DARK-28

452 45 0
                                        

Jungkook arabayı kullanırken bakışlarım ön camda dolanıyordu. Önümüzde up uzun bir yol olduğunu biliyordum ama bu yolun sonunda ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum.

Bakışlarımı Jungkook'a çevirdiğimde, oldukça dalgın bir şekilde önüne bakıyor, tek bir kelime dahi etmeyecek gibi duruyordu. Şansımı denedim.

"Jungkook bundan sonra ne olacak?"

Cevap dahi vermedi. O öylece yola bakıyorken, bakışlarımı sessize almış telefonuma çevirdim. Abimden onlarca mesaj, yüzlerce arama vardı.

"Abim çok fazla aramış ve yazmış Jungkook."

Gülümsedi. Jungkook'un gülüşünde kaybolmak istedim bir anlığına.

"Ona söyle artık yüzünü dahi göremeyecek."

Onca dakikanın ardından kurduğu cümle içimde bir yerleri hem delicesine mutlu ederken, hemde yaralamıştı.

"Abim beni asla bırakmayacak Jungkook."

Kendinden emin bir şekilde gülerek başını saniyelik bana çevirerek gülümsedi.

"Bırakacak."

...

Mark kamera kayıtlarını izledikten sonra vücudunu saran sinir ile gözlerini kapattı. Jimin o adama sarılışı gözünün önünden dahi gitmiyordu.

"ASHH BANA ÇABUK HELİKOPTERİ HAZIRLATIN!"

Mark ekrandaki o görüntüye dakikalarca baktı. Jimin, Mark'ın Jimin'i Jeon Jungkook'a sarılamazdı!

"Efendim yarım saat içerisinde helikopter hazır olacak."

Mark çenesi ile adama kapıyı gösterirken bilgisayarı kapatarak kucağına aldı.

"Seni bulduğum yerde gömeceğim Jungkook! Ve seni küçük park, seni geri aldığım zaman ise o kuyuyu sana ev yapacağım."

Mark gözünden akan yaşı silerek, küçük bir küfür mırıldandı. Jimin aklına geldikçe deliriyordu az önce kurduğu cümle bile derinden yaralamıştı Mark'ı.. daha öncede dediği gibi. Mark Jimin'e kıyamıyordu.

...

Jungkook arabayı bir otelin önüne park ettiğinde, Jimin bakışlarını Jungkook'a çevirdi.

"Jungkook neden eve gitmedik?"

Jungkook bakışlarını Jimin'e çevirerek derin bir nefes aldı. O eve gitme konusunu daha sonra düşünecekti.

"Jimin birkaç gün şurada kalalım sonra düşünürüm."

Kore'ye döneli saatler olmasına rağmen, Jimin ve Jungkook çok bir şey konuşmamışlardı. Jimin karşısında üzerindeki tişörtü çıkaran Jungkook'a kısa bir bakış atarak, derin bir nefes alarak, kendi üzerinide çıkarttı.

"Jimin bana anlatacaklarını anlat artık."

Jungkook sırtını yatak başlığına yaslayarak, gözlerini Jimin'e çevirdiğinde, Jimin'in oldukça üzgün olduğunu fark etti.

"Jungkook, Yeontan'ın ölümünden sorumlu olan kişi abim."

Jimin Jungkook'un tepsini ölçmek için öne doğru eğildiğinde, Jungkook oldukça ifadesiz ve sessizdi içinde şuan fırtınalar koptuğunu tahmin edebiliyordum. O gün Yeontan'ın cansız bedeninin eline aldığım günkü gibiydi.

"Jungkook lütfen bir şey söyle."

Jungkook'un sessizliği kalbimde oluşturan sancılara daha fazla acı katarken, yüzümü buruşturdum. Elimi uzatıp elini tuttum.

"Bana videoyu göster Jimin."

"Hayır, Jungkook olmaz."

"Jimin ver şu telefonu bana!"

Elimi elinin üzerinden çekip telefonuma uzandım. Şifreyi girip galeriye girdiğim an elimden telefon hızlıca alınmıştı.

Sessizce videonun bitmesini izledim. Jungkook'un yüz ifadesinden ne düşündüğünü bilemiyordum. Ama bu günden sonra olacaklar; hiç hoş şeyler olmayacaktı.

Bu günden sonra hiç iyi şeyler olmayacaktı.

...

Bölüm sonu.

DARK / JİKOOKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin