DARK-15

580 53 3
                                        

Kahvaltımı tek başıma yaparken, kapının çalması ile çatalı bıraktım. Jungkook gelmiş olamazdı eğer o gelseydi anahtarı kullanırdı.

Kapının kulpunu aşağı eğdiğim an bedenimi saran alışık olduğum eller ile gözlerim sonuna kadar açıldı.

"Abi?"

"Yürü Jimin'im gidiyoruz."

Gözlerim gözlerini bulduğunda, elimi sıkıca kavradı. Abimi hiç beklemiyordum.

Kolumu sıkıca tutup arabaya girdiğimizde anında evden uzaklaşmıştık.

"Nasıl buldun beni abi?"

"Evde konuşacağız kardeşim şuradan ayrılalım."

Bakışlarımı önümdeki büyük  cama çevirdiğimde, abimin kendi kendine bir şeyler mırıldandığını duydum.

"Ben çok korkmuştum abi."

Bakışları saniyelik benim ile buluşunca bir küfür mırıldandı.

"Bir şeymi yaptı sana? Canını mı yaktı?"

Başımı salladım olumsuzca. Bana Jungkook birşey yapmamıştı.

"Beni korkutan sensin abi. Beni kuyuya attığın zaman çok korktum."

Araba ani bir fren ile durunca öne doğru sendelendim. Bakışları gözlerimi delip geçerken ellerini omuzuma koyarak sinirli bakışları üzerimdeydi.

"Jungkook seni benden aldı Jimin! O seni korkutmuyor, benim seni kuyuya atmam korkutuyor öyle mi?"

Gözlerimi kaçırdığım an çenemden tutup yüzümü yüzüne yaklaştırdı. Alnıma küçük bir öpücük kondurup kokumu içine çekti.

"Şimdi evimize gidelim Jimin'im ben her şeyi sonra halledeceğim."

Yanağımı kuş kadar hafif bir şekilde okşayarak, geri çekildi. Benim için her şey o evden çıkan kadarmış gibi hissediyordum.

...

Odamda otururken bakışlarım teras kapısına kaydı. Neredeyse bir ay önce çizdiğim ve abimin küle çevirmiş olduğu resimler hâlâ olduğu yerde benliğini koruyordu.

Elimi yanağıma koyarak, gözlerimi kapattım, abim evden çıkalı saatler olmuştu.

Bakışlarımı masamın üzerindeki çerceveye kaydığında yatağımdan kalkarak masamın önündeki sandayeme oturdum. Yıllar önce çekilmiş olduğumuz; 'Aile fotoğrafı.'

Dudaklarımda oluşan belli belirsiz o küçük gülümseme ile dirseğimi masaya yasladım.

'Her şey çok güzel olacak, her şey eskisinden daha güzel olacak.'

...

"JUNGKOOK!"

Mark içeri girdiği an cebinden çıkardığı silah ile deli bakışlarını Jungkoook'a çevirdi.

"ÖLDÜRECEĞİM JEON. ARTIK BİTTİ BURADA!"

Jungkook çatılan kaşları ile ayağa kalktı. Yeontan sezmiş olacak gibi kanadını açarken, Jungkook Yeontan'ı tuttu.

"Ne istiyorsun yine Mark? Jimin mi? Beni öldürmek mi?"

Jungkook'un alay dolu sesi yankılanırken, Mark başını iki yana salladı.

"Kardeşimi aldım sen merak etme Jungkook! Ne sanıyordun onu sana bırakacağımı mı?"

"Aferim bulmuşsun Mark, beyninin yetmeyeceğini sanmıştım."

"KES SESİNİ!"

Jungkook elini ensesine koyarak elinin altındaki Yeontan'ın tüylerini okşadı.

"Hadi Mark herne yapacaksan yapmaya çalış."

Mark koca bir kahkaha atarak, başını geriye yatırdı. Jungkook galiba Yeontan'a çok güveniyordu.

"Eğer o kuşuna çok güveniyorsan şunu bil Jeon tek bir kurşuna bakar."

Jungkook'un yüz hatları değişirken ayağa kalkarak büyük adımlar ile Mark'ın yakasını kavradı. Yeontan Jungkook'un bu hayattaki zaafıydı.

"Tek bir yanlışını görmeyceğim!"

Mark silahını koltuğun üzerindeki Yeontan'a çevirdiğinde kendini yerde bulması ile yüzü buruştu. Dudağının kenarı kanarken, elini sızlayan karnına götürdü.

"Eğer Yeontan'a bir zarar gelirse affetmem!"

Mark yerden destek alarak kalkmaya çalıştığında, karnına yediği ikinci tekme ile geriye sendelendi.

"Beni korkutan silahın değil, beni korkutan tek şey o  Mark. Bir daha benim olanın canını yakmayı dahi düşünme!"

Mark hızla ayağa kalkarken Jungkook'a sinirli bir bakış attı. Bu burada bitmeyecekti.

"Bu burada bitmedi Jeon! Sana olan nefretim ve benim hayatıma yaptığın tüm o iğrençliklerin burada son bulmayacak!"

Jungkook'un dudağının kenarı kıvrılırken, başı ile kapıyı gösterdi. İstediği kadar konuşabilirdi, istediği kadar bir şeyi yapmaya çalışa bilirdi ama Jeon Jungkook'a ait olan bir şeyi asla ama asla dokunamazdı.

...

Bölüm sonu.

DARK / JİKOOKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin