Mavi ve pembe...

618 59 31
                                    

-Alp-

"Yoruldun mu?"

Başını usulca kaldırıp gözlerime baktı. Merhametle bakıyordu bana. İki yana salladı başını. Dansın ahenginde kaybolmuş gibiydi. Gözleri kalbimi altüst etmeye yetiyordu.

Kollarını biraz daha boynuma sarıp başını göğsüme yasladı. Saçının üstünden öptüm uzunca. Gözlerimi kapattım.

"Alp... Neden mavi ve pembe?"

Gözlerimi araladım. Onu gördüğüm ilk gün geldi gözlerimin önüne. Üzerinde mavi hırka ve altında pembesi vardı. Deli gibi dans ettiği o gün...

Kollarımı sıklaştırıp güldüm. Yerinde kıpırdanıp başını kaldırdı. Gülümsüyordu.

"Ne oldu?" dedi heyecanla. Merak ediyordu. Boğazımı temizler gibi yapıp gözlerine sabitledim gözlerimi.

"Ben seni ilk kez balkonda gördüm. Üzerinde mavi hırka vardı. Altında da pembe- ona ne denir, bilmiyorum."

Şaşkınca gözleri aralandığında başımı eğdim. Onu izlemiştim.

"Ne yapıyordum?" dedi kısık sesle. Utanmıştı.

"Çok doğaldın."

Başımı kaldırıp ona baktığımda gözleri büyüdü. Yutkundum.

"Kesin deli gibi hareketler yapmışımdır."

Kendime engel olamayıp güldüm. Başını içime gömüp kollarını boynumdan çekti.

"Seni izlemiş oldum... Şey dans ediyordun. Bilmiyorum, hayatıma renk katmıştın. Dans deyince mavi ve pembe renkler geliyordu aklıma."

Başını kaldırıp gözlerime baktı. Ellerini yanaklarıma getirdiğinde gülümsemesi büyümüştü. Çok güzel bakıyordu bana.

"Alp... Seni seviyorum."

Kollarını boynuma dolayıp sımsıkı sarıldı bana. Kalp atışlarımı hissediyorum. Yanağıma öpücük bırakıp kıkırdadı. Güldüm.

"Ani geçişlerine yetişemiyorum." dedim gülerek. Güldü. Ulan.

"Korkutuyorsun lan beni."

Başını kaldırdığında yüz yüze geldik. Gözlerimi kıstım.

"Yapacak bir şey yok. Ben böyleyim." dedi gülümseyerek. Yanağına uzanıp öptüm. Şirince güldü.

"Ulan çok tatlısın."

Güldü. Sırıtıyorum.

"Sen bir şey diyecektin..."

Kollarını gevşettiğinde düşünür gibi yapıp burnuna öpücük bıraktım. Gözlerini kırpıştırıp burnunu çekti. Güldüm.

"Yaa Alp!"

"Tamam tamam. Sen de bu kadar tatlı olma."

Kaşlarını çattı.

"Tamam. Yarın acı olurum."

Güldüm. Ulan.

Saçlarımı karıştırıp güldü. Gülümsüyorum. Boğazımı temizleyip konuşmaya başladım.

"Eski dairemin sahipleri bizi yemeğe davet etti. Ben de programımızı düşündüğümde kabul ettim. Çok istedi, Yalçın Amca. Gideriz değil mi?"

Başını sallayıp gülümsedi. İçten içe rahatlarken gülümsememi büyüttüm. Bir şey söyleyecek gibi bakıyordu bana. Ve tatlı tatlı.

"Aklından ne geçiyor?" dedim sırıtarak. Alnından öpüp güldüğümde gülüşüme katıldı. Sesli nefes verdi sonra. Yine aynı bakıyordu bana. Gözümü kırptım.

"Alp... O evi satılığa çıkartabilirdin ama sen kiraya vermeyi tercih ettin. Benim durumum gibi ev sahibi satılığa çıkartacağı için çıkmak zorunda kalmışlardı. Sen o ev sahipleri gibi olmadın."

Alnımı alnına yasladım.

"Çünkü kocan zengin." dedim gülerek. İfadesi değişmemişti. Kısa nefes çektim içime.

"Yavrum konuşmayalım bu meseleleri. O ev benim değil artık. Neden eski defterleri açıp canını sıkıyorsun? Daha önümüzde günler var. Daha çocuklarımız olacak, inşallah. Çok düşünmek istiyorsan, neler yapmak istediğimizin planlarını yap. İşten kaçtıkça yapalım. E söyle bakalım, haftasonu ne yapıyoruz?"

Yaşaran gözlerini kırpıştırdı. Elini yanağıma getirdiğinde kocaman gülümsemesine şahit oldum.

"Alp..."

"Hmm..."

Tatlı tatlı bana bakıyordu. Boşta kalan yanağıma uzanıp öptü. Sırıttım.

"Hani bana bir sözün vardı ya..."

Güldüm. Heyecanla yerinde kıpırdandı. Ulan.

"Tamam yavrum."

Perde Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin