Kız Kaçıran

2.5K 164 33
                                        

Sabahın ilk ışıkları perdenin arasından süzülürken ben daha gözümü kırpmamış yatağımda oturuyordum.

Orhan'a o kadar kin doluydum ki resmen gözüme uyku girmiyordu.

Bahçedeki son konuşmamızın üzerinden iki gün geçmişti. İki gündür sürekli bana imalı bakışlar atıyor ve ukalaca gülüyordu. Bakışlarındaki anlamı çözmek güç değildi elbette. 

İçinden ''Nasıl heyecanlandırdım seni ama, ah kıyamam sana açılacağımı mı sandın seni küçük zavallı.'' dediğine yemin edebilirdim.

Odasında bulduğum mektupla ilgili bir şey yapmak istiyor ama elimde patlamasından da bir o kadar korkuyordum.

Bu kendimi içinde bulduğum hayatın kurallarını henüz çözebilmiş değildim. Yani Orhan'a zarar vermek isterken o beni tufaya düşürebilirdi  ya da yanlış bir şey yaparak bu durumda bile zarar gören ben olabilirdim.

Pisliğin teki olduğunu bir tek ben görebiliyordum ama herkes ona bayılıyordu. Ev halkı, çalışanlar, konu komşu, mahalleli... 

Misafirliğe gelen kadınlar bile konuyu bir şekilde Orhan'a getiriyor ondan övgüyle bahsetmelerinin ardından ailelerinde ne kadar bekar kız varsa ortaya seriliyordu.

Keriman'a halaya göre bizim gibi büyük köklü bir aileyle akraba olmak şöyle dursun bir de Orhan gibi bir damada sahip olmak elbette ki her kız annesinin hayallerini süslermiş.

Ee paşamız varlıklıymış, çalışkanmış, iyi huyluymuş, mertmiş, yakışıklıymış.

Ah büyük halaların halası sen biraz safsın galiba. Tamam anladık senin torunun ama yani biraz gözünü mü açsan hala kadın.

Şimdi hakkını yiyemem beni de çok övüyordu ele güne karşı. Sonuçta ben de onun ağabeyini torunuydum. Yani en azından Ayperi öyle...

Yine de Orhan hakkında herkesin bu denli kör olması zoruma gidiyordu.

Adam kaba, adam sinsi, adam hovarda, adam kahpe ayol!

Nasıl da boyamış herkesin gözünü. bir şey yapmalı ama ne?

Sonra dönüyorum kendime diyorum ki ''Canımın içi senin tek derdin Orhan mıdır he? Bugün gelecek olan görücü adam Agah'ı ne yapacaksın acaba?''

Aslında biraz konuşup edip sonra Keriman Halaya ''Canım halam ben bunu sevmedim gitsin.'' demeyi düşünüyordum ama böyle bir şey yapsam Orhan'ı boğmak zorunda kalırım. Çünkü bu haysiyet yoksunu adam benim bu davranışımı da kendine bağlayacak ''Aşıksın'' tavırları artarak devam edecekti.

Akışına bırakmak en iyisiydi, belki de görücü beni istemezdi. Doğru ya belki de o beni istemezdi!

İşte çare!

Ben değil de o beni istemezse orta da sorun kalmaz bir de arkasından yalandan ah vah ettim mi tamamdır.

Sanki ben çok istemişim de olmamış gibi.

Ama ilk seferde olmaz ilk görüşme biraz olumlu geçmeli ki Orhan'ı şüphelenmesin.

Zaten halaların söylediğine göre bir kaç defa görüşmeden evlenmeyecekmişiz. Birbirimizi tanımamız gerekiyormuş o da yani üç beş sefer en fazla. Ay bu kadar kaynaşmasaydık çok olmayacak mı üç beş (!)

Kapımın çalmasıyla irkildim gelen Hatice'ydi. Kahvaltıya çağırılıyordum.

Aşağı indim masaya oturdum ve elbette konu benim mürüvvetimdi.

Lütfiye Hala şaşkınlıkla haykırdı.

''Kız Allah canını almasın bu ne hal uyumadın mı sen hiç yüzün gözün şişmiş hep!''

AYPERİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin