|29|

46.3K 1.4K 119
                                        




        Yoğun gürültülü, bol çığlıklı ve benim açımdan, Çağla'yla uğraşmak zorunda kaldığımız için zor geçen bir gecenin ardından kendisini otele postalayıp rahat bir nefes verdiğimde babama da gün sonu raporu geçip tur otobüsüne giren son kişi oldum.
    
      Konser sırasında Işık, Çağla uyuzunun olacağı tarafta kalmıştı. Ben özellikle aynı karede gözükmemek için ters tarafa geçmiştim.

       Her zamanki gibi alışık olduğumuz gürültü ve kaosa bu defa magazincilerin eklenmesiyle işler biraz daha karışmıştı gerçi. Kameraların etrafta patlayıp duran flaşlarından başım ağrımıştı.
    
      Üstüne bir de konser sırasında babamdan aldığı talimatla gözleri normalde penasından ya da gruptan ayrılmayan Uraz beyimizin birkaç şarkıda özellikle Çağla'nın durduğu tarafta gözlerini gezdirmesi, ardından da o kızıl kafanın sosyal medyaya konserden hikayeler atması zaten zıplamış olan heyheylerimi iyice tepeme çıkartmıştı.
    
         Bunlar yetmezmiş gibi; Buğra'yla Pamir kendilerini yataklarına atarlarken Ulaş diye tabir ettiğimiz insan yavrusu, konser çıkışı Işık'a dadanmış, üst ranzadan sarkıp kızcağızı sinir ederken benim yatağımda uyuyakalmıştı.

      Eşek ölüsünden beter olduğu için de onu kaldıramamıştık, o yüzden bu gece onun yatağında uyumam gerekecekti ama can sıkıntısından mı, birikmiş olan sinirden mi bilinmez; uykum müsait bir yerlere kaçmıştı.
    
        Konser bitmek üzereyken Uraz'a Nova olarak mesaj atmıştım ama hâlâ görmemişti uyuz herif!

       Telefonu kolayındayı halbuki ama mesajlarına mı bakmıyordu neydi, anlamamıştım.
    
       Çok değil, birkaç gün öncesine kadar hayatım gayet normal ilerliyordu. Her zamanki kaosundaydı yani, sonuçta kaos da kendi içinde bir düzendi.

         Ama son yetmiş iki saat içerisinde başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelenlerle yarışırdı bence!

      Aksiyonlar üst üste geliyordu, doz aşımı olmuştum.
      
         Gerçi bunlar daha başlangıçtı, plananacak gidişata göre kızıl kafalıyla daha baya bir süre bir arada olacaktık.

         Yarın grubun da konserinin olmayacağı, boş günü olacağı için sabaha karşı varmamız planan otelde kısa bir dinlenmenin ardından genel değerlendirme toplantısı, sonra da Uraz'ın yeni medyatik ilişkisinin planlanması yapılacaktı.

        Güya bir günlük tatilimiz olacaktı ama o da laftaydı!
    
            Ben, kafamdaki bunaltıcı düşünceler ve sorularla boğuşmaya devam ederken kulaklarıma dolan adım sesleriyle dikkatim dağıldı.

      Saniyeler sonra görüş açıma giren, üstü çıplak gitaristle ise yutkunmamak için savaş verirken oturuşumu düzelttim.

          Ben, uykum kaçtığı için öndeki küçük koltuklara geçmiştim, o da muhtemelen içecek bir şeyler almak için ayaklanmıştı.
   
       Tahminim doğru çıkarken küçük dolaptan bir şişe bira alıp bana bakmadan geri döneceği sırada kendimi tutmadım ve boğazımı temizleyip "Uraz." dedim.

         Konuşmaya nasıl başlayacağımı bilemediğim için biraz saçma bir giriş olmuştu ama yapacak bir şey yoktu.

         "Efendim?"

           Benim tedirgin sesime karşın buz gibi bakışlarıyla bana döndüğünde kendimi toparladım ve kendime pek düşünme fırsatı vermeden konuşmaya başladım.

     "Bunu kabul etmek zorunda değildin. Yani illa başka bir yol bulunurdu. Biliyorsun, değil mi?"

        Neyi kast ettiğimi anlayacak kadar zeki bir adam olduğunu bildiğim için fazladan açıklama yapmaya gerek duymadım.

      "Konunun kapanmasının en basit ve hızlı yolu buydu, ben de kabul ettim. Düşünmeni gerektirecek bir şey yok."
    
      Yeşil irisleri, hap kadar otobüste benim haricimde her yere değerken verdiği cevapla ayaklanıp karşısına dikilmemek için epey çaba sarf etmek zorunda kaldım.
 
      "Bahsettiğin konunun diğer ucu da benim Arkan. O yüzden sen istesen de istemesen de düşünüyorum."

       Ses tonum beklediğimden sert çıktığında bakışlarımız birkaç saniyeliğine buluştu.

        "Babamın bana karşı korumacı tavrı yüzünden istemediğin bir şeye mecbur bırakılmış gibi olman da hoşuma gitmiyor. Kendimi sorumlu hissediyorum."

           Kafamdan geçenleri olabildiğince filtresiz bir şekilde söylediğimde kaşlarının havalandığını gördüm ama bu, bir göz kırpması kadar kısa sürmüştü.
 
       "Senin yüzünden olan bir şey yok. Olayı dramatize etme boşu boşuna, yorulursun."

         Sessiz geçen birkaç saniyenin ardından verdiği cevapla sinir kotam yükselirken araya girmeyip devam etmesini bekledim.

        "İyisiyle, kötüsüyle mesleğimin getirileri bunlar. Ben de seçtiğim yolun getirdiklerine katlanıyorum. Hepsi bu kadar."

            Benim, kendimi sorumlu hissedip aramızı biraz da olsa yumuşatma adımıma karşın böyle bir yaklaşımda bulunması kanın beynime sıçramasına sebep olduğunda seslice nefesimi verdim.

        "Sana insanlık yapıp konuşmaya çalışan bende kabahat zaten! Ne yaparsan yap!'

         Sinirle solurken bakışlarımı ondan ters yöne çevirdim. Bir şey söylemesini beklememiştim ve o da beklentimi doğru çıkartıp sessizce defolup gitmişti
     
        O, yatağına döndükten kısa bir süre sonra kucağımda duran telefonumun üst üste titremesiyle dikkatim dağıldı.

        Ekranı açtığımda Uraz'dan mesaj geldiğini görmemle ise kaşlarım havalanırken mesajları açtım.
  
      Sonunda tenezzül edip bakabilmişti!

     Ve ben şu an ona olan sinirimi çok rahat bir şekilde burada çıkartabilirdim.





➿➿➿

İlk versiyonda olmayan Adel-Uraz sahnesi içeren bir bölüme karşınızdaydım, umarım beğenmişsinizdir 🙃

Bakalım şimdi neler olacak?

Oy vermeden geçmezseniz sevinirimm 🖤🖤

NOVA || texting (+18)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin