6 sene önce
kendimi yatağa atım, kafamın içinde susmak bilmeyen sesle kafamı yastığa vurmaya başladım.
Yetmiyordu.
Kafamın içindeki o iğrenç sesi susturmaya yetmiyordu, susmuyordu.
"senin yüzünden" arkamdan gelen sesle, tüm vücudum ürperdi.
Kulaklarımı kapatım, nafileydi, halla o ses net bir şekilde geliyordu.
"senin yüzünden öldü!!" daha sesli bağırdı. Ensemde hisetiğim soğuk nefesle, korkuyla ayağa kalktım.
Artık ilaçlarda işe yaramıyordu, kafamdaki sesler susmuyordu.
En üst çekmeceyi açıp, İlaçlarımı aradım.
"benden kaçamazsın" gözümden akan yaşlar, görüş açımı kısıtlıyordu "ben herzaman burdayım" gözlerimi silip İlaçlarımı tüm çekmecelerde aramaya başladım.
Gerçek değildi, o ses gerçek değildi, o Bi hayaldi, İlaçlarımı içince gidicekti, biliyorum.
"ben gerçeğim, ben senin sonunum Eylül" başımı hızla iki yana saladım.
O benim hayal dünyamdı, o gerçek değildi.
Çekmecede bulduğum ilacın kapağını, titreyen ellerimle açtım.
Kaçtane attığımı umursamadan 4-5 tane hapı, suya ihtiyaç duymadan yutum.
"bak Eylül, ben hiç bir yere gitmedim ben hala burdayım" ensemde nefesini hisetim.
Bukadarıda hayal olamazdı, nefesi ensemdeydi.
Gözlerimi sıkıca yumdum, o gerçekti.
Boynumda hisetiğim eler ile, nefesim kesildi.
Hayır hayır o gerçekti.
O gerçekten benim sonumdu.
"senden herkes nefret ediyor Eylül, kocan senin tatil sevdan yüzünden öldü, onun katili sensin Eylül" zar zor nefes almaya çalıştım, olmuyordu nefes alamıyordum.
"hayır hayır, sameti ben öldürmedim HAYIR!!" gözlerim kararmaya başladı.
Bir şeyin kırılma sesi geldi "Eylül Eylül" gözlerim kapanmadan önce en son duyduğum ses, gökçenindi. Gözlerim yavaş yavaş kapandı.
_________________
Başımdaki inanılmaz ağrıyla gözlerimi sıkıca yumdum. Asla geçmeyen bir ağrıydı.
"hah uyanıyor, gökçe gel" yanımdan gelen yamaç'ın sesiyle gözlerimi açtım.
İlk defa yamaçın sesinden bukadar nefretetmiştim.
"bebeğim" bana doğru, gelen gözyaşları içinde duran gökçeye baktım.
"benim yüzümden ölmedi o" gökçe gözlerini sıkıca yumdu.
"biliyorum Eylül, senin yüzünden ölmedi" gökçe kollarını sıkıca bana sardı.
Herkes bana onu hatırlatıyordu .
Ben her nekadar zarar görmüşsem onlarda benim kadar zarar görmüşlerdi.
Gökçeyle ve yamaç, sametin çocukluk arkadaşıydılar. Bu süreçte benim yanımda olmuşlardı.
Sametin ölmesiyle her nekadar yıkıldıysam onlarda çok yıkılmışlardı.
Onlar beni, diğerleri gibi yargılamamıştı, onlar beni suçlamamıştı, onlar benim acımı paylaşmışlardı.
Uzun bir süre Gökçeyle sarılarak ağlamıştık.
Hepimiz berbat bir haldeydik.
Sametin ölümünün üstünden sadece 1 ay geçmişti. Ben bu bir ayın her günü, ölüp dirilmiştim.
Gökçe, benim yanımda olduğunu belirtiyor, benim moodumu yükseltmeye çalışıyordu. Alp'e ben toparlanana kadar baka bileceğini söylüyordu.
Ben toparlana bilecekmiydim.
Hiç sanmam.
Yamaç, yamaç ise bize göre daha çabuk toparlamıştı, ama göz altlarından anlaşıldığı üzere oda pek iyi sayılmazdı.
Benmi, ben aralarındaki en umutsuz vakaydım, Sametin ölüm haberini aldığım günden beri, dünyam başıma yıkılmıştı. Delirmiştim ben, bunu her nekadar kabul etmek istemesemde, Delirmiştim , dışarı çıkamaz hale gelmiştim, dışarı çıktığım an halisyon lar görüp, sanki o oradaymış, yanımdaymış gibi görüyordum. Evde durucak haldedede değildim, tuhaftan sesler duyuyor, gölgeler, süliyetler görüyordum, doğru düzgün uyuyomuyor, kabuslarla uyanıyordum. En kötüsü neydi biliyormusunuz, oğluma yaklaşamıyordum, ona zarar veririm korkusu vardı içimde.
Gökçe benden ayrılıp, yamaçın yanına oturdu.
Burnunu çekip bana döndü. "daha iyimisin"
Hiç iyi değilim.
Başımı olumlu anlamda saladım. İyiyim demekten başka çarem yoktu. Ama onlarda benim iyi olmadığımı biliyorlardı.
" bağırdığında koşturarak yanına geldim" Bağırmışmıydım.
"seni yerde diz çökmüş, kendini boğarken gördüm" gözlerini benden kaçırdı. Evet artık son destekçimde benim delirdiğimi düşünüyordu.
" okadar çok sıkıyordunki boğazını, bıraktıramadım, sonrasında bayıldın zaten" başımla onu onayladım. Bu ilk değildi zaten.
"Eylül, lütf-"
Gökçe'nin sözünü yerıda kestim "hayır piskolejik destek falan görmek istemiyorum" hergün aynı, konuşma oluyordu.
Yamaç ile gökçe sürekli, psikolojik destek görmem konusunda diretiyorlardı. Bense sürekli reddediyorum, istemiyordum.
"Eylül yeter artık! Tamam bizi umursamıyorsun kendinide umursamıyorsun, ama bari oğlunu düşün Eylül! Alp perişan halde, annesine sarılamıyor, kokluyamıyor elini tutamıyor, sesini duyamıyor, annesini görmüyor bile. Babasını kaybetti zaten, izin ver annesine kavuşsun. Ona işkence çektirme eylül"sonlara doğru sesi alçalmıştı, sesi titremişti.
Haklıydı.
Alp'e bunu yapmaya hakım yoktu.
Yamaç çenemden tutarak, başımı kaldırdı. Gözlerini gözlerime sabitledi. "Eylül böyle yaparsan... Böyle yaparsan Alp'i kaybedeceksin, Burak, Alp'i almak için herşeyi yapıyor, eğer bu durumda olduğunu görürse, eline koz vermiş olursun, Alp'i, sametin bize emanetini, onlara vermiş olursun, lütfen lütfen, toparlanman lazım." dolu gözlerle bana baktı.
Alp'i kaybedemezdim, o sametin bana hediyesiydi, o benim kanım canımdı.
Ağzımdan kaçan hıçkırıkla, yamaç kollarını bana sardı. Abi şevkatı vardı onda.
Kendimi güvende hisetim, güçlü hisetim, toparlana bilirdim, oğlum için bunu yapmam lazımdı.
Burak sırf intikam için, oğlumu benden almak istiyordu, geçen hafta velayet davası açmıştı, oğlumu benden alabileceğini düşünüyordu, o daha çok küçüktü onu annesinden ayıramazlardıki.
Burak'ın umurunda bile değildi Alp, o sadece benim canımı yakmak istiyordu. Oysa ben zaten param parçaydım.
Kısa ve hüzünlü bir bölüm bırakıyorum size
Ah Eylül neler çektin sen
Aslında bu gün atmicaktım ama atasım geldi iştee.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeniden / Abilerim
Teen FictionGenç yaşta evlenip, çocuk yaşta anne olan bir kadının, herşeyden çok sevdiği kocasını kaybetmesiyle, çocuğunu tek başına büyütmeye başlar, eşinin ailesi oğullarının, ölümünden sonra genç kızı suçlar, Eylül tam pes etmişken bir güneş doğar, abileri e...