İnsanın korktuğu şey başına gelirdi. Ben Güvenin beni bırakmasından deli gibi korkardım.
Beni çok adi bir şekilde bırakmıştı.
Başka bir kadını seçerek hayatımın kazığını yemiştim. Şimdi bana geri dönmek istemesi saçmaydı. Ona kesinlikle yüz vermeyi düşünmüyordum.
O bana bakarken ben duvara bakıyordum. Duvar daha cazip gelmişti. Kaç saat öylece durdum bilmiyorum. Yaşadığım şeyler bir filim şeriti gibi gözümün önünden geçti.
Furkanın beni araması o şahsın annemi silahla vurması. Annemin cesedini görmem. Furkanla ağladığımızı saatlerce boş boş oturduğumuzu bakışlarımızdaki kırgınlık hiç aklımdan çıkmıyordu.
İnsanlar bize acıyarak bakıyordu.
Bir yandan o şahıs hapse diğer yandan annem toprağın altına girmişti.
Benim o zaman Güvene ihtiyacım vardı ama o başkasına gitmişti.
Ne kadar böyle kaldım bilmiyorum ama saatlerce olduğuna emindim.
Güven hala sessiz bir şekilde bana bakmaya devam ediyordu. Kimseyi de arayamıyordum. Telefonum odamda kalmıştı. Aramızda çok büyük bir sessizlik vardı. Ben bir köşeye geçip duvar dibinde oturdum. Ayakta durmaktan yorulmuştum.
Ayaklarımı uzattıp gözlerimi kapatım. Ben Güvenin yanına gidiyordum. Ona sarılmaya ihtiyacım vardı ama o inciyle sevişiyordu. Ellerimi yumruk yaptım.
"Şerefsiz!" Diye bir anda sesimi yükseltim.
"Noldu?" Diyen bir ses duyunca gözlerimi hemen açtım.
Doğru ya şerefsiz buradaymış.
"Sana küfür ettim." Diye itiraf ettim. Yok ben daha fazla bu adamla aynı odada kalamazdım. Lacivert rengindeki gözler alayla kısıldı.
"Anneme küfür etme de"
Oturduğum yerden kalkıp kapıya doğru gittim. Bütün gücümle kapıyı yumruklamaya başladım. Yara olan elim kanadı. Canım yandı ama bütün hırsımla devam ettim.
"Ayşegül ne yapıyorsun? Elin kanıyor." Dedi Güven. Beni durdurmak için elimi tuttu hemen geri çektim.
"Dokunma bana!"
Öfkeli bir şekilde ona baktım. Bana yaşatığı şeyler çok ağırdı.
Kapıya doğru yaslandım.
"Bir Allahın kulu yok mu?" Diye çaresizce mırıldandım.
"Yanımda kalmaktan bu kadar mı nefret ediyorsun?" Diye üzgün bir şekilde sordu.
Hiç düşünmeden evet dedim.
Bunu söylerken gözlerinin içine baktım. Güven yanıma geldi. Bir adım geri gittim. Bana yakın durmasını istemiyordum.
"Ben senin yanında kalmak istiyorum."
"İsteme!"
Elini kaldırıp bacaklarıma dokundu hemen elini ittim ve öfkeli bir şekilde ona baktım. Bana dokunmaya nasıl cüret edebilirdi?
"O eline hakim ol!"
"Aşırı seksi olmuşsun" dedi beğeni dolu bir sesle.
"Bizi hangi gerizekalı buraya kilitledi? Allahından bulsun!"
"Ben!"
"Niye böyle bir şey yaptın?"
"Seninle konşmak için"
"Konuşacak bir şeyimiz yok. Sana geri dönmeyeceğim. Kafan basmıyor mu? Bu kadar mı yüzsüzsün!"
"Sana karşı evet!"
Derin bir nefes aldım. Sakin olmam gerekiyordu.
"Ne zaman açmayı düşünüyorsun?"
"Birazdan açarım."
Güven elini ceketinin iç cebine soktu ve telefonunu çıkardı.
Ağızından bir küfür mırıldandı. Bir şeylerin ters gittiğini anladım.
"Sarjı bitmiş." Diye kendini savundu.
Hiddetli bir şekilde ona baktım.
"Senin derdin ne?" Diye bağırdım ve onu duvara doğru sertçe ittim. Çok öfke doluydum.
"Sensin!"
Ellerimi sinirli bir şekilde saçlarıma daldırdım.
"Gökyüzündeki bütün yıldızları ayağıma sersen bile seni affetmem!" Sesimdeki tondan ben korkmuştum.
"Biz evli olmamıza rağmen sen gidip başka bir kadınla yattın! Söylesene ben seni nasıl affedeyim? Hiç mi bende gurur yok!"
Dalga geçercesine gülümsedim. Bu acı bir gülümsemeydi.
