Yine yeniden merhabalaar!
Medyaya Lavin'i koyacağım, geçmiş bölümlerde görmüştünüz fakat aklımdaki tam olarak o değildi. Bu bence tam anlamıyla Lavin'i andırıyor.
25.06.2024
...
"Asla sevilmeyeceğini ve asla arkanda durulmayacağını bilmiyor musun? Ne bu sevilme çaban, ne bu tek değilim ayakları?"
"Yalan söylüyorsun, beni seviyor onlar." Kafasını iki yana salladı, kirli ve dağılmış saçları canımı yakmıştı. "Sus! Beni kimseye karşı ezdirmiyorlarken nasıl böyle düşünürsün?" Dediğimde eliyle tişörtünü sıkmaya başladığını gördüm, aynı ben gibi.
Ve zaten o da bendim.
"Neden güveniyorsun? Amaçları belki de güvenini kazanmaktır, belki de onlar Ali ve Arslan'la iş birliği içindeler?" Kendimi sorgulamama neden olduğunda gözlerinde ki, gözlerimde ki kırgınlığı gördüm. "Belki de istedikleri senin yok olmandır ve bunu yaparken de senin canını yakmaktır." Hiçbir şey diyemediğimde o susmadı. "Güvenme, ben güvendim sen güvenme. Eğer sende güvenirsen ve yanılırsan ben tamamen yok olurum. Bunu unutma." Demesiyle aynadan silinmesi bir olmuştu, ben ise bir süre az önce var olduğu aynayı izledim. Az önce Lina'yı gördüğüm bu aynada şu an sadece ben vardım, Lavin vardı.
Ve farkındaydım ki Lina kırgındı, Lina çok kırgındı ve Lina çok kızgındı. Belki de onlara güvendiğimden beni asla affetmeyecekti. Çok uzun zamandır yanıma uğramıyorken bir anda gelmesi aklıma şüphe düşürmüştü. Yanlış yolda mıydım? Bu bir tür işaret miydi?
Hiçbir şey bilmemek fazlasıyla canımı yakıyordu. Daha sabah harika vakit geçirmişken şimdi gecenin dördünde kendimi sorguluyordum. Onlarla yakın olursam, canım yanardı öyle değil mi? Onları kabullenirsem yine ve yeniden kırılırdım. Belki de onlarla yakın olursam, onları kabullenirsem kırılmış kalbim iyileşecekti; ben iyileşecektim. Bilemezdim, denemeden bilemezdim ve kararlıydım; deneyecektim.
Sabaha saatler kala terler içinde uyanmıştım ama çok üşüyordum, kalkıp elimi yüzümü yıkamak istediğimdeyse Lina gelmişti. Benim uyanmama sebep olanda o'ydu değil mi? Öyleydi. Beni, ona göre sadece beni uyarmaya gelmişti fakat bu uyarmak değildi. Bu birini kırmaktı, bu birini paramparça etmekti ve bu birini yıkmaktı. Beni uyarmıştı elbet ama, bunu yaparken duygularımı hiçe saymıştı. Ve ben bu kez Lina'ya yenilmeyecektim.
.
.
.
"Geldim ya, sizde ne abarttınız!" Söylene söylene aşağı indiğimde hepsinin hazır olduğunu ve tek eksik olanın ben olduğumu görmüştüm. "Hepiniz geliyor musunuz?" Diye sorduğumda şaşkınlığımı saklayamamıştım. Barlas'ın geleceğini, belki de Pars'ın geleceğini tahmin edebiliyordum ama hepsinin geleceğini görmek bir tık şaşırtıcıydı.
"Aslında gelmeyeceklerdi," dedi Barlas. "Fakat yanında olmak istediklerini söylediklerinde gelmelerinin bir sorun olmayacağını düşündüm." Başımı olumlu anlamda salladığımda en öne geçerek çıkmıştım evden, arkamdan geldiklerini bilerek. Arabaya yürürken yanımdaki ayak sesleriyle yavaşlamıştım. "Uyumadın mı? Pardon, uyuyamadın mı?" Gülümsediğimde Barlas'a göz ucuyla bile bakmadan kafa sallamıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LAVİN
Chick-LitZamanla duygularından arınmış bir kız düşünün. Babası sandığı adamın, Ali Karan'ın onu bu hale getirmesi de ayrı bir konu. Gülmeyi unutmuş bu kızın bir gün gerçekten gülebileceği çok komik olmalı. Bu kızın bir gün gerçek ailesi ortaya çıkarsa ne olu...
