Margret aşçıbaşıyım. Nasıl yardımcı olabilirim ?"
dedi. Bu evdeki benden sonra ki tek farklı saça sahip kişi o olmalıydı.
"Ben şey biraz acıktım ve acaba dondurma var mı ?"
dedim. Kadının yüzüne sıcak bir gülümseme yayıldı. Burda olduğuma sevinen tek kişi gibiydi. Gülüşü iç açan bu kadını sevmiştim.
"Elbette var efendim neli istersiniz ?"
" Aslında varsa karamel çok iyi olur"
dedim ve gülümsedim. Kadının yüzündeki gülümseme hiç solmadan başını salladı ve mutfakta kayboldu.Geri geldiğinde elinde bir kutu karamelli dondurma ve kaçış vardı. İştahla dondurmaya baktım sonra da Margret' a.
"Teşekkür ederim Margret. Bu kutuyla işim bittiğinde sana geri getireceğim."
"Nasıl isterseniz efendim."
"Tanıştığımıza memnun oldum Margret."
"Ben de efendim. Afiyet olsun"dedi. Dondurmayla kaşığı alıp merdivenleri çıkmaya başladım. Merdivenleri tam çıktığımda önümde birden biri belirdi ve ben de dengemi toparlayamayıp merdivenlerden aşağıya düştüm. Canım oldukça çok yanmıştı.
Yerden doğrulurken onu gördüm. Hayatımda gördüğüm en soğuk mavi gözlerle karşılaştım. İçinde en ufak bir duygu bile barındırmaktan yoksun keskin yüz hatları.
Yanimdan öylece geçip giderken ben bakakalmıştım. Ona baktıkca nefesim daralmış ve sıcaklaşmıştı. Hemen yerden kalktım ve dondurma kutusuyla kaşığı alıp yukarıya , odama çıktım.
Odaya gelip rahat bir nefes aldım ve nefesimi kuttuğumu da odama geldiğimde anladım. Dondurmayı kömidinin üstüne kutusunu hızlıca açtım ve bir kaşık dondurmayı kaşığımın içine doldurup ağzıma attım. Ağzımdaki gereğinden fazla sıcak olan ortamda dondurma sanki saliseler içinde erimişti ama dondurmanın soğukluğu beni rahatlatmıştı. Köşelerine tutunduğum komidinden doğruldum ve saçlarımı geriye attım. Bir anda bunalmıştım.
Her neyse etkiyi üzerimden atamamış olsam da şu sözleşmeyi okuma zamanım gelmişti....

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hasta 2 :Karanlığın İçinde
Teen FictionBazı insanlar bir gün bir çukurun içine düşerler. Karanlık ve sessiz bir çukur. Kimsesiz çırpınır. Ardından bir gün gelir ve birileri sizi oradan kurtarır. Ben de düştüm o karanlık sessiz çukura. Ardından birileri geldi ve bana yardım etti. Beni dah...