200 yorum 200 vote sınırımız vardır
"Sen gidince ev aynı evdi belki... ama hiçbir yer artık yuva değildi."
Birkaç saniye boyunca sustu Yaman. Her buraya gelişinde saatlerce soğuk bir mezar taşıyla konuşur, sonra hiçbir şey olmamış gibi çekip giderdi. Ama bugün ilk defa boğazına düğümlenen şey sadece özlem değildi. Suçluluktu da.
Şimdi Ece yaşasaydı çok kızardı ona.
"Annemi neden bu kadar üzüyorsun abi?" derdi o tanıdık kırgın sesiyle.
Yaman cevap veremezdi buna. Çünkü gerçekten bilmiyordu. İnsan en çok sevdiği insanları nasıl bu kadar yaralayabiliyordu?
Yıllar önce hayaller kurmuşlardı.
Polat, Yaman ve Ece...
Üç kardeş, aynı masanın etrafında oturup başka hayatların hayalini kurmuşlardı. Birbirlerinden hiç kopmayacaklarına inanmışlardı hatta.
Ama hayat, verdiklerini geri almayı seven bir şeydi.
Şimdi o üç kardeşten geriye sadece ikisi kalmıştı. Gerçi buna kalmak denirse... o da bilinmezdi.
Polat evlenmişti. Bir düzen kurmuştu kendine. İki çocuğu vardı. Gürültülü sofraları, ışığı yanan bir evi vardı.
Yaman'ın ise ne olduğu ortadaydı. Ne bir yere ait hissediyordu kendini ne de bir insana.
Mezarın başında birkaç saniye daha durdu. Sonra cebinden çıkardığı küçük yüzücüyü mezar taşının kenarına bıraktı. Ece çocukken yüzmeyi çok severdi.
Başını eğip belli belirsiz gülümsedi.
"Görüşürüz ufaklık..." dedi kısık bir sesle.
Ardından arkasını dönüp mezarlıktan çıktı.
Arabaya binince uzun süre kontağı çevirmedi. Parmakları direksiyonda hareketsiz bekledi sadece. Sonra derin bir nefes alıp telefonunu çıkardı ve Polat'ı aradı.
"Evde misin?" diye sordu.
Polat hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evdeyim. Gelecek misin?"
"Evet."
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu. Sonra Polat'ın sesi bu kez daha temkinli çıktı.
"Emin misin?"
Yaman gözlerini kapattı birkaç saniye.
"Eminim," dedi yavaşça. "Gelmek zorundayım."
Polat derin bir nefes verdi.
"Kendini hazırla. Anne... çok sakin değil."
Yaman dudaklarını birbirine bastırdı. Zaten başka bir şey beklemiyordu.
"Bekliyordum öyle bir tepkiyi," dedi. "Hazırım ben."
Telefonu cebine geri koydu. Sonra daha fazla düşünmeden kontağı çevirdi.
Motorun sesi mezarlığın sessizliğini geride bırakırken, Yaman içinden geçen tek şeyi bastırmaya çalışıyordu:
Bazı evlere yıllar sonra dönmek, insanın kendi mezarına yürümek gibiydi.
Polat birkaç dakika sonra yeniden çalan telefonuyla birlikte telefonu eline aldı. Arayan korumalardan biriydi.
"Efendim?" dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AMARİS
Action"Dudaklarınla her bir kelime melodiye dönüşüyor"dedi. Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına koydu. "Seninle evrenin her yerinde sevişmeden senden ayrılmayacağım"dedi. Poyraz ve Anka, rüzgarla dans eden ve gökyüzünde özgürce süzülen iki güçtür. ...