"Kendini bana açıklıyorsun neymiş efendim İnci'yi ben sanmışsın! Bu boş lafları bırak."
"Ayşegül o zaman çok kötüydüm."
"Bencil herifin tekisin! Ben kötü değil miydim? Sana en çok ihtiyacım olduğu zaman yanımda yoktun. Şimdi de olma!" Dedim kararlı bir şekilde.
"Aklım başımda değildi. Yemin ederim çok kötüydüm."
"Yok sevişirken gayet aklı başında görünüyordun."
İşaret parmağımı kaldırdım ve yüzüne doğru salladım.
"Kapıyı hemen aç! Seninle solduğum her saniye bana zehir gibi geliyor."
"Seni çok üzdüm değil mi?"
Cevap vermedim. Beni delirtmişti. Hayır niye laftan anlamıyordu?
"Bizi sen bitirdin? Şimdi bana çok üzgünmüş gibi davranma."
"Üzgünüm ama"
"Umrumda değil."
Hayır Ayşegül vicdan yapma. Üzgün ve pişman olmuş lacivert rengindeki gözleri görme.
"Kimseyi arayacağın yok. Kimsenin geleceği yok. O yüzden kapıyı kır!"
Güven bütün gücüyle kapıya vurdu.
Bir kaç denemeden sonra kapı kırılmıştı.
Hızlı bir şekilde Güvenin yanından uzaklaştım. Saat gece yarısı olmuştu. Odama gidip elime telefonumu aldım.
Cesur üst üste aramıştı hemen onu aradım. İlk çalışta açtı.
"Cesur, ben şirketteyim. Sakin olur musun? Gelip beni alsana. Anlatacağım."
Ceketimi alıp dışarıya çıktım.
Güven de beni bekliyordu.
"Saat geç oldu. Gel evine bırakayım."
"Gerek yok, kocam birazdan almaya gelecek.'
Lacivert rengindeki gözleri öfkeyle kısıldı.
"Sahte kocanı bu kadar sahiplenme."
"Sende sahte deyip durma. Bu evliliği gerçekleştirmem bir saniyemi almaz. Bakarsın yalan söylediğim her şey gerçek olur. Zaten yaşım olmuş 27 anne olmak için gayet uygun bir yaş."
Ne diyeceğini bilmedi. Öylece yüzüme baktı. Cesuru beklemeye başladım. Telefonumla oyalandım. Güven karamanı görmezden geliyordum. Psikolojimi bozmaya ne hakkı vardı?
Bizden olmazdı. Olmayacaktı!
Cesur gelince gelip bana sarıldı bende ona karşılık verdim.
"İyi misin? Seni çok merak ettim." Dedi endişeli bir şekilde.
"İyiyim." Dedim ve onun arabasına bindim.
Olan biteni kısa bir şekilde anlattım.
"Peki ne yapmayı düşünüyorsun?"
"Beni aldatan bir adamı affetmeyeceğim sadece affetmiş gibi davranacağım sonra da tekmeyi basacağım." Dedim kararlı bir şekilde.
Cesur gülümsedi ve bana destek olmak adına elini omzuma koydu.
"Ne yaparsan yap. Arkandayım?"
***
Bugün çok önemli bir iş yemeği vardı o yüzden şık giyinmem gerekiyordu. Beyaz yırtmaçlı bir elbise giydim. Saçlarımın doğal dalgalarını serbest bıraktım.
Koyu kestane rengini artık sevmiyordum. Saçlarımı tamamen siyaha boyayacaktım.
Kırmızı idialı mat bir ruj sürdüm. Dudaklarım daha çok dolgun olmuştu. Gözlerimi ortaya çıkaracak bir göz makyajı yaptım.
Beyaz elbiseme uyan beyaz bir topuklu ayakkabı giydim.
Kendime boy aynasından baktım ve çok beğendim.
Aşağıya inince cesur gözlerini benden alamadı.
"Beyaz elbise sana aşırı yakışmış."
"Teşekkür ederim. Sende çok şık olmuşsun."
Nur koşarak boynuma atladı.
"Anne prenses gibi olmuşsun."
"Prenses olan sensin."
Umarım bu iş yemeği erken biterdi ve Nur uyumadan yanına gelirdim. Cesurla beraber çıktık.
"Nurla iyi anlaşıyorsun."
Nurun annesi ölünce kendine gelememişti. Ben ve babası ona bir masal anlatık ve o da o masala inandı.
"Ayşegül sana bir teklifim var."
***
Evet yeni bölüm nasıldı?
En güzel sahne hangisiydi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SON DEFA
Storie d'amore+18 İÇERİR! Bir yakışıklının çirkine dönüşme hikayesi... Ayşegül ailesinin zoruyla bir adamla evlenir. Bu adam onun çocukluk aşkı Güven Karamandır ama bir sorun vardır. Bu adam eskisi gibi yakışıklı değildi. Sarhoşken araç kullandığı için trafik kaz...
