Merhabaaa! Yalın'dan bir bölümle birlikteyiz. Umarım beğenirsin. Okunma sayıları düştüğü için üzgünüm zaten hiç değilse sen, bunları okuyorsun. pamuk eller vote butonuna demiyorum. Sadece... yorumunu benden esirgeme olur mu?
Yalın'dan...
—Yalın?
Karşımda Ada'yı gördüğümde şaşırdım. Babam bugün alışverişe gideceklerini söylemişti. Ama o benden daha çok şaşırdı. Karşı dairemize taşınmışlardı ve benimle karşılaşması müthiş bir tesadüf falan değildi sonuçta. Ama benim için sürpriz oldu. Onu görmeyi beklemiyordum çünkü.
Üzerinde gri, üzerinde soyut şekiller olan bir tişört ve altında da büyük kuzu desenli bir eşoftman vardı. Ya da, pijama. Saçı da topuzdu, salaş ve çok özenmediğini belli eden türden. Yorgun görünüyordu. Anlaşılan temizlik bitmemişti. Ama bu haliyle de çok tatlı görünüyordu. O kadar sevimliydi ki. Bu sürprizi sevdim.
Ama karşılaştığımızda bir erkeği yolcu ediyor olması hoş değildi elbette. Kimdi o?
—Ada?
Bunu onun yaptığını taklit edercesine şaşırır gibi söyledim. Aslında şaşırdım ama o kadar değil.
—Alışverişe gideceğinizi sanıyordum?
—Alışveriş? Ha, şey... Annemle arkadaşı gitti, ben gitmedim.
Telefonundan ses geldi sonra. Belli ki şu giden çocuk bir şeyler unutmuştu.
—Arkadaş bir şey unuttu heralde? dedim asansörü işaret ederek.
Telefonuna baktı. Sadece birkaç saniye ama. Mesaj olmalı. Cevap yazmadı ekranı kilitleyip cebine koydu ya da o an ne yaptıysa işte. Bana döndü hemen.
—Deniz mi? Yok, hayır. Deniz'den değildi.
Deniz mi?!! Giden çocuğun adı Deniz miydi yani? Denizden kormuyorum, denizi çok seviyorum... Deniz? Sevgilisi miydi yoksa? Kahretsin! Neden hemen böyle düşünüyorsam. Belki arkadaşı. Kuzeni falan hatta. Saçmalıyorum. Kız o gün denizi ne kadar sevdiğini söyledi üstüne basa basa. Cevap vermeyişi de bu yüzdendi demek. Reddetmek de istemedi ben üzülmeyeyim diye. Böyle olmak zorundaydı değil mi? Mutluluk bana uğrasa ya bir kere de!
Bunlar aklımdan geçerken dudaklarımı bile açamadım. Tepkim susmaktan bir adım ilerideydi sadece.
—Hmm.
—Deniz. Okuldan arkadaşımdır. Dün okula gitmeyince merak etmiş de. Annemle konuşunca taşındık falan diye merak etmiş beni, gelmiş. Yemek falan getirmiş acıkmışızdır diye.
Arkadaş yani? Sadece arkadaş. Ama iyi bir arkadaş olmalı. Anneyle bile tanışıyoruz. Ne hoş. Ama sevgilisi değil sonuçta. Bir saniye önce ne kadar üzülmüştüm, ama şimdi de çok mutlu oldum. Yanıldığıma o kadar sevindim ki. Ama yine de hoş değildi böyle bir arkadaş. Yani ben geri kafalı biri değilim elbet ama bu çocuk çok yakışıklıydı. Şu, kızların sevdiği cinsten. Cool. Bir de acıkmışlar diye yemek getirmiş. İkisi baş başa yemek yedi yani? Ben gider alırdım ne istiyorsa. Hatta ellerimle yapardım. Nedir yani?
—Afiyet olsun.
—Sağol ama ben yemedim o yüzden benim için pek...
Ne yani? Kendi yiyecek bir şeyler almış ve sadece kendi mi yemişti? Yok artık!
—Yemedin mi? Nasıl yani? Bir tek o mu yedi?
Gülümsedi böyle söyleyince. Komik bir şey mi vardı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Adam
RomanceIssız bir Ada'ya bir Yalın ve bir mAraz düşerse ne olur... Artık ıssızlıktan çıkar öyle değil mi? Issız bir kalbi vardı işte Ada'nın, Yalın hayalleri vardı ve şimdi gerçeklerden mAraz mı doğacak? Yalın, ıssız ve belki de sonradan mAraz doğuracak bi...
