Geciktiği için anlayışınıza sığınıyorum. Elinizi korkak alıştırmayın lütfen. yorumlar yıldızlar... şimdiden teşekkür ederim. iyi okumalaar!
Yorgunluktan ölüyorum ama o kadar mutluyum ki gözüme uyku girmiyor. Gündüzü hatırladıkça uyuyasım gelmiyor. Sanırım buraya taşınmak o kadar da kötü bir fikir değildi. Nereye taşınmak mı?
Annemle kavga ettiğimiz o gece. Yalın'ın omzuna uğradığım gece. O gece annem sürahiyi kırmıştı, eline batan camla ilgilendik ikimiz de. Zaten saat de geçti ve hemen yatıp uyuduk. Yalın gittikten sonra onun atkısını aldım kaldırımdan. Islak olsa da kokusu hala üzerindeydi. Yağmur sonrası toprak kokusu da onun kokusu da sinmişti üzerine. Zaten yağmur sonrası toprak kadar güzel kokuyordu.
Annem hemen o gece olmasa da bir sonraki günlerde hemen evlenmeyeceklerini zaten Yalın'ın üniversite sınavına kadar taşınmanın onu kötü etkileyebileceğini söyledi. Ve bu sürece alışmam için hiç değilse onların yakınında bir evde bir süre geçirmeyi teklif etti aynı evde yaşamaya başlamadan önce. Reddetmek gibi bir şansım yoktu. Ama en azından böylesi daha iyiydi, alışabilecektim.
Hafta boyunca araştırdı bayağı. Sonra mayısın birinci günü Erdem abilerin oturdukları yerde birinin evden çıkacağı haberini aldı. Geçen hafta cuma günü yani. O gün taşınmıyorlarmış ama. Haftasonu iki gün boyunca parça parça taşınmışlar. Haftaiçi okul ve kafe olduğu için taşınmadık. Bir haftam daha evimizde geçebildi.
Dün okula gitmedim. Annemle gelip temizlik yaptık. Sabahın köründe... Sonra öğleden sonra işimiz bitti ve ben döndüm. Zaten kocaman binalar bizim küçük harika evimizi düşündükçe içimi sıkıyordu. İyi ki çok yüksek bir katta değildi bu ev. Yirminci kat falan... Hayal bile edemiyorum. Ben bunun için okula gitmedim ama birileri başka bir şey için sanıyor olabilir. Hatta Deniz de bir problem var sanmış. Araz kesin onun yüzünden gitmedim sanmıştır ama. Neredeyse on gün her gün okulun kapısına geldi. Hiçbir şey söylemedi, yanıma da gelmedi. Baktı sadece. Çıkışlarda okulun çarprazındaki binanın girişinde bekliyordu. İlk gün çok fazla mesaj atmıştı. Sonra da bayağı mesaj attı ama o kadar değil, ara ara. Sakinleşti yani. Ama perşembe günü yine saçmaladı. Deniz'le kafede ders çalışacaktık, plan buydu. Deniz'le yan yana yürüyorduk ve Araz'ı görünce birlikte çıkmamız problem olur diye düşündüm. Çantamı açtım ve:
-Aa! Deniz, ben kulaklığımı sınıfta unutmuşum yaa. Ben dönüp alayım.
Aklıma unutabileceğim bir şey olarak kulaklığım geldi.
-Tamam canım. Ben burada bekliyorum. Al gel.
İlk başlarda yadırgıyordum biraz ama nadiren de olsa "canım" demesine gerçekten bayılıyorum.
-Yok.
Fazla tedirgin bir şekilde söyledim bunu. Biraz da yüksek bir sesle. Deniz de bir tuhaf karşıladı doğal olarak.
-Yani hiç gerek yok. Git sen. Ben gelirim.
-Beklerdim, sorun değil.
-Ama git diyorum bak. Bugün geometri çalışacağız diye öğretmen mi kesildin başıma? Böyle karşılık vermeler falan... Karşında kim olduğunu unutma lütfen.
-Tamam tamam. Gidiyorum.
O tatlı gülüşüyle aralanan sözlerine devam etti.
-Geometri aşkıyla yanıp tutuşuyorum hocam ben. Çok bekletmeyin beni ama?
-Tamaaam. Hadi git sen.
-Uslu bir çocuk oluyorum ve gidiyorum şimdi. Hadi görüşürüz. Çok bekletme beni.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Adam
RomanceIssız bir Ada'ya bir Yalın ve bir mAraz düşerse ne olur... Artık ıssızlıktan çıkar öyle değil mi? Issız bir kalbi vardı işte Ada'nın, Yalın hayalleri vardı ve şimdi gerçeklerden mAraz mı doğacak? Yalın, ıssız ve belki de sonradan mAraz doğuracak bi...
