¹³

2.4K 108 44
                                        

"Tarık bu kızda virüs var. " Yattığım yerde biraz daha küçülerek onların konuşmasını dinlemeye çalıştım. Sessiz konuşmuyorlardı ama benim kulağımdaki uğultu onları duymamı epey zorlaştırıyordu. "Ne yapayım Yasemin?" Tarık’ın bağırmasıyla irkildim, eminim Yasemin de benimle aynı tepkiyi vermişti. "Özür dilerim bir tanem." Ben hariç herkese çok şefkatli bir adamdı babam, ben hariç herkese verecek sevgisi vardı. Benim farkımı ise ben bilmiyordum, sorunu hep cinsiyet diyerek çözmüştüm kafamda ama değildi, bugün babamın sokakta oynayan bir kıza nasıl sarılıp ona hediyeler aldığını görmüştüm. Beni tekmelediği o sokakta tanımadığı bir kıza şefkat göstermişti, o kızı kıskanmamıştım aslında hatta hiç kıskanmamıştım. Ama ne bileyim beni de öyle sevse belki de canımı bu kadar yakmazdı.

"Ya bize de geçerse?" Yaseminin korku dolu sesine gülümsedim. Bu hoşuma gitmişti, Yaseminin benden korkması beni çok mutlu etmişti. "Bende astım var." Diye dehşetle devam etti Yasemin. "Eğer bana da bulaşırsa çok zor atlatırım." Sonrasını kimse düşünmemişti, Tarık yüzündeki maskeyle bir hışımla odama girip kolumu kavradı. Ne yaptığını anlayamasam da şu an bağıracak yalvaracak gücüm olmadığı için sadece hareket etmeye zorluyordum kendimi. Benim odam çok soğuktu, orada çok üşüyordum ama Tarık beni salona yürüttüğünde buranın o kadar soğuk olmadığını fark ettim. Hava buz gibiydi ama burası sıcacıktı. 

 

Tarık kolumu bırakmadan dış kapıya kadar sürükledi beni ardından hızlıca kapıyı açıp beni önüne attı. "Yasemin geçirirse atlatamaz." Diye mırıldandı sadece, bu bana karşı yapılmış bir açıklama değildi. Onun için o kadar da önemli değildim ama vicdanıyla ilgili bir problemi var gibi görünüyordu. 

"Mont." Diye mırıldandım kapının önünde tir tir titrerken, Tarık’ın gözü bana kaydı uzunca bir süre izledi o halimi. Bir şeyler söylemek istiyor gibiydi ama bunu yapmadı, eli yavaşça vestiyerdeki montuma yöneldi sonra ne olduysa birden bundan vazgeçip kapıyı sertçe çarptı suratıma. Montum yoktu, hava çok soğuktu, iki gündür tek lokma yememiştim ve karnım açtı. Adımlarımı zar zor çektim kapının önünden. Kendime sıcak bir yer bulmak zorundaydım çünkü eğer bulmazsam burada bir yerde ölecektim. Bakışlarım sokağın sonuna kaydı, yürümek beni ısıtabilirdi hızlı yürürsem ısı sorununu halledebilirdim.

Yürüdüm, nereye gittiğimi bile bilmiyordum öyle karşıma çıkan sokaklardan en beğendiğime giriyor gezinip duruyordum etrafta. Isı sorunum çözülmüş sayılırdı, çünkü bulduğum bir alışveriş merkezine girmiştim ve kapanma saatine kadar buradan çıkmayı düşünmüyordum. Şimdi tek bir sorun vardı, başımı döndürecek kadar beni zorlayan açlığım ki onu halledebilecek bir para yoktu elimde. Bu sorunu bugün görmezden gelmeliydim. Adımlarım yorgunluktan ağırlaşmaya başlarken bir mağazanın önünde olan puflardan birine oturdum. Yemek katına çıkarsam işler benim için zorlaşırdı ama burası kapanma saatine kadar oturabileceğim bir yerdi. 

Zaman geçti, hastalıktan kapanmaya başlayan gözlerimi zar zor açık tutarak insanları izliyordum. Bazı anneler çarpıyordu gözüme, bir oyuncak mağazasından kızına oldukça büyük bir barbie bebek evi satın almıştı. Yaşım böyle şeyler için büyük olsa da özenmeden edemedim o kız çocuğuna. Annem benim için harcama yapmayı sevmezdi. Sonra bir adam gördüm, kızını omzuna almış bebek arabasını itiyordu kızın gözlerindeki mutluluk o kadar yoğundu ki. Yanlış bir şeye bakmışım gibi irkilerek kaçırdım gözlerimi onlardan. Karşıma bu kadar kız çocuğu çıkması normal miydi bugün? Canımın yanması için özenle yapıyor gibiydiler. 

Saatler hızlı hızlı akmaya devam ederken mağazanın kapanacağına dair yapılan anons doldu kulaklarıma. Bozuntuya vermedim, eve gidebilirdim artık öyle düşünüyordum. Eve gider kimseye hastalık bulaştırmadan yatar uyurdum, onlar beni görmezdi bile odalarımız çok uzaktı, yanıma gelmedikleri sürece onlara asla bulaşmazdı hastalığım.

LÂLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin