xx
xx
xx
Şarkının adını söylediğimde Kuzey'de oluşan şok dalgası kimsede yoktur! Normal biri olsaydım sadece şarkının önemi olmazdı ama benim normal olduğum falan yoktu.Belki çok kendi kabuğunu aşabilenlerden değildim kabul ediyorum elbette ama bu gece kabuk tamamen kırılmalı.
Ege ve Şimal'den de biraz yardım alarak egomu tatmin edip,fazla kalabalık olmayan bankların oraya gidip kapalı bir teyzenin yanına oturdum.Ege on dakikalık yol boyunca kameraman olmak istediğini söylemiş durmuştu ısrarlarına dayanamayıp kamerayı ona veren Kuzey'de sonunda yanıma oturunca derin bir nefes aldım ve destek istercesine Ege'nin dibinde duran Şimal'e baktım,elini tamam dercesine kaldırınca Kuzey'in koluna girip teyzeye dönerek konuşmaya başladım "Sevgilim neşelidir benim," ilk cümlemle bize dönen teyzeye sırıttım "Cenazede kıkırdayandır,insanların bunu hoş karşılamadığını bilendir." İlk başta gülüşüme karşın gülen teyzenin yerini kızgın teyze alınca sırıtmam büyüdü "Eğer Tanrı konuşuyor olsaydı son gerçek sözcü o olurdu."
"Haklısın çocuğum!" teyze cevap verince şaşırsam da ayağa kalkıp şarkının temposuna uygun olarak Türkçesini söylemeye başladım "Beni kiliseye götür,yalanlarınızın tapınağında bir köpek gibi ibadet edeceğim!" ayaklanıp kaçmaya çalışan teyzenin önüne geçtim "Bana ölümsüz ölümü bahşedin." Arkasına bakmadan besmele çeke çeke uzaklaşan teyzenin arkasından bakanlar gözlerini bize çevirdi,şarkıyı anlamış olan gençler kahkaha atarak bize bakıp kamerayı göstererek rezil olduğumuzu söylese de içimden 'Kamera bizim asıl siz rezil oldunuz' geçmiş olsa bile rezil olduğumuzu fark etmiştim.Kim gece çarşıya çıkıp bir teyzeye gider ve saçma sapan konuşur ki?
Bize doğru koşan Ege'lere baktım "Nasıldı,listenin üzerinden bu maddeyi silebilir miyiz?"
"Bence fena değildi." Kahkaha atmaktan sesini zor bulan Kuzey'e sonunda bakabildim "Hiç yardımcı olmadın!"
"Ama senin listendi." Haklı olabilir ama bu bir şarkıyı da birlikte yapmayacağımız anlamına gelmezdi,hem ben düşündüğümden çok eğlenmiştim "Bence tekrar yapalım!" hay aklınla bin yaşa Şimal "Tamam yapalım." Gülmemi durdurabilsem hangi şarkıyı yapacağımızı seçecektim "Sen yap ben kameradayım." İlerleyen Kuzey'i durdurdum "Sende benimlesin bu sefer!"
Zorla ikna ettiğimiz Kuzey'i bir iki dakika önce kalem bulması için yollamıştık,bilmediğimiz şarkıyı telefondan okuyarak değil de elimize yazıp oradan kopya çekerek yaparsak daha eğlenceli olacağını düşünmüştüm.Elinde kalemle dönen Kuzey'in üzerine koşturup elime aldığım kalemle avucuma şarkı sözünü yazmaya başladım,kendi bölümümü yazdıktan sonra onun avucunu açıp yazmaya başladığımda tip tip suratıma baksa da yazmaya devam ettim "Bu nasıl şarkı?" güzel bir şarkı "Güzel güzel." Ege'de içimdeki sese katılınca uzun süredir yüzümden silinmeyen gülüşüm biraz daha çoğaldı "Hadi gel şuradaki amcanın yanında yürümeye başlayalım." Çarşıya doğru gelen yaşlı amcanın yanına ilerledik neden yaşlıları seçtiğimle ilgili hiçbir fikrim olmasa da eğleniyorduk.Amcanın dibinden yürürken başladım şarkıma "Korkma çünkü ben senin vücut tarzınım." Beni tınlamayan amcanın kulağında gördüğüm işitme cihazı sesimi yükseltip baştan başlamama neden oldu "Korkma çünkü ben senin vücut tarzınım." Şimal'in kahkahasını duyunca susması için elimi dudaklarıma götürdüm,epey yaşlı olan amca en sonunda bizi fark edince elini kulağına götürüp bir düğmeye bastı "Bir şey mi dedin yavrum,kapalıydı bu kerata." Hiç açıklama yapmadan aynı cümleyi tekrarladım "Korkma çünkü ben senin vücut tarzınım." İlk bata vücudumu baştan aşağıya süzen amcadan korksam da kafasını sağa ve sola oynatınca devam ettim "Annene söyleme."
"Annem rahmetli oldu yavrum." Benim onunla dalga geçtiğim kadar o da benimle dalga geçiyor sanırım.Bu sefer Kuzey devam etti "Bir başkasını öpüp birbirimiz için ölelim."
"Çocuğum benim hayat arkadaşım var zaten." Ne yani karısı olmasa Kuzey'e mi sulanacak,birden sinirlendiğimi fark edip şaşırdım ama "Biz yaz için havalıyız." Demeyi ihmal etmemiştim.Yaşlı başlı adam elindeki bastonu havada sallayarak "Huu huu." Diye ritim tutmaya başlayınca biz kaçmak zorunda kaldık.Daha deminden beri bizi izleyip duran çift ilk olaydan daha çok gülünce olanlara kaçarken arkana bakma ilkesini çiğneyerek arkama baktığımda yaşlı adamın arkamızdan koştuğunu gördüm.Elini elimle birleştiren Kuzey bağırarak beni çekmeye başladı "Bu adam koşabiliyor!"
Uzun süre kovalayamasa da gereğinden hızlı koşan amcadan kaçmayı başarıp bir süredir kayıtta olan kameranın kaydını durdurduk.Bence hiçte fena gitmiyoruz,hatta neredeyse harikayız çünkü eğer gülebildiysek başarmışız demektir.
Önüme koyduğum hedeflerden sadece birini başarabilen biri olarak ikinciyi de başarmak hoşuma gitmişti elbette.Şimdiye kadar sadece hemşire olmak için önüme koyduğum hedefi tamamlayıp onun bir tık önüne geçebilmiştim ama bu ufak listeyi tamamen tamamlayabilirsem kesinlikle kendime özel bir pasta yaptıracağım,üzerinde 'Hedeflerin Kraliçesi' falan yazdırırım herhalde!
Mutlu mutlu takılırken Ege'nin elinde gördüğüm çubukta patateslerle daha da mutlu olup Ege'ye sarıldım.Ben sarılmak Ege,ben iyi olmak? Aşık olduğum çubukta patatesi gözüme soktuğunda saçma sapan düşünmeyi bırakıp elime aldım "Çok yaşa sen ablacım."
"Yağcılarda inecek var,kaptan orta kapı!" karşınızda mi mi mi mizah şovdan Ege!
"Öyle bağırmayacaksın oğlum,gaptan ortaah gapı diye bağıracaksın." Ve buda mizahşörlerden Kuzey!
Şimal sanki uzaylı görmüş gibi baksa da -bu kavramı biliyorum evet çünkü çok uzaylı gördüm-ben hayat devam ediyor diyerek elimdeki patatesin son demlerini mideye indirip gördüğüm çöpe doğru koştum "Ne koşuyorsun?" diye soran Kuzey'e "Abi o bunu yedikten sonra böyle oluyor." Diyerek cevap veren Ege gözümden düşmüştü hemen "Yav salak salak konuşmayın."
"Şurada gümüşçüm var benim oraya gidelim." Gümüşçüm dediğim yerden sadece bir tane küpe almıştım ama hemen benim tapulu namusum oluvermişti.Kimse bir şey demeyince yürümeye başladım nede olsa takip edecekler!
Üzeri kapalı olup diğer her yeri açık olan yerin en başından içeriye girdiğimizde soldan üçüncü yer gümüşçüm dediğim yer oluyor "Şu küpe varya," kıkırdağımdaki halka küpeyi gösterdim "Bunlardan alacağız üç çift ."
"Heyt be üç çift nedir?" göz devirip kulağımdaki delikleri gösterdim "Bunlara takacağız."
Sırf gümüş olduğu için yirmi lira denen küpeleri on beş liraya alarak içimdeki Nergis'i coşturmuştum.
Çılgın Nergis içindekileri coşturuyor! -kahkahalar kahkahalar-
"Şunu taksanıza kulağıma."
"Ay ben elleyemem." Sanki elle dedik "Defol Ege!"
"Abla bende şey edemiyorum içim kötü oluyor." Şimal'de Ege'nin yanına geçince Kuzey'e baktım "Sen takarsın değil mi?"
"Ne takacağım?" insan bir dinler öküzcük,avucumda olan yazıların üzerinde duran küpeleri gösterdim "Tamam."
Ay hadi inşallah takarsın Kuziiş.
xx
xx
xx
-kalpler kalpler-
-sonunda yazdıklarımın içinden çıkıp Dikili'ye gidebilmek.- 😍
ŞİMDİ OKUDUĞUN
What Is The Next?
Teen Fiction-What Is The Next?- Onu hayata bağlayacak hiçbir şeyin olmadığını düşünen Nergis yıllar önce hazırlamaya çalıştığı 'Ölmeden Önce Yapılacaklar' listesini şans eseri bulur ve gözden geçirip bunları uygulamaya başlamanın zamanı geldiğini düşünür. Ailes...
