Soğuk sıcak çikolata

240 39 11
                                        

Arkadaşlar votelara ve yorumlara gerçekten ihtiyacım var.Beğenin veya beğenmeyin yorumlarınızı bekliyorum.Umarım beğenirsiniz.Yorum diyorum hani? bekliyorum. :) iyi okumalaar.

Nasıl bir hışımla ayağa kalktım bilmiyorum. Öyle bir bağırıyordum ki. Duru kolumu falan tutmaya çalıştı durdurmak istercesine. Araz ne yapsın bilemiyor gibiydi. Tutsa mıydı bilemiyordu. Tutmamalıydı, ona da patlardım çünkü. Umut’a nasıl bağırıyordum! Neler dediğimi tam hatırlamıyorum bile. Kıpkırmızı olmuştum kesin.Boğazım acıyacak kadar bağırdım.Pislik herif!Beni ne zannediyordu?!! Dün tanıştığım serseriyi bugün bir oyun için öpecek miydim? Hah! Çok beklerdi. Mekânda sadece biz vardık. Gerçi olmasa da sesimi alçaltmazdım, hak etti çünkü. Bir daha yüzünü bile görmek istemiyordum. Gerizekalı!

Asya falan da geldi. Susmak bilmiyordum. Asya’yla Duru beni kafeden çıkarmaya uğraşıyorlardı ama ben avazım çıktığı kadar bağırırken yerimden kımıldamıyordum. Sonra Araz bir işaret yaptı galiba, kızlar gitti. Umut kasanın oraya gitti Yalın’la. Ben hâlâ bağırıyordum, ara sıra parmak uçlarımda hatta.

Bu kez beni tutmaya çalışan Araz’dı. Fazla tepki gösteriyordum belki ama… Yok ya ne fazlası. Az bile. Öp dedi ya öp! Dün tanıştığım birini. Ya da ne fark eder.

İlk öpücüğüm bir oyun olmayacaktı. En gerçeği olmalıydı.

Yanımızdan Yalın’la geçti gerizekâlı, geçerken de “Seni arabada bekleyeceğiz.” dedi. Bunun üzerine Araz zaten hafifçe tuttuğu kolumu bıraktı,

-Siz gidin.

Umut sorgulayan gözlerle baktı. Araz gözlerini yumdu ve onaylar bir ifadeyle başını salladı. Bu arada ben biraz öncesine göre çok daha sakindim. Susmuştum ve boğazım fenaydı. Sadece öldürücü bakışlarımı o gerizekâlıya atmakla meşguldüm.

Sonra Yalın’ı da aldı gitti. Biz Araz’la ikimiz kaldık. Sahi ya nasıl oldu bu? Farkında bile olmadım. Baş başaydık şimdi.

 Nasıl bir yüz ifadem olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Araz resmen tepkimden korkan gözlerle 

-Biraz oturalım ister misin? Dedi.

Gözkapaklarımdan bir evetle oturdum. Biraz sakinleşmeliydim, o da bunu biliyordu.Sadece ikimiz baş başa kalmamız biraz garip oldu.Koskoca hadi tamam çok da büyük değil ama bütün kafe bomboşken bir tek ikimiz vardık.Ve Arazlar kesinlikle garsonları falan tanıyorlardı.Belliydi aradaki diyalogtan.Ya da erkekler işte.

İşaret parmağıyla garsona gelmesini işaret etti. Zaten bomboş kafe, geldi o da hemen.Ben bu arada boğazımı ovuşturuyordum. Çok canım acıyordu cidden.

Garson geldi ve benim serseri lafa girdi.Bi’ dakika ben benim mi dedim?!! Ops işte yavaştan yine saçmalamaya başladığımın ilk göstergesi. Neyse ki konuştu da biraz olsun düşüncelerimden sıyrıldım.

-Biz bir sıcak çikolata alalım. Ben bir şey istemiyordum. Ama biraz çabuk olsak iyi olur.

Ne yani? Ben boğazımı falan ovuşturdum diye mi sıcak çikolata istedi? Benim için? Eğer bu serseri kılıklı diye iki gündür gömdüğüm çocuk değil de başka biri söyleseydi buna çok tatlı diye tepki gösterebilirdim. Ama belki de tavlamaya giden yoldaki adımlardan biriydi. Ben niye oturdum ki ya? Kızlar da gitti. Benim gitmem lazım. Niye böyle bir şey yaptı ki bu şimdi? Sahi ya, cidden niye?

-Neden benim için böyle bir şey istedin?

-Çünkü en fazla beş dakikaya gitmeliyim diyeceksin.Seni zorla tutacak değilim.Ama iki saattir öyle bir bağırıyorsun ki boğazın mahvoldu, şimdi çıksan buz gibi havada bi’ de bu şekilde boğazın falan.. üşütürsün. Ve prenses hasta olursa iyi olmaz. Gitmek istediğin zaman tutmayacağım tamam. Bir daha da görmezsin beni. Sadece iç onu da biraz iyi gelsin boğazına. Tamam mı?

Uzun uzun konuştu ve öyle harikaydı ki üslubu. Mimikleri, alnındaki gamzesi ara sıra ortaya çıkıyordu. Ya belki de şu “Bütün erkekler aynı.” Diyen kadın yanılmıştır ya. Olamaz mı? Belki de Araz değildir? Hem asıldığı falan da yok ki. Ayrıca çok düşünceli bence. Ve prenses. Bana prenses diyor yaa. Ben de ona serseri diyorum. Çocuk resmen tatlı bense… Ama ne diyim yani, prens mi diyim? Yok be, ne prensi? Olsa olsa balkabağı olur ondan. Balkabağı. Evet.. Balkabağı. İşte şimdi oldu. Balkabağı. Sevdim bunu. Allah aşkına Ada ya. Kendine gel. Sanki bir daha göreceksin de balkabağı bilmem ne…

-Afiyet olsun.

Küçük bir gülümsemeyle teşekkür ettim garsona. Sıcak çikolatadan dumanlar çıkıyordu. Asla içmezdim. İçemezdim. Ben içemem böyle çok sıcakken. Ben önemli yerlere gittiğimizde çay bile içemem bu yüzden. Şimdi Araz’ın karşısında içsem rezillik. Olmaz. Başımı fincandan kaldırdığımda yeşil gözlerindeydim. Bir kere ormanda kaybolmuştum, annemin arkadaşlarıyla gittiğimiz bir piknikte. Korkmuştum ormanda. Yalnızdım. Ama her yer o kadar güzeldi ki. Yemyeşil ve büyüleyici. Huzurdu. İşte Araz’ın gözleri de öyleydi. Yalnız olmaktan korkmayacağım harika bir orman. Korksam da orda olmak istediğim belki. Çünkü bazen öyle oluyor ki o bakışlar donuk ve çok soğuk… Arkadaş ne saçmaladım ya, ne bazen’i. Zaten ikinci ve son gün onu gördüğüm göreceğim. Ama gözlerine bakmak güzel. Neden bilmiyorum ama bana iyi geliyor.

-Ee? İçmeyecek misin?

-İçeceğim.

-İçmeden gitmek yok bak. Dalga geçiyordu benimle. Gülümserken ne kadar harika göründüğünün farkında mıydı acaba? Ayrıca gitmek isteyen kimdi?

Bunu belli edecek değildim. Her şeye rağmen sıcak çikolatadan bir yudum aldım.

-Ahhh.

Öyle bir yandı ki dilim. bu ne kadar sıcaktı böyle yaa?

-Ne diye bu kadar sıcak yaparlar ki bunu?

-Adı da sıcak çikolata ya. Dedi alttan alttan gülerek. Devam etti sonra:

Belki ondandır.

Gerektiği kadar kızamıyordum. Öyle güzel gülüyordu ki.

-Tabi canım. Ben bekleyecektim biraz. Sen iç dedin.

-İç mi dedim? Sordum sadece ya. Bir dahakine söyleyelim de soğuk sıcak çikolata getirsinler.

Huysuz bir yüz ifadesiyle verdim cevabımı.

Bir dahakine? Acaba bir daha görüşür müydük gerçekten? Ve kesinlikle ikimiz olabiliriz. Sapık biri değilsin balkabağı. Çocuk o kadar prenses diyor ki ben de mecburen fazla hayal kuruyorum tamam kızmayın.

Bir iki dakika sessizlik oldu. Şimdi ikimiz de ciddileşmiştik. Sessizliği bozan Araz oldu.

-Az önce Umut’un yaptığı için özür dilerim. Saçmalıktı. Çok özür dilerim.

Hakikaten öyleydi. Hatta aptallıktı. Umut gerçekten aptalın teki. Tabi ki bunlar sadece düşündüklerimdi. Böylesi kibarca özür dileyişe böyle cevap vermezdim.

-Önemli değil. Yani evet, saçmalıktı. Ben de biraz fazla tepki gösterdim sanırım.

Son cümlemden sonra çok garip bir hal aldı yüzü. Ne yani öper miydin der gibi. Devam etmem gerektiğini anladım.

-Yanii. Tabi ki onun dediğini yapmayacaktım. Sadece saçmalık olduğunu söylesem de olurdu. Demek istediğim buydu.

Normale döndü yüzü. Ya da normalden biraz daha mutsuz. Kahretsin normalde nasıl bilmiyorum ki.

-Tabii. Beni niye öpesin ki?

-Seni bilmiyorum ama ben dün tanıştığım birini öpmem.

Bu konu nereye gidiyordu böyle. Çaktırmadan baktım da, sıcak çikolatadan hala dumanlar çıkıyordu. Soğumak bilmez miydi bu?

-Biliyor musun, sanki seni tanıyor muşum da yıllardır görmüyormuşum gibi geliyor. Sanki. O kadar yakınsın ki. Seni özlemişim prenses.

AdamBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin