"Ben gidiyorum ve Melek'e dört ay sen bakacaksın." Selin'in ettiği birkaç kelimenin ardından yıllar sonra aynı hikâyenin kapağı yeniden aralandı. Alp, Selin ve Melek'i yeni bir hayat bekliyordu bundan böyle. Büyük sözler etmek kolaydı ya da kırıcı h...
Bölüme geçmeden önce artan ilgilere teşekkürler! 😻
6K okunmaya ulaştık. ♥️🙈
Umarım böyle devam ederiz. Bu arada yeni kapak fotoğrafımız nasıl? 😉
Hepinize keyifli okumalar. 🫶🏻🧡
Oy verip yorum bırakmayı ihmal etmeyin lütfen. ♥️🧡
Görüşmek üzere! 🥰
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Çaresizce soluduktan hemen sonra saçlarımı arkaya doğru savurup gözlerimi yeniden Sarp'a çevirdim. Onun saçma sapan cümlelerini dinlemek dahi istemiyordum. Gitmesi için dinlemem gerektiğinin de farkındaydım ancak Alp ile ikisi her an birbirlerine girebilirlerdi. "Konuşacak bir şeyiniz yok gibi duruyor o yüzden..." Deyip birkaç saniye duraksadı Alp ancak daha sonra kendisinden emin bir tavırla bürünerek devam etti. "Def ol!"
Sarp ona alaycı bir bakış yolladı ve sonrasında uzanıp kolumu tutmaya yeltenince ona fırsat vermeden öfke dolu gözlerimi gözlerine diktim. "Beni rahat bırak." Ne kadar net olursam o kadar iyi olacaktı.
"Beni dinleyeceksin!",
"Seni dinlemek zorunda değilim ayrıca Melek yukarıda uyuyor ve uyanıp korkmasını istemiyorsan git." Hem korkardı hem de gördükleri karşısında üzülebilirdi çünkü gerçekten Sarp ağabeyini seviyordu. Dolayısıyla aramızdaki durumu sorgulaması da yakın olacaktı.
"Gerçi sen anladığım kadarıyla kendi çocuğunu dahi umursamayan bir adamsın." Diye eklediğimde soluyup hafif uzamış saçlarını karıştırdı.
"Tamam Selin, gidiyorum ama en yakın zamanda seninle konuşacağız. Okey?" Bıkkın bir şekilde bakarken gözlerimi "tamam" dercesine kırptım. Sinirlerimi bozuyordu bu adam ve artık o saçma sapan kelimelerini dinleyip öyle yoluma bakmam belki de daha iyi olacaktı. Yarım kalan şey öyle ya da böyle bir şekilde insanın karşısına yeniden çıkabiliyordu. Madem kaçamayacaktım bu konuşmadan o zaman daha fazla diretmeye de gerek yoktu; olsun bitsindi. Sarp giderken, "bu adam senden uzak duracak" diye elini savurup Alp'e bakış atınca Alp'i zor tuttum.
"Sana mı soracağım lan kılkuyruk?!" Alp ona doğru atılınca önüne dikilip engel olmaya çalıştım. Ortalık daha fazla karışsın istemiyordum artık diğer yandan da Melek'in uyanmamış olmasına şükrediyordum bir yandan.
"Evet! Bana soracaksın! Selin'in hayatındaki adama! Sen onun geçmişisin..." Alaycı bir kahkaha kopardıktan sonra Sarp'a yanıt vermek konusunda gecikmedi Alp. "Hadi ya! Yoksa sende geleceği mi oluyorsun? Anladığım kadarıyla Selin sana çoktan yolu göstermiş.",
"Bir zamanlar sana gösterdiği gibi mi?",
"Yeter!" Bu konuşmalar daha fazla devam ederse rezil olacaktım. Gecenin bir yarısıydı ve insanlara mahcup olmak istemiyordum. "Git Sarp!"