Levi, Eren'in dediği gibi arka bahçeye gitmek için evin kapısını kapatmıştı. Yemekten sonra evde kimseyi görememişti. Bu da ona tuhaf gelmiş ve gitmeye karar vermiş.
Evin yan tarafını aşarak arka bahçeye doğru yol aldı. Merakından daha arka bahçeye gelmemişken sürekli arka tarafa bakıp duruyordu.
Arka tarafa geldi ama etraf çok karanlıktı bu yüzden hiçbir şey göremiyordu. Karanlık zeminde biraz daha yürümeye başladı. Ayrıca önüne ne çıkacağını bilmediğinden evin duvarlarında ellerini gezdiriyor ve yönünü o şekilde buluyordu.
Az ileride rastladığı bir kaç mum ışığı ile evin duvarından ayrılmış ve mumların ışığına doğru yol almıştı. Az da olsa minik mumlar sayesinde önünü görebiliyordu.
Tüm gün boyunca hiç dışarı çıkmamıştı. Daha doğrusu izin verilmemişti. Eren ile neredeyse hiç konuşmamıştı. Petra da kendisinin dışarı çıkmasına izin vermemişti.
Merakından mutfak balkonunun penceresinden arka bahçede ne olduğunu anlamak için bakmaya çalışmış ama mutfaktan bir türlü çıkmayan Petra ve Sasha buna izin vermemişti.
Önünde bir iki beliren mumların sayısı artmaya başlamıştı. İleride beliren ışıklarla daha fazlası olduğunu anlamıştı. Adımlarını hızlandırdı.
Önünü aydınlatan mumlar sayesinde etrafı daha iyi görebiliyordu. Renkli mumlar sanki bir yol misali dizilmişti. Kendisi de bu düzene karşı çıkmadı ve yoldan ilerlemeye başladı.
Az ileride yolun bitiminde Eren ile her zaman gidip oturduğu çardağı gördü. Çardağı loş bir ışık aydınlatıyordu. Işığın altında ise ona bakan bir çift Eren vardı.
Yavaş adımlarla anın tadını çıkarmak istercesine çardağa ilerledi. Kendisine gülümseyen Eren ile gözlerini kenetledi ve gözlerini kaçırmadan kendisine doğru ilerledi.
Çardağa girince gözlerini oturaklara çevirdi ve nazik bir ses tonu ile konuşmaya başladı.
"Bütün bunlar da ne Eren?"
Kendisine yaklaştı ve onun minik ellerini kendi avuçları arasına alıp baş parmağıyla hafifçe elini okşadı. Yüzüne samimi bir gülümseme yerleştirdi.
"Levi sana daha önce de söylemiştim değil mi? Zamanında kötü şeyler yaptım. Yaptığım şeylerin cezasını çektim. Kendi hatalarım yüzünden başkasının da hayatına mal oldum. Ama artık biliy-"
"Eren önce bir otursak mı?"
Her ne kadar sözünü böldüğü için Levi'ye kızgın olsa da ona sesini çıkarmadı ve onu onaylayarak yanındaki tahta banka geçip oturdu. Levi de yanına oturmuştu.
Dizlerinde tuttuğu minik elini yine avuçlarının arasına aldı ve soğuk tenini kemdi sıcaklığı sayesinde ısıttı. Levi de ona sıcak bir gülümseme sunmuştu.
"Sen en son bir şey diyordun?"
Sanki bir şeyi unutmuşçasına bir elini ensesine attı ve hafifçe kaşımaya başladı. Unuttuğundan değildi belki ama nasıl devam edebileceğini bilmiyordu.
Iıı evet. Hah nasıl devam etsem ki? Aslında bunca yıldır yanlızdım ve sürekli yanıma birisini istiyordum. Sen de bunu çok iyi biliyorsun. Ama bana kalırsa ben o gün Mikasa'yı bıraktığım için çok mutluyum. Ya o gün çiçek toplamak için evime uğramasaydı. Seninle hiç tanışmamış olurduk."
Sözlerini bitirdikten sonra derin bir nefes aldı. Ardı ardına bu kadar konuşmak onun nefesini tüketmişti. Levi ise devamını bekliyormuşçasına pembeleşen yanakları ve irileşen gözleriyle kendisine bakıyordu.
"Ne kadar zamanım var bilmiyorum. Belki yarın ölürüm belki de önümde daha yüz yıl vardır bilmiyorum. Ama Levi geriye kalan tüm zamanımı seninle geçirmek istiyorum. Her daim yanımda olmanı istiyorum."
Ellerini onunkilerden ayırdı ve tam karşısına geçip sağ dizini yere koyarak cebindeki minik kutuyu çıkardı. Kutuyu yavaşça açtı ve karşısında içindeki yüzük ile bakışan bir adet Levi ile karşılaştı.
"Sen de kalan bu ömrünü benimle geçirmek ister misin Levi?"
Yaş dolu gözlerini kolları ve elleri yardımıyla hızla sildi. Kızaran yüzünü saklamak adına yüzünü elleri ardına sakladı. Her ne kadar da yüzünü saklamaya çalışsa da parmakları ardından gelen burun çekme sesleri onu güldürüyordu.
"Seni aptal! Nasıl hayır diyebilirim ki?!"
Bu cevap karşısında gülmekten başka bir şey yapmamıştı. Tam da Levi'ye göre bir cevaptı bu. Yüzünü saklarken kullandığı ellerini aldı ve yüzündeki tebessümle kutudaki yüzüğü yüzük parmağına geçirdi ve elinin üstüne ufak bir buse kondurmuştu.
Yavaşça ellerini ayırdı ve saklamaya çalıştığı yüzünü ortaya çıkardı. Kulağına doğru yol aldı ve bir kaç kelime döküldü.
"Şu saatten sonra artık tamamen benimsin Levi~"
Kulaklarından uzaklaştı ve bu sefer rotasını dudaklarına yöneltti. Yavaşça dudaklarına yaklaşırken kalp atışları olduğundan daha güçlü duyuluyordu. Kendi dudaklarını onun dudaklarına narince bastırdı ve hiç bırakmayacakmışçasına doyasıya öpmeye başladı hasret kaldığı o dudakları.
Bir hikaye daha yazıyordum the resurrected diye ona bir müddet ara verdim çünkü birkaç gündür onun mangasını çiziyorum. Konusu için baya düşündüğüm bir kurguydu ama çizimin daha fazla izlenim bırakacağını düşünüyorum. Bitirince kemdi çizdiğim mangasını yükleyeceğim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
「Beauty and the Titan」
RomanceEren, varlıklı bir ailenin oğludur. Fakat kendisi ailesi kadar kibar ve saygılı değildir. O ailesinin aksine bir katildir. Geçmişte sayısız kişi öldürmüştür. Böylesine bir çirkinlik ise sadece ona verilen küçük bir cezadır. 13 yıl gibi uzun bir za...
