eighteen

208 29 85
                                        

====

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

====

Kapının çalınmasıyla kafamı oraya çevirdim. "Gel." diyerek okuduğum dosyayı masaya bıraktım. Soyeon içeri girdiğinde sorar gözlerle baktım, elinde bir kağıt vardı. "Komiserim," dedi ve kağıdı uzattı. "Şu toksikoloji raporu istediğiniz kadın vardı ya, rapordan çıkan toksinleri görünce evini aradık. Uzun zamandır aranan bir tür uyuşturucuymuş. Zulasını ve bu adresi bulduk. Bilmek istersiniz diye düşündüm."

Dikkatle adresi inceledim. Çok ücra bir yerdi. Kafamla onayladım. "Jae'yi gönder yanıma, Minho da gelsin." diyerek önümdeki dosyayı kapattım ve masanın bir köşesine bıraktım. Bilgisayardan adresi arattım. Kaşlarım havalandı, bağlı olduğu kişi Sim Noah'tı.

Kapı açılınca oturmalarını işaret ettim. "Jae," diyerek monitörü onlara çevirdim. "Burayı biliyor musun?" Daha önce bir sürü uyuşturucu çetesiyle gizli olarak çalışmıştı. Hakimdi bu konulara. Kafasını iki yana salladı. "İlk defa görüyorum ama operasyon yaparsak tanıdık bir şeyler çıkabilir." Minho telefonunu çıkarıp ayağa kalktı.

"Tamamdır, ben bizimkilere haber vereyim. Gizli kalsın." Kafamla onayladım. İyi olurdu. Hem fazla duyulmazdı. Ben de onun gibi ayağa kalktım. "Jae, sen de time eşlik et, ben gerekli şeyleri hallederim." Silahımı çekmeceden çıkardım ve belimdeki kemere yerleştirdim.

Minho odadan telefonla konuşarak çıkmış, Jae de onun peşinden ilerlemişti. Masanın üzerindeki telefonu alıp gerekli olan birkaç konuşmayı hallettim.

***
Son adamı da indirdiğimizde etrafı dikkatle kontrol ettik. Başka biri var mı diye. Herhangi bir sorun olmayınca silahımı sinirle sırtıma attım. Çete başı olduğunu düşündüğümüz adamı kaçırmıştık. "Bulduğunuz tüm örnekleri alıyorsunuz!" dedim time dönerek. "Anlaşıldı mı?"

"Emredersiniz komutanım!"

Gözlerim Jae'yi aradı, bir tezgahın başında kırık cam parçaları arasından örnek çubuğuyla örnek alıyordu. Yanına gidip bir şeyi olup olmadığını kontrol ettim. "Güzelim, vurulmadın, yara bere yok değil mi?" diye sordum. Bana küçümseyici bakışlarla döndü, "Senden daha uzun süredir bu işi yapıyorum, bir şey olsa katlanmasını bilirim." dedi dalga geçercesine.

Onu takmadan elinde gördüğüm kesikle elini tutup gözlerime yaklaştırdım. "Nasıl oldu bu?" diye sordum endişeli bakışlarımı yüzüne çevirerek. "Ay sen sevgilin için korkuyor musun?" Dalga geçiyordu ama hiç de dalga geçilecek bir şey değildi. Eğer buradaki kırık camlardan biri kestiyse binbir farklı toksin olabilirdi. Belki de laboratuvar aşamasında olan bir biyolojik silahtı.

"Jae, bu kırık camlar mı kesti?" dedim ciddiyetle. Önemsiz olduğuna dair dudaklarını büzdü, "Evet." Boynumdaki bandanayı çıkarıp eline sardım. "Seul'e döner dönmez kan tahlili yaptıracağız."

Mafia or not? |Bang Chan|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin