Bütün geceyi yarın konakta verilecek daveti düşünerek geçirdim. En önemlisi ne giyecektim.
İçimdeki bu heyecana anlam vermek çok zordu. Nasıl gözükeceğim konusundaki bu endişemi hiç bir şeye bağlayamıyordum. Nedir yani giyersin bir elbise diyordu bir tarafım ama diğer taraftan içimde güzel gözükmeye dair manasız bir istek vardı.
Gece kapım tıklayınca heyecanlanmış gelenin Orhan olabileceği konusunda yanılgıya kapılmıştım.
Gelen Füsun'du.
Zaten Orhan niçin gelsindi.
Bu anlamsız hisler beni huzursuz ediyordu. Ne yani Orhan.. Orhan'la ilgili herhangi bir durum.. Yani neden... Niye.. Niçin beni heyecanlandırsındı?!
O kendini beğenmiş ilgi budalası herifin aklımın bir köşesinde oluşu bile midemde bulantıya benzer bir hisse sebep oluyordu.
Bana söyledikleri, yaptıkları, ukalalıkları... Bunları düşündükçe içime fenalık geliyordu. Üstüne üslük son zamanlarda yersizce inat edip beni bu kadar suçladığı düşünülürse...
Yani ne yapsaydım o düzenbaz Agah ile mi evlenseydim. Bir çıkar yol bulmam gerekiyordu. Keza işleri bu raddeye getiren de bizzat kendisiydi. Ben mi dedim efendim mektubu almak için gel tepeme çık diye?
Ama yok, sonra her şeyin sorumlusu ben olmuştum.
Ben sana diyor muyum onca kadınla aşk dolu mektuplaşan babam mı diye?
En nihayetinde suçlu olan ben olmuştum işte. Günlerdir surat asıyor, derbeder şekilde ortalıklarda geziyordu. Sebep de nee? Benle evlenmiş olmak! Vah yazııık!
Bu kadar korkunç bir şey miydi bu yahu? Mahvoldu da yataklara düştü.
Ben de oturmuş hala onu dert ediyorum.
Ne hali varsa görsün be!
Füsun sessizce başını uzatıp müsait olup olmadığımı sormuştu.
Sonra usulca odama girdi.
''İyi misin Ayperi? Epeydir konuşamadık seni merak ediyorum.''
''İyiyim yarın ne giyeceğimi düşünüyorum.''
''Onu mu soruyorum Ayperi? Neler oluyor? Bu yaşananlar, Orhan Bey'in hali... Nasıl oldu bütün bunlar?''
Ahh bir de ben bilsem nasıl oldu bütün bunlar.
''Valla inan ki ne oldu ne oluyor ben de anlamıyorum. Seninle konuştuktan sonra Orhan'la konuşmaya gittim ama bir şeyler ters gitti ve kendimizi bu halde bulduk.''
''Hala inanamıyorum. Orhan Bey ve sen evlendiniz. Sonunda muradına erdin. Fakat niçin bu kadar mutsuz gözüküyorsun.''
Muradıma erdim mi?! Sahiden eski Ayperi muradına ermişti ama ben bir kaosun ortasına düşmekten başka bir şey yapmamıştım.
''Pek muradıma erdim denemez. Biliyorsun ki kazadan sonra zaten hiç bir şey hatırlamıyorum. Orhan'a karşı bir şey hissettiğim de yoktu. Tek istediğim Agah ile olan durumu çözmekti. İnan böyle bir niyetim ve isteğim yoktu. Nasıl oldu neden oldu ben de anlam veremiyorum.''
''Nasıl yani bilerek yapmadın mı?''
''Ah Füsun bari sen bana inan. Kim sevilmediği bir evlilik yapmak ister. Delilik bu! Niçin Orhan'ı da kendimle beraber böyle bir şeye sürükleyeyim.''
''Ben senin isteğinle oldu sanmıştım. Sonra Keriman Hanım'a söylediklerin... Bana anlatmadığın şeyler var sanmıştım.''
''Hayır. Her şey isteğim dışında gerçekleşti. Zaten şu hale bak yüzüme bile bakmayan bir adamla evliyim. Böyle şeye sevinilir mi?''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYPERİ
Roman d'amourUyandım... Ama 100 yıl öncesinde. **Selin yetimhanede büyümüş, hayat mücadelesinde yalnız kalmış bir kızdı. Bir gün öyle bir şey oldu ki kendini 1800'lü yılların sonunda bir konakta buldu. Üstelik kocaman bir aile ve geçmişin en çapkın delikanlısıyl...
