Hissettiğim yoğun koku ile gözlerim yeni bir güne açılırken, karşımda gördüğüm görüntü ile koltuktan kalktım.
"Sen ne zaman geldin Jungkook?"
Jungkook elindeki sigarayı masanın üzerindeki küllüğe bastırırken bakışları beni buldu.
"Geleli çok olmadı."
Koltuktan kalkarak Jungkook'a doğru ilerledim yanına oturunca bana bakmadı bile.
"Abim ile ilgili bir haber varmı?"
Sorum ile sırıttı, kaşlarım çatıldı.
"Çokmu özledin abini?"
"Hayır! Yani sadece merak ediyorum."
Bedenini bana çevirerek, uzun siyah saçlarını geriye yatırdı. Bu hâli bile beni değişik duygulara boğuyordu.
"Jimin Mark çok kötü birisi olduğunu biliyorsundur."
Jungkook'a göre; kısa sarı saçlarımı karıştırarak başımı yana yatırdım. Abim kötü birisi olabilirdi ama bana karşı son derece iyiydi yada değildi bilmiyorum ama kuyuya atmadığı günden önce gayet iyiydi.
"Abim iyi birisi Jungkook, en azından bana iyi davranıyor."
"Abine hiç benzemiyorsun Jimin."
Gülümsedim. Jungkook doğru söylüyordu, abim ile aramda hiç bir fark dâhi yoktu o çok farklı düşüncelere sahipti ama ben.
"Abim eskiden yaşanan olanları unutmuyor Jungkook."
"Bunu biliyorum Jimin."
Jungkook ayağa kalkarak bana dâhi bakma tenezzülünde bulunmadan merdivenlere yönelirken, kolundan tuttum.
"Jungkook ben.. yani arabada buraya gelirken sana bir şey demiştim ama hiçbir şey söylemedin."
"Sevgini istemiyorum Jimin bu konuyu bir daha açmayacaksın."
"Ama ben-"
Jungkook hiç bir şey dahi söylemeden yukarıya çıkarken, ardından bakıyordum. Bu konuyu hiç öğrenmemeliydi.
...
Aradan geçen onca haftadan sonra her şey aynı ilerliyordu. Jungkook bu evden her çıkıp gidişinde yine düşüncelerim ile yalnız kalıyordum.
Abim son üç gündür beni hiç aramıyor, mesaj dâhi atmıyordu. Elimde tuttuğum telefonu koltuğa bırakarak, oturduğum yerden kalktım o sırada kapının açılması ile gelene, bakışlarım Jungkook'a doğru döndü.
"J-Jungkook? Abim beni hiç aramıyor."
Yüzüne garip bir ifade yerleşirken, hiç bir tepki dahi vermeden merdivenlere yöneldi.
"Jungkook lütfen beni dinle! Ben artık çok yoruldum burada daha ne kadar kalacağım?"
Omuzunun üzerinden bana bakarken, yüzünde hiç görmediğim o sırıtış belirdi.
"Abinin yanına gitmek mi istiyorsun Jimin?"
"Evet, en azından onu özledim."
Vücudunu tamamen bana çevirerek yanıma geldi. Bakışlarımı kaçırırken, elim istemsizce boynuma gitti.
"Jungkook beni geri götür abime."
"Öyle bir şey olmayacak Jimin."
"Ama neden ki?"
"Jimin abin Yeontan'ın kanadını yaraladı, evimi mahvetti! Mark'ı üzecek tek şey sensin bir süre bende kalacaksın."
"Ama benim suçum ne Jungkook?"
"Jimin daha fazla soru sormanı istemiyorum mutfakta yemek var onu ye ve biraz dinlen."
Jungkook üst kata çıkarken arkasından baktı Jimin. Gün gelecekti, arkasından bakan o olacaktı.
...
Yeontan bakışlarını gecenin ışığına çevirdi, nede güzeldi o parlayan yuvarlak şey. Hiç bir şey anlamıyordu hayata karşı tek bir şey biliyor, hissediyordu çok yakında felaketin yaşanacağını.
"Oğlum ben geldim."
Yeontan kanatlarını Jungkook'a yönelterek koluna konduğunda, Jungkook kavonoza ilerleyerek koca bir kaç avuç alıp önüne bıraktı.
"Bitecek oğlum, eninde sonunda bu yaşananlar er yada geç son bulacak."
Yeontan solucanları yerken, Jungkook başının üzerinde siyah tüyleri okşayarak elini Yeontan'dan çekti.
'Dünya üzerinde '123' baykuş türü vardır, bu üç sayı sadece baş sayıdan oluşurdu, Jeon Jungkook için... Yeontan sadece bir taneydi, tek bir sayı, baş sayıydı.'
...
Bölüm sonu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DARK / JİKOOK
Fanfiction(TAMAMLANDI) Benim bu hayatımda en sevdiğim şey beslediğim baykuşumdu. Sen geceme ay oldun. ---- /Kapak bana aittir. /Benden habersiz kopyalanmasına karşıyım.
