Gerçek aile hikayesi. Klasik demek istemiyorum ama galiba klasik, bu kurguyu o kadar çok okudum ki. Bir an karşıma çıktı ve bir anda nerdeyse yazılanların tamamını okudum. Aşırı sarıyor ve yazmak istedim. Daha fazla uzatmadan geçelim o zaman hanımla...
10. Bölüm: Aynı Masada Bölüm Şarkısı: Vio- Başarmam Lazım
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Benim suçum yoktu. "
"Sen nefes aldıkça olan bütün kötü şeyler senin suçun." Zihnime kazınan kelimeleri duymazdan gelmeye çalıştım. Benim suçum yoktu. Doğmayı ben sevmemiştim ölmek istiyordum.
...
"Sevgili kızım. " kulaklarının dibinden çınlayan çirkin sesi duymazdan geldi Lâl, konuşmadı ona cevap vermedi o konuşmayı uzun zaman önce bırakmıştı zaten. "Yine mi Lâl olmaya karar verdin güzel kızım?" Ağladı, ama bunu göstermedi Tarık’a ne olacaksa olsun diye susuyordu daha fazla gücünün kalmadığını görüyordu ya bugün ya da yarın ölecekti bunu hissediyordu. "Sana çok sevdiğin birini getirdim güzel kızım. " Çok sevdiğim biri diye düşündü ilk önce, aklına ilk gelen ihtimal abisiydi ama Tarık’ın gücü onu getirmeye yetmezdi. Başka kimse de yoktu zaten, boş bakışlarını Tarık’ın yüzüne çıkardı usulca. Bunun ne demek olduğu belliydi, yine dayak yiyecek ama bu sefer ona kalkan el Tarık’ın olmayacaktı.
"Bugün çok yorgun olduğum için yatacağım ama seni ihmal etmek istemedim bir tanem, sana çok güzel arkadaşlar getirdim." Lâl tekrar titredi olduğu yerde. Alt mahallenin kendini belalı olarak tanımlayan kızlarıydı Tarık’ın bahsettiği. Bir insanı küçük düşürmekten de onu önlerinde bayılana kadar dövmekten de çekinmeyecek üç zorbaydı bahsettiği kızlar. Lâlin yaşında olmaları daha da küçültüyordu kendini gözünde.
Aciz bir ucubeden farklı hissetmiyordu.
Tarık keyifle kalktı Lâlin yanından ve kapının önünde bekleyen kızlara açtı kapıyı. "Keyfinize bakın.” Kızların yüzündeki arsız gülüş Lâlin küçük bedenini titretti ama bunu da belli etmedi Lâl onlara. Korksa da korkmuyor gibi davranmak zorundaydı, eğer korkarsa onlar yaptığı her şeyden daha fazla zevk alacaktı, Lâl daha da küçülecek kendini daha da kötü hissedecekti. Buna izin vermemek adına dikti gözlerini o kızlara. "Ne o?" Dedi içlerinden biri Lâl bu sefer bakışlarını ona çevirdi. "Bizi mi döveceksin dilsiz şeytan?" Alaylı sesi diğer arkadaşlarıyla beraber Tarık’ı da güldürdüğünde Lâl onlara üstten bir bakış daha attı. Küçümsüyor gibi, sanki dayak yemeyi bekleyen onlar gibi. Konuşabildiğini, istese bülbül gibi şakıyacağını buradaki herkes biliyordu onların bahsettiği dilsizlik yapılan haksızlığa, şiddete susmasıydı.
Onları umursamamaya çalışarak küçük adımlarla mutfağa girdi Lâl, henüz onlar peşinden gelmeden bir tane bıçak aldı eline. Onun canını en çok yakanın üzerinde kullanmak için en keskininden en acı verecek bıçağı seçti kendine daha sonra mutfaktan çıkıp odasına girdi. Çok geçmeyecek birkaç dakika sonra diğerleri de girecekti bu odaya, Tarık bir köşede onları izleyecek onlar Lâlin kalmayan sabrını sınamaya devam edeceklerdi.
Geldiler, birkaç dakika beklemesine bile izin vermeden Lâlin peşi sıra girdiler odaya. Birinin elinde demir bir sopa vardı diğerlerinin ise pis bakışları. Sarışın kız elindeki sopayı sertçe vurdu arkası dönük Lâlin sırtına, bağırmasını acısını göstermesini bekledi ama Lâlden yine tek bir ses dökülmemişti. Tekrar vurdu, Lâl yine tepki vermedi ve asıl oyun ondan sonra başladı vuran kızın arkasında bekleyen iki kız Lalin kollarından sıkıca kavradı onu. Diğer kız vurmaya devam etti, Lâl susmaya. Bu değişmeyecek tek kuraldı.