Gelmeyenler

587 29 22
                                        

300 yorum sınırı vardır. Emoji,sayı, üst üste aynı yorumu atan kişiler engellenecek.

Sesin bende bir yabancı gibi, şaşarımGönlümün takvimine şiir dolu yüzün, ararım


Kim insanın hayatındaysa, bazen bir ömre bedel olur.
"Uzaktan sevmek" diye bir şey vardır ya... Bazı insanlar bunu iliklerine kadar yaşar. Bir insanın yüzünün her detayını ezberlersin; gülüşünü, ses tonunu, saçının her telini, gözlerinin içindeki o küçücük ifadeyi bile. Onsuz geçen zamanda bile onu içinde yaşatırsın.

Seversin... Hem de sessizce. Belki onun hissettiği kadar bile değilsindir hayatında ama sen, onu kendi kalbinin merkezine koyarsın. Gün gelir, ellerini başka birinin tuttuğunu görürsün. İşte o an canın yanar. Hem de tarif edilemeyecek kadar. Saatlerce ağlarsın belki, günlerce içinden çıkamazsın o hissin. Yediğin yemek boğazında düğümlenir, kurduğun cümle yarım kalır. Kalbine oturan o ağırlık geçmez bir türlü. Camı açıp derin nefes almak istersin ama ciğerlerine dolan sadece eksiklik olur.

Uzaktan sevmek herkesin taşıyabileceği bir duygu değildir. Çünkü uzaktan sevmek; dokunamadığın birini, her şeye rağmen içinde yaşatmaktır. Sessizce sevmektir. Vazgeçemeden susmaktır. Ve bazen insanı, diri diri kendi içine gömmektir. 

Cihanda uzaktan sevmişti.
Dokunmadan, sarılmadan, öpmeden... Sadece uzaktan izleyerek sevmişti onu. Bir insanın varlığıyla yanıp, yokluğuyla susmayı öğrenmişti.

Defalarca kez Beyaz'ı başka bir adamın kollarında görmüştü. Cihan geceleri acıyla kıvranırken, Beyaz bir başkasının göğsünde huzurla uyuyordu. Onun için geceler zehre dönüşürken, Beyaz kahkahalar atabiliyordu. Cihan'ın yediği her lokma boğazına düğümlenirken, Beyaz hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu.

Cihan nefes alamadığı gecelerde ayakta kalmaya çalışırken, Beyaz başka birinin teninde huzur buluyordu. Ve insanın canını en çok da buydu yakıyordu zaten; sen birinin yokluğunda yavaş yavaş tükenirken, onun sensiz de mutlu olabildiğini görmek...Kavuşmalıydı tüm aşklar.

Hiçbir sevda yarım kalmamalıydı. İnsan sevdiğine bu kadar yakın hissedip ona bu kadar uzak olmamalıydı. Her kalp, sonunda ait olduğu yere ulaşmalıydı.

Çünkü bazı insanlar birbirini unutmak için değil, birbirinde tamamlanmak için severdi. Ve her kalp, en çok da sevdiğine gitmeliydi.

Evde ise bambaşka bir sessizlik hâkimdi. Herkes acısını kendi içinde yaşamaya çalışıyordu. Lerzan  odasından neredeyse hiç çıkmıyordu. Nilüfer Hanım ise düşünmemek için kendini mutfağa vermiş, durmadan oyalanacak işler buluyordu. Polat ile Yaman ise saatlerinii bir izin, bir ihtimalin peşinde geçiriyordu. Belki gözden kaçmış bir ayrıntı, belki de onları gerçeğe götürecek küçücük bir ipucu...

Leyla ile Alena ise salonda sessizce oturuyorlardı. Evin ağır havasını biraz olsun dağıtabilmek için Alena televizyonu açmış, Leyla oyalanabilsin diye rastgele bir çizgi film seçmişti. Ekrandan yükselen neşeli sesler, evin üzerine çöken kederin içinde fazlasıyla yabancı kalıyordu.

Gözlerini televizyondan ayırarak yanında oturan kıza döndü. Çekingen bir ses tonuyla soru sordu.

"Poyraz gelmeyecek mi?" diye sordu.

Alena sessizce, "Bilmiyorum," dedi.

Leyla bu kez başını kaldırıp,

"Hiç mi gelmez?" diye sordu.

Alena cevap vermedi.

Gidenler hiç gelmez miydi sahiden?

Leyla bu kez çekinerek,

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 24 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

AMARİSBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin