"Ben gidiyorum ve Melek'e dört ay sen bakacaksın." Selin'in ettiği birkaç kelimenin ardından yıllar sonra aynı hikâyenin kapağı yeniden aralandı. Alp, Selin ve Melek'i yeni bir hayat bekliyordu bundan böyle. Büyük sözler etmek kolaydı ya da kırıcı h...
Son zamanlarda ilham perilerim benden oldukça uzaklaştı ama bu durumu toparlamaya çalışacağım. Bu konuda üzgünüm. :(
Fazlaca da gevezelik etmek istemediğimden sizleri hemen bölümle baş başa bırakmak istiyorum. Bölüme beğeni ve yorum bırakmayı da ihmal etmeyin lütfen. 🙏🏻♥️
Görüşmek üzere! ♥️🌸
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Sabaha karşı gözlerimi açtığımda birbirimize adeta dolanmış bir şekilde uyuyor olduğumuzu fark ettim. Alp ve Melek öylesine masumca uyuyordu ki ister istemez benimde yüzümde bir gülümseme peydahlanmadı değil. Onların üzerlerini güzelce örttükten sonra saatin henüz hala çok erken olduğunun bilincinde olduğumdan başımı yastığa yeniden koyup gözlerimi yumdum. Biraz daha uyumamda hiçbir mahsur yoktu. Alp'e dopru birazcık daha sokulurken gözlerimi sıkıca yumdum. Onun kokusunu duyuyor olmanın bana hala huzur veriyor oluşunu hissetmek bir yandan da tedirgin etmiyor değildi. Her şeyin üzerinden resmen bin yıl geçmişti ve o ve ben şu anda yan yanaydık! "Selin..."
Alp'in kısık şekilde çıkan sesini duyduğumda gözlerimi açıp başımı kaldırdım, ona baktım. Hala uyuyor olduğunu görünce sayıkladığını anladım. Elimi yavaşça sakallı yanağına götürüp okşarken mırıldandım. "Buradayım Alp, yanındayım."
Sanırım kabus görüyordu. İç çekerek yanağını okşamaya devam ettim. Öteki taraftan içimden bir yan hala ona kızmaya devam ediyordu. Yıllar önce verdiği karara yönelik yaptığı şeyler her şeyi bu noktaya getirmeseydi belki de asla ama asla böyle olmayacaktık. Kendi içerisinde olduğum ruh halimden dolayı onun durumunu fark etmediğimden kendime de kızgındım zaten ve bu beni boğuyordu. Nasıl o kadar körleşebilmiştim ki ben? Gözlerimin önünde olan durumu görememiştim adeta! "Gitme..."
Dudaklarımı hafifçe yanağına bastırdım. Hala aynı kabusun içerisindeydi sanki Alp! Sıkıntı içerisinde nefes alırken dudaklarımı ıslatıp gözlerimi sıkı sıkıya yumdum. Onu hala çok seviyor ve ona kıyamıyordum işte! Ancak kendi iç karmaşam öylesine büyüktü ki... Hafif hafif terlemeye başladığını fark ettiğimde onu uyandırmaya karar verdim ve dürtmeye başladım. "Alp" elimden geldiğince de sessiz olabilmeye özen gösteriyordum çünkü onu uyandırmaya çalışırken Melek'i de uyandırabilirdim. "Uyan" dedim bu kez de! İrkilerek gözlerini açtığında karşısında o an beni görmeyi beklemiyor olacak ki şaşkın bir ifadeyle bana baktı önce ancak daha sonrasında bu gece beraber olduğumuzu anımsayınca yüzündeki o şaşkın ifade kaybolup gitti! Ardından ben ne olduğunu dahi anlayamadan bana sıkı dıkıya sarıldı ve boynuma, saçlarıma öpücükler koymaya başladı. "Gitmiştin, yoktun" gibi sözler fısıldayıp duruyordu kulağıma doğru."Ben daha fazla sensiz kalmak istemiyorum Selin, yapamıyorum. Yıllar önce yanlış yaptım çok büyük bir yanlış yaptım! Affet beni... Ama beni artık ne olur sensiz, sizsiz bırakma."