Kabus gibi iki gün geçirmiştim. Düşünmekten başıma ağrılar giriyordu. İki gündür evde tek konuşulan görücü, görücü, görücü...
Ne ikram edelim, nerede ağırlayalım, ne giyelim? Evde tek konuşulan buldu.
Sabah yarım saat kadar tavanı izledikten sonra yataktan kalktım.
Büyük gün gelmişti. Bugün öğleden sonra Nuran hanımlar oturmaya geleceklerdi.
Üstümü değiştirdikten sonra ayaklarımı sürüye sürüye kahvaltıya indim.
''Ah benim hanım kızım, ah benim gelin kızım günaydınlar olsun.''
Keriman halanın keyfi çok yerindeydi. Kadın yıllardır bu günü bekliyormuş. Uzun zamandır da Ayperi'ye dil döküyormuş razı etmek için. O keyifli olmasın da ben mi olayım?
Hayatımda hem ağlarım hem giderim lafını bu kadar iyi anladığım bir gün olmamıştı.
''Günaydın haminne'' bezgin bir şekilde masaya oturdum.
''Günaydın Sultanımm'' Heh Orhan sevimsizi de buyurdular.
''Hala, esbaplar terziden geldi mi?'' diye sordu Lütfiye Hala Keriman Halaya.
''Naci efendi biraz önce çıktı almak için. Öğlene kadar yetişir inşallah.''
''Kız hala, kahve ile lokumu da almadık. Onları kim gidecek almaya?'' dedi Fahriye Hala.
''Aaa eyvahlar olsun, doğru ya ben onu unuttum. Taze kahve çektirecektim. Lokum da yok. Orhan oğlum sen gidip alırsın değil mi?''
''Alırım tabi sultanım bugün işim yoktu zaten ev müsait olmadığı için hususi işlerimi halledecektim dışarıda. Madem öyle önce senin isteklerini alırım.''
''Canım torunum benim. Ayperi'yi de al yanına biraz hava alsın. Ruh gibi kaç gündür, evin içinde bunaldı. Biz de evde işleri hallederiz o arada.''
Ne, bu gıcıkla çarşı pazar mı gezeceğim bir de. Gün git gide daha kötüye gidiyordu.
''Yok haminnem ben evde kalayım iş güç var hem, Orhan Ağabeyim gitsin alsın.''
''Yok yok çık bir temiz hava al kendine gel. İyi gelir. Misafirlerin yanında da böyle bunalımlı gibi oturma.''
Orhan'la göz göze geldik. Hiç bir şey demese de bakışlarından yine başıma bela oldun demek istediği anlaşılıyordu.
Aslında dışarı çıkmayı çok istiyordum. Kendimi burada bulalı on iki gün olmuştu. On iki gündür konağın bahçesinin dışına çıkmamıştım. Dışarıda nasıl bir hayat var çok merak ediyordum.
Ben hariç evdeki kadınlar da dışarı çıkıyordu. Halalar gün içinde zaman zaman işlerini halletmek ya da arkadaşlarını görmek için dışarıda oluyordu.
Naci efendi konağın arabacısıydı. İşi olanı alıp götürüyor işleri bitince de geri getiriyordu.
Şoförün at arabalı hali yani.
''Kahvaltın bitince çarşafını giy gel Ayperi. Orhan'ı işinden etmeyelim biran önce gidin gelin.'' dedi Keriman Hala.
Çarşafım mı?
''Odamdadır değil mi benim çarşafım. Yerini hatırlamıyorum da.''
''Evet odanda ben yıkadım dolabına kaldırdım onu. Hiç giymedin ki kuzum ne zamandır.'' dedi Fatma kalfa.
Masadan kalkıp odama çıktım dolaptan çarşafı buldum ama bir sorun vardı. Ben bunu nasıl giyecektim evirdim çeviridim ıı ıhh yok olmuyor.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYPERİ
RomanceUyandım... Ama 100 yıl öncesinde. **Selin yetimhanede büyümüş, hayat mücadelesinde yalnız kalmış bir kızdı. Bir gün öyle bir şey oldu ki kendini 1800'lü yılların sonunda bir konakta buldu. Üstelik kocaman bir aile ve geçmişin en çapkın delikanlısıyl...