Merhaba arkadaşlar, Bölüme sınır koymayacağım. Fakat sizden bir ricam var. Yukarıdaki şarkıyı dinleyip yorum yaparsanız beni çok mutlu edersiniz. Hepinize iyi okumalar.
Ve bazıları...
O masadan her seferinde kaybederek kalkardı
Her kitap, yazarın aslında bir yansımasıydı. Poyraz, duyduklarını idrak etmeye çalışıyordu.
Nasıl olabilirdi? Ormanda bir kadın cesedi...
Beyninde yankılanan tek cümle buydu. Tutuklanması ise umrunda bile değildi.
Gözlerini karşısındaki polise çevirdi.
"Kimliği belli mi?" diye sordu.
Polis, soğukkanlı bir ifadeyle karşılık verdi:
"Belli. Ama sen bizden daha iyi tanıyorsundur."
İngiliz aksanıyla konuşuyordu. Poyraz cevap verecekken,
"Ne oluyor burada?" diyen bir sesle herkesin bakışları kapıya döndü.
İçeri giren Yaman, polisin tam karşısında durdu.
"Ne istiyorsun?" diye sordu sertçe.
Polis alaycı bir gülümsemeyle başını eğdi.
"Yaman..."
Polat, öfke dolu gözlerle polisi izliyordu.
Ama ortamda yıkılan biri daha vardı.
Lerzan Hanım.
Şok olmuş gözlerle Yaman'a bakıyordu. Dudakları titredi.
Fısıltıya dönüşen sesiyle,
"Sen..." diyebildi sadece.
İki polis, Poyraz'ın kollarına girdi.
Karşısındaki polis eğilip kulağına fısıldadı:
"Sana bir gün bunun geleceğini söylemiştim."
Poyraz hafifçe gülümsedi.
"Fazla eminsin kendinden."
Polis gözlerini kısmadan cevap verdi:
"Emin olmayıp da ne yapacağım? Kırmızı bültenle aranan bir adamı yakaladım."
Poyraz başını hafifçe yana eğdi.
"Ben bu ülkede kırmızı bültenle aranmıyorum."
Polisin dudaklarında beliren o ince gülümseme genişledi.
Sanki bu cümleyi duymayı bekliyormuş gibi.
"Bu ülke mi?" diye tekrarladı alçak bir sesle.
"Belki de sorun tam olarak bu, Poyraz."
Bir adım geri çekildi."Sen artık hiçbir ülkenin sınırlarına ait değilsin."
Odanın içindeki hava ağırlaştı.
Lerzan Hanım sandalyesine tutunmasaydı düşecekti neredeyse.
Polat'ın çenesi gerildi.
"Ne anlatmaya çalışıyorsun?" dedi dişlerinin arasından.
Polis cevap vermedi.
Elini yavaşça cebine attı ve ince bir dosya çıkardı.
Dosyayı açtı.
İçinden bir fotoğraf kayıp yere düştü.
Sessizlik.
Kimse eğilip almaya cesaret edemedi.
Ama Poyraz gördü.
Ve o an...
zaman durdu.
Gözbebekleri büyüdü.
Nefesi bir anlığına kesildi.
Yerde yatan kadının yüzü...Tanıdıktı.
Fazlasıyla tanıdık.
Poyraz'ın dudakları aralandı.
Ama kelimeler çıkmadı.
Yaman bir adım öne atıldı, fotoğrafı yerden aldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AMARİS
Action"Dudaklarınla her bir kelime melodiye dönüşüyor"dedi. Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına koydu. "Seninle evrenin her yerinde sevişmeden senden ayrılmayacağım"dedi. Poyraz ve Anka, rüzgarla dans eden ve gökyüzünde özgürce süzülen iki güçtür. ...
