26

32.9K 1.2K 90
                                        

Yeni başlangıçlar yeni umutları heybesinde taşır. Yeni başlangıçlara adım atmıştık bizde. Yeni evimize taşınmıştık dün. Üç gündür bununla uğraşıyorduk. Yeni evimizdeydik, içimizde buruk umutlarımızla.

Abim evden eşyaları almaya gittiğinde annem peşinden ağlamış, yalvarmış eve dönün, babanı da o delikten çıkarın diye. Şehrazat yılanı anneme gitmiş anlatmış attığı iftirayı. Alparslan gözünü daha beter neyle korkuttuysa artı bir bir dökmüş gerçekleri ortaya. Annemde duyunca kriz geçirmiş tabii. Ben oğlumu, kızımı evimde istiyorum, anlamadab dinlemeden hata ettik demiş. Demişte geç kalmış. Bundan sonra ben o eve adımımı dahi atmazdım. Yanımda kalanlarla birlikte ben yoluma bakacaktım.

Eşyaları da eve yerleştirmiştik. Oturma grubu da gelmişti akşam üstü. Firmanın çalışanları kurup öyle gitmişti. Ben yeni görüyordum. Abim seçmişti koltuk takımını. Zümrüt ve krem rengi chester mobilya seçmişti. İki tane de berjeri vardı gayet hoş duruyorlardı. Bugün halıları da halletmiştik biz esrayla. Düşündüğümden daha da yorucu bir olaydı bu ev dizip oturmak.

Sadece mobilyaları alıp geçeriz eve sanıyordum ama işler hiçte öyle ilerlemiyordu. Daha birçok mutfak eşyasına ihtiyacımız vardı. Tuvalet ve banyo için paspasta almalıydık mesela. Mutfak için masa ve sandalyede ihtiyaçtı bizim için. Yataklarımız için çarşaf, yastık, pike gibi zaruri ihtiyaçları almıştık. Ayrıyeten birkaç yastık, çarşaf ve pike de almıştık. Daha birçok ıvır zıvıra ihtiyaç vardı yani. Dolayısıyla ufak bir borç batağının altına girmiştik.

Bu süreçte alparslan, esra, tuğrul abi ve anneside dahil bize fazlasıyla yardımları dokunmuştu. Tuğrul abinin annesi bizi yemeğe çağırmıştı beni de esrayı da ayrı ayrı aramış yorgunsunuz yemekle uğraşmayın bize gelin yemeğe diyerek tatlı bir davette bulunmuştu ama tatlı bir dille reddetmiştim. Şuanda o mahalleye gitmek istemiyordum.

Esra eve gidip geldiğinden haberdardı. Benim olayımı bilen pek kimse yoktu ama biz şehrazatı bir mahallenin diline düşürdüğümüz için ve şehrazatta her yerde beni ve esrayı suçlayarak gezdiği için pek hoş bakışlarla da karşılaşmazdım. Evli adamla beraber olan oydu ama foyasını ortaya çıkaran biz kötü oluyorduk. İnsanlara güvenilmezdi işte nede olsa insan çiğ süt emmişti.

"kızım niye bu kadar huzursuzlandın ki sen ya"

Bir yandan kucağımdaki dide'nin sırtını sıvazlayıp gazını çıkarmaya çalışıyordum belki gazı olduğu için ağlıyordur diye.Diğer yandan da ağladığı için ona laf verip susturmaya ama oda fayda vermeyince ayaklarıma alıp sallayayım dedim çünkü ayakta sallanmayı çok seviyordu belki böyle dururdu.

Evde sadece ikimiz vardık şuan. Abim bir iki gündür işten izin aldığı için bugün mesaiye kalacaktı. Esra eve gitmişti işleri vardı. E alparslanında tuğrul abiyle birkaç işi varmış onlarda birlikteydi.
Garip bir histi aslında böyle. Yeni bir evde dide ve ben vardık. Sanki...sanki biz alparslanla evlenmiştik. Babamızın akşam eve gelmesini bekleyen anne kız gibiydik.

Son bir haftadır sürekli bunu düşünüyordum. Ben yakın zamanda işe dönecektim. Alparslanda öyle. Dide ne olacaktı peki. Bakıcı eline bırakmak istemiyordum, hiç içime sinmiyordu. Esra sürekli dideye bakamazdı ki kız sırf bu yüzden işe bile başlamıyordu. Söyleyince inkar edip kendi isteğim diyordu ama herkes biliyordu ki dide içindi.

Aslında alparslan iki üç ay önce esrayla konuşmuş hayatından fedakarlık yapmasına gerek olmadığını iyi bir bakıcı bulup yakın zamanda da taşınacağından bahsetmişti. Yük olmak istemiyordu o kadar belliydi ki. Orası her ne kadar kendi evi olsa da diken üstündeymiş aslında. Zaten şırnaktan döndüğünden beri evde olduğu her an kızının her şeyiyle elinden geldiğince kendi ilgileniyordu. Yıkanan çamaşırlarını sarmaya kadar her şeyiyle.

MÜBREM (DÜZENLENECEK) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin