Kapalı olan cam kapıyı açıp içeri geçmeden önce boğazımı temizledim ve yüzüme daha normal bir ifade yerleştirdim. Deli dürtmüş gibi görünmemin bir manası yoktu yani.
"Selam."
İçeri girdiğimde ses çıkartmazsam beni kolay fark etmeyeceğini bildiğim için yanına ilerlerken konuştum.
O, koşu bandındaydı şu an. Bense kondisyon çalışacaktım. "Selam."
Göz ucuyla bana baktıktan sonra yeniden önüne dönmesiyle ise gözlerimi devirme isteğimi bastırmak için insan üstü bir çaba sarf etmem gerekti.
Yakışıklıydı, iyiydi ama öküzün önde gideniydi!
Bisiklete bindikten sonra bir süre kendisinden herhangi bir ses çıkmayınca en sonunda dayanamadım ve konuştum.
"İyice buzdolabı kesildin başımıza ha! Tekerine çomak mı soktum, hayırdır?"
Şişmiş şişmiş en sonunda patlamıştım!
Hayır, aşırı iyi bir muhabbetimiz yoktu zaten ama iyice selamı sabahı kesmişti uyuz.
"Ne?"
Yeşil gözleri, anlamadığını belli edercesine bana döndüğünde Sıkıntıyla nefesimi verdim. Arada kıt akıllı tarafı çıkıyordu.
"Şu magazin olayından sonra iyice görünmez oldum sanırım diyorum. Benimle bir derdin varsa gel yüzüme konuş."
Etrafımızda çocuklar varken ya da babam ortamdayken sessiz kalmayı, gözlem yapıp kenarda durmayı tercih ediyor olabilirdim ama şu an konuşmamam için hiçbir sebep yoktu.
Hatta tam aksine, hava ve zemin konuşmam için fazlasıyla müsaitti.
"Yok bir derdim."
Birkaç saniye önüne baktıktan sonra yeniden benden tarafa döndü. "Ayrıca, can ciğer kuzu sarması mıydık sanki?"
Sorar gözlerle konuşmasına karşın o alnının ortasına bir tane geçirmemek için kendimi zor tuttum.
Sabır sınırlarımda cirit atıyordu!
"Buğra'nın bateri çubuklarıyla olan ilişkisi bizim aramızdan iyi! Onun farkındayım! Ama senin bir karın ağrın var, inkar etme."
Verdiğim cevapla başta yarım ağız sırıtsa da sonrasında bakışlarını benden çekti ve önüne döndü.
"Yok bir şey dediysem yok bir şey." Verdiği cevapla somurtmadan edemezken konuştum.
"Akşamdan kalma falan mısın sen?" Sorumla beraber sırıttı.
"Meraklı bücür kardeşlik yapma." Dalgaya vurur gibi bir ses tonu vardı ama içten içe gergin bir ifadesi vardı.
"Sahnede takındığın o havalı tavır bana sökmez Uraz Barın Arkan! Ayrıca bücür deyip durma, bir gün çok fena tersime geleceksin!"
Ben sinirle konuşurken o, koşu bandından indi ve ağırlık çalışmaya geçti. Kolsuz tişörtünden görünen kaslar dikkatimi dağıtsa da odağımı korumaya çalışıyordum tabi.
"Kız kardeşimiz olacak yaştasınız, ne dememi bekliyorsun?" Söylenmeme soruyla karşılık verince oturduğum yerde ona doğru döndüm.
"Dikkat et de o kız kardeşin olacak yaştaki kız seni tepelemesin!"
"Cadılık konusunda Işık'la birbirinizi katlarsınız o kesin de, iş dışında abartmasan mı acaba?"
Yine soruyla cevap vermesiyle bu defa kalkıp karşısına dikildim. Resmen 'Adel gel, ağzımı burnumu kır.' diyordu uyuz herif!
"Bana bak gitarist, ben senin için o ölüp biten ergen fanlarına benzemem! Unutma, ben Birkan Erden'in kızıyım, genlerimi ondan aldım. Tersime denk gelmek istemezsin!"
Ardı ardına sıraladığım cümlelerden sonra da bir şey demesine fırsat bırakmadan ona arkamı dönüp saçımı savurarak yürümeye başladım ve spor salonundan çıktım.
Benim de adım Adel'se ben bunun acısını ondan fitil fitil çıkartırdım!
➿➿➿
Sinirli bir Adel canlısı, ağzından çıkanlara hakim olabilir mi olamaz mı? İşte günün sorusu 👀
Oy vermeden geçmezseniz çok seviniriiimm 🖤🖤
ŞİMDİ OKUDUĞUN
NOVA || texting (+18)
Genç KurguBilinmeyen Numara: Sen benim sesime, kelimelerime sağırsın Uraz Barın Arkan Bilinmeyen Numara: Bakıyorsun ama görmüyorsun notalarımı Bilinmeyen Numara: Kulaklarına dolsa da duymuyorsun şarkılarımı Bilinmeyen Numara : Ama öyle bir gün gelecek ki, be...
