10

24.7K 1.2K 182
                                        

"Allpp! Kalk artık bak getirme beni oraya!" Annemin evi ayağa kaldıran sesiyle oflayarak kalktım ve yatakta oturur pozisyona geldim. Yarı uyanık yarı baygın aynada kendime baktım ve çarpılmış saçlarımı düzene sokmaya çalıştım. Yataktan aniden kalkmamla başım biraz dönse de toparlayarak pencereme ilerledim ve perdeyi açtım. Park sabahın körü olmasına rağmen doluydu. Gözüm mâlum kamelya'ya kaydığında onu orada gördüm ve gülümsedim. Pencereden çekilerek masanın üzerinde duran lastik tokamı alıp önüme düşen,uzun saçlarımı arkadan bağladım. Kapıya ilerleyip açtım ve banyoya ilerledim. İşlerimi hallettikten sonra yüzümü yıkayıp mutfağa yöneldim. Mutfağa girdiğimde masada annemi,abimi ve tanımadığım bir çocuğu görmüştüm. Çocuk demeyelim şimdi 18-19 var gibi duruyor. Bu kim be! diyerek masaya sahte bir gülümsemeyle oturdum.

Annem gülümseyerek bana döndü ve "Alp,bak bu bizim akrabalardan Yılmaz sen tanımazsın. Almanya'dan gelmiş buraya annesi rica etti bir yer bulana kadar bizde kalıcak." Yılmaz denen çocuğa döndü ve "Dedim hep burda kal diye ama yük olmak istemiyorum diye tutturdu." dedi.

Başımı Yılmaz'a çevirdim ve gülümsedim o da karşılık verdi. "Hoşgeldin."

"Hoşbuldum."

Tanışma faslı bitmiş,çocuğun abimle yaşıt olduğunu öğrenmiştim. -21 yaşındaymış!- Annem ise parka gideceğini söyleyerek yardım etmemi söylemişti. Bacaklarında ki sorun yüzünden bastonla yürüyordu. Ona her daim yardım etmeye hazırdım. Canım anam.

Odama gidip dershaneye uygun kıyafetler seçip kulaklığımı takıp odadan çıkacakken sandalyemin üzerinde duran kaban'ı farkettim. Doğan Abi'nin kabanı. Elime alarak odadan çıktım,geçerken verirdim. Dışarısı çok sıcak olduğu için mont giyme gereğinde bulunmamıştım,umarım akşam gelirken soğuk olmazdı. Evin kapısında annemi beklerken annem gelmişti ve kolundan tutarak onu dışarı çıkarttım. Ayakkabımı giymek için kolunu bıraktım ve eğildim. Giydikten sonra hemen kolunu tutup asansöre ilerledik.

"Ay inşallah park kalabalık değildir,oturacak yer kalmıyor." Annemin söylenmesine güldüm.

"Yine kankalarınla mı buluşacaksın?"

"Evet,beni çok özlemişler,seni de çağırdılar dedim dershaneye gidecek. Sonra diretmediler."

"Çıkışta hala oturuyor olursanız uğrarım,tabii bana kız bakmaya çalışmazlarsa." Annem gözlerini devirdi.

"Senin iyiliğini istedikleri için öyle yaptılar bir kere." Asansör kapısı açıldı ve çıkıp parka ilerlemeye başladık. "Aman,kalsın iyilik falan istemem onlardan!"

"Sus,sus ayıp." diyerek yavaşça ağzıma vurdu. O sırada yere örtü sermiş oturan komşularımızı gördüm. Annemi hızlandırarak oturttum. Herkesten hoşgeldiniz nidaları döküldü ve hoşbulduk dedim herkese,üşenmeden. Gözüm kamelya'ya kaydığında Doğan Abi'yle göz göze geldik. Örtüyü o kamelya'nın dibine sermişlerdi. Bilerek mi yapıyorsunuz teyzeler!

Elimde ki kabanı hatırlayarak zorla da olsa anneme veda edip kamelya'ya ilerledim. Kamelya'nın kapı kısmında durdum ve kabanı Doğan Abi'ye uzattım. Mahallede tanınan birisiydi bu yüzden her gören gelip selam verir yarım saat otururdu. Yine etrafı kalabalıktı. Sanırsın İngiltere Prensi!

"Kabanını getirmiştim Doğan Abi." Utançla konuşuyordum. Neden utanıyorum anasını satayım? Bak adamın gözlerine.

Anlık cesaretle kaldırdım başımı gözlerine dikkatlice baktım. Bana yumuşak gözlerle bakıyordu,sanki gitmemi istemez gibi. "Tamam,bırak masaya." Masaya bıraktım ve bana bakan gözlerden uzaklaştım. Anneme el sallayarak dershaneye yol aldım.

"Sen hangi cesaretle adamın gözüne bakıyorsun,hah! Hayır tamam bak malsın anladım ama bu kadar mal olunmaz." kendi kendime söylenerek parktan çıkacakken, sweetimin kapşonundan tutulup çekildim. Tam bağıracaktım ki büyük elli adam elini ağzıma bastırdı. Beni ara sokağa çekti ve sırtımı göğsüne bastırdı. Kollarını bedenime sardı ve ben o kadar çırpınmama rağmen hareket edemiyordum. Kokusu tanıdıktı ama göremeyince bilemiyordum. Ağzımda ki elini gevşetti ve burnunu enseme eğip konuştu. "Biraz burada kal olur mu küçük? Moralim sik gibi." Bu ses! BU SES! DOĞAN ABİ'NİN ULAN.

Ben nefes dahi zor alırken burnunu biraz daha aşağı eğip boynuma yöneldi. Orayı da nefesiyle temizledikten sonra çekildi ve kollarını gevşetti. Omzumdan tutup çevirdi. Gözlerimi yukarı kaldırdım ve bana bakan siyah gözlere baktım. "Neden bilmiyorum ama, moralim bozuk olunca sana sarıldığımı hayal ediyorum ve herşey geçiyormuş gibi oluyor." dedi ve devam etti konuşmaya. "Sadece abisinin yanında gördüğüm bu çocuk beni nasıl kokusuyla sakinleştirebilir." Gözlerim istemsizce hızlıca açılıp kapandı. Biraz geri çekilerek "Ben gitsem iyi olur,dershaneye geç kalıcam." Ellerini omzumdan çekti ve son kez boynuma eğilip kokladı. Burnunun dokunmasıyla tahrik olmuştum. Ama belli etmemeye çalıştım.

"Peki,gidebilirsin."

Arkamı dönüp oradan uzaklaştım ve az önce olan sahneyi algılamaya çalıştım. Ne olmuştu az önce,bu adam güzel çocuğun kalbini nasıl hızlandırmıştı?

___________________________________________
Biraz kısa bir bölüm oldu farkındayım, şimdiden özür diliyorum ama sınavlarım bitince uzun ve etkili bir bölüm yazacağıma söz veriyorum,öpüldünüz.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın,lütfen. ✨😽

Keko [bxb]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin